
Türkçe‘deki “barış” sözcüğünün, Kürtçedeki karşılığı “aşitî“dir. Ali Hüsein Kerim’in verdiği bilgiler dahilinde, bu sihirli “aşitî“ kelimesinin etimolojisine kısaca bir bakalım! “Aşitî“ kelimesinin etimolojik kökenii Avesta’daki “âxşti” kavramına dayanır. Proto Kürtçe sayılan Hurrice’de ise aynı harflerle türetilen “as-aşş < a-aş-şe-ş, asti” yazılımlarıyla telaffuz edilir. Yine bu kanaldan Pehlevice‘ye geçen “asani, astih” terimleri de, aynı açılımlarla Farsça’da “sulh” manasında kullanılır. Olumluluğu bellirten aşitî < barış kavramının birçok morfolojik açılımları da bulunmaktadır. Örneğin “asayiş, ayıklamak, güvenli durum, sebestlik, iyi, kalmak, durmak, oturmak, mutluluk, refah..!” ve benzeri kavramsal nitelemeler; kelimenin ortaya çıkmasında rol oynamıştır. Genel manada Ortadoğu’nun İslam aleminde, gerekse 7 Haziran seçimlerinden sonra, en çok ihtiyaç duyulan aşiti < barış kavramı; Alevi öğretisinin de temel öğelerinden birisidir. Avlanmanın dahi yasaklandığı bu öğreti kapsamında barışın, zıtlar arasında dahi ne denli büyük bir öneme sahip olduğu bilinmektedir. Birçok antik inançta olmakla birlikte Zerdüşt’ün (Ahura Mazda < iyi - Angra Mainyu < kötü) düalist formülü, işte tam da bu evrede, devreye girmektedir.
Geçtiğimiz günlerde, 24 Eylül 2015 tarihinde Dersim’de bir araya gelen Alevi ocaklarının bazı Pirleri bir basın açıklamasıyla Türkiye kamuoyunu duyarlılığa çağırdılar. AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü savaş politikalarını Dersim Seyit Rıza Meydan’ında yaptıkları basın açıklamasıyla protesto ettiler! Yaptıkları açıklamada Pirler, bayramların dayanışma, birlik ve beraberlik günü olduğunu ancak bu bayramda başta kutsal mekanlar olmak üzere ormanların yakılıp, bombalandığını ve kan döküldüğünü hatırlattılar! Dolayısıyla “Alevi pirleri olarak bu bayramlaşmayı şiddetle kınıyor ve bayram süresince dönüşümlü olarak 4 günlük açlık grevi başlatıyoruz” dediler. Çözüm sürecinin bırakıldığı yerden kalıcı ve şeffaf bir şekilde devam etmesini isteyen Ocaxzâdeler (Pirler); “Süreç devam etmelidir, insanım diyen herkes, barışa ses vermelidir” dediler. 4 günlük açlık grevine yatan Pirlere; destek vermek amacıyla Diyarbakırlı Melleler de Dersim’e geldiler. Aslında bu tarihi bir buluşmaydı. Seyyid Rıza Meydanı‘nda bir araya gelen ve yaptıkları açıklamalarla Dersimli ocak Pirleri ile Diyarbakırlı Mellelerin yüregi barış < aşiti, dostluk ve kardeşlik için atmaktaydı.
Gönül isterdiki bu barış girişimine, Dersim’deki bütün ocakların pirleri katılsındı! Alevi felsefesinin temel ögelerinden olan aşiti Dersim’den, Pirlerin nefesiyle tüm ülkeye, dünyaya yayılsındı. Onurlu bir barışı savunmak, barışın kalıcı eşit birlikteliğe dönüştürülmesi için çaba sarfetmek kadar daha güzel ne olabilir ki? İşte bu yüzden Alevi Rêberleri, Pirleri, Piripiranları, talipleri, müsahipleri ve kirveleri tek ses ve tek yürek olup, barışın tesisi için çalışmalıdırlar. İsa peygamber Kitab-ı Mukaddes’te “Sana bir kimse sille vurursa öbür yüzünü çevir” demişti. Yine 13.yüzyılın batıni şairlerinden Yunus Emre ise “Dövene elsiz gerek sövene dilsiz gerek” dizelerinde dile getirdiği gizemli barışla, günümüz koşullarında böylesine tek taraflı umutsuz bir aşkın yaşatılması elbette beklenemez! Zira küskünler arasında, karşılıklı yaşatılması gereken barış, ancak eşitlik temelleri üzerinde yürür. Öyle ise hep beraber “Savaşa hayır, barış hemen şimdi!” diyebilmeliyiz!