Seçim öncesinden alışık olduğumuz üzere, cumhurbaşkanlığı seçimleri için de, CHP yine çok tartışılacak bir gündeme imza attı. Erdoğan konusunda gardını alamayan Kılıçdaroğlu, Türkiye sorunlarına kafa yormadığı bir performansla, CHP içinde belli bir kesimi ters köşeye yatıracak bir adayı kamuoyuna duyurdu. Tabii bunu yalnız değil, yol arkadaşı MHP Genel Başkanı Bahçeli ile birlikte kafaları tokuşturarak yaptı. Edindiğimiz bilgilere göre önce adayı belirledi, sonra gidip Bahçeli’ye sundu. Bahçeli’de kabul etti ve aday ortak bir açıklama ile kamuoyuna duyuruldu. Birçoğuna şaşırtıcı geldi.
Oysa daha yerel seçimlerde, nabza göre şerbet vermeyi ilke edinen Kılıçdaroğlu’nun, Ankara adayı olarak gösterdiği Mansur Yavaş, MHP kökenli değil miydi? MHP ile güç birliğine giderek İslam İşbirliği Teşkilatı eski Genel Sekreteri Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday gösteren Kılıçdaroğlu sadece aday profili ile değil adayın adı ile de yeni bir tartışma başlattı. Hatta isim konusunda yarattığı popüler tartışma aday profilinin önüne geçti. Ekmeleddin diyebilmek için öncesinden prova yapan gazetecilere kolaylık olsun diye İhsanoğlu özlü noktasını koydu: "Adım 14. yüzyılda iki Türk büyük bilimadamının adıdır. Bayburtlu Ekmeleddin bir İslam alimi. Biri de Mevlana zamanında yaşamış ünlü bir hekimdir. Anadolu'da o dönemde 13-14. yy'da çok kullanılan Nurettin gibi, Şehabettin gibi, Necmettin gibi, ama yadırganacak bir şey yok. Herkes bana Ekmel der".
İsmi ile bir bütün olarak uyumluluk gösteren duruştaki bir adayı CHP’den aday gösteren Kılıçdaroğlu parti tabanından gelecek eleştirileri de hesaba katmış olmalı. Zira yıllardır CHP’nin kendilerine verdiği tek şeyin‚ ’aidiyet asimilasyonu’ olduğunu kavramayan Aleviler, CHP’nin sırtını dayadığı önemli bir seçim kitlesi. Fakat bu kez aday profilini içlerine sindiremeyen Alevilerden itiraz sesleri çıkmaya başladı. Durumu hesaba katan Kılıçdaroğlu’da hala içinden çıkamadığı memur psikolojisi ile Alevi turuna çıktı. Alevi kurumlarını ikna etmeye çalışan Kılıçdaroğlu’nun ikna turlarından biri de Ankara’da Alevi örgütlerinin temsilcileri ile bir araya geldiği yemek idi. Yemeğe Hacı Bektaş Dergahı’ndan, Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne kadar çok sayıda Alevi kurum temsilcisi katıldı.
Buradaki Alevi kurum temsilcilerinin en büyük rahatsızlığı Kılıçdaroğlu’nun aday profili belirlerken kendilerini dikkate almaması ve fikir almak için bile kapılarını çalmaması. "Alevilerde ve solcuların içinde hiç yetenekli kimse yok mu? Biz, bu adayı içimize sindiremiyoruz" diyen Aleviler’i Kılıçdaroğlu bir türlü ikna edemedi. Ülkeye yaptığı en iyi hizmet (!) Erdoğan’a cevap yetiştirmek olan Kılıçdaroğlu, Alevilere de bu mantıkla cevap verdi: "Ben partiyi değil, Türkiye’yi düşünerek hareket etmek zorundaydım. Tayyip’i gönderecek tek seçenek buydu. Çünkü, Tayyip bu adayla ilgili hiçbir şey düşünemiyor”.
Adayları Ekmeleddin İhsanoğlu’nu tanıtma turunda Kılıçdaroğlu’nun geçen haftaki durağı Almanya idi. Aleviler’in itirazlarına yönelik, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nu (AABF) ziyaret eden Kılıçdaroğlu Avrupa’da bulunan Alevi Kurum temsilcileri ile bir araya geldi. Burada bir parantez açmakta yarar var. Kılıçdaroğlu gezi kapsamında Diyanet İşleri Türk İslam Birliği Camisi de ziyaret etti. Fakat Ermeni kilisesini de ziyaret etmek isteyen Kılıçdaroğlu’na ret cevabı geldi. Gerekçe ise: "Kılıçaroğlu ve CHP yönetimi ‘Ermeni Soykırımı Gerçeğini’ inkar ettiği sürece burada kabul görmemiz mümkün değildir".
Tekrar Alevi ziyaretine gelirsek. Kılıçdaroğlu İhsanoğlu’nun şeriatçı olduğu yönündeki kaygıları gidermek için grup toplantılarında sergilediği performansı sergiledi. Yani kimse bir şey anlamadı. Öz’ü şu: "Ortak paydamız geniş ve büyükse o zaman ön yargılara gerek yok. Siyaset uzlaşma sanatıdır. Demokrasinin özünde de bu vardır." Hangi demokrasi anlayışına göre, bu da bir muamma. Neyse, konumuz aslında Alevilerin Kılıçdaroğlu’nu nasıl karşıladığı. Almanya’daki Aleviler de aday konusunda ikna olmadılar.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker, görüşme sonra yaptığı değerlendirmede yönünü sağa değil, sola dönen bir CHP istediklerini belirtti. Öker’in bir belirlemesi diğer kaygılarından oldukça farklı. Şöyle ki; Bu güne kadar gelen siyasilerin STK’ları kurumsal düzeyde ziyaret etmediklerini ve otele çağırdıklarını, fakat Kılıçdaroğlu’nun bu anlamda diğerlerinin yapmadığı doğru olan birşeyi yaptığını vurguladı. Zira Kılıçdaroğlu’nun sadece cumhurbaşkanlığı seçimi için değil, daha önce planlanan ve birçok ülkeden gelen federasyon başkanları ile Alevilerin genel durumu ve kazanımları üzerine bir toplantı olduğunu ifade etti. Kanımca bu da biraz politik bir cevap. CHP’nin Alevileri seçim dönemleri geldiğinde hatırladığını artık, Alevi inancına mensup çocuklar da biliyor.
Yıllarca Aleviler üzerinde inanç sömürüsü yapan, kimliklerini ret noktasından azımsanmayacak destekler sunan CHP’nin artık Aleviler tarafından kararlı bir şekilde protesto edilmesi gerekiyor. Adayı içlerine sindiremediklerini net bir dille ifade eden Aleviler, artık yıllardır CHP tarafından yapılan kültürel asimilasyona dur demeliler.
Aleviler, CHP ve kısaca Ekmel…
Almanya Gündemi