21. Yüzyıl için birçok sıfat söylenebilir. Ancak, 21. Yy demokrasi ve insan hakları çağıdır. Somut durumun böyle olması efendilerin lütfünden değil ezilen, inkar edilen insanlığın mücadelesindendir. Efendiler bu mücadele karşısında sıkıştıkları için etnik, inançsal, sosyal, kültürel sorunları "Çözmek" zorunda kaldılar. Lakin "Çözüm" dedikleri şey bir Muaviye oyunundan ibaret. Çözecek gibi yap!.. Ama çözme, zamana yay, unuttur, tartışma adı altında sulandır gitsin!

AKP 3 Haziran 2009’da "Alevi açılımı" başlattı. Aradan dört yıl geçti. Sonuç sıfır! AKP’nin "Açılım" adıyla yürüttüğü siyaset bir nihai asimilasyon projesidir. Aleviliği sisteme yedekleme, Sünnileştirme, Diyanetin emrine verme! Peki, bu proje devletin kadim projesi değil midir? Devlet tüm kurum ve kuruluşlarıyla Alevi karşıtı değil midir? Cumhuriyet tarihi boyunca hükümet olan tüm partiler Aleviliğe karşı inkarcı, asimilasyoncu politika yürütmüş, katliamların ortağı ve uygulayıcısı olmuştur. Hal böyleyken Alevilerin siyaset tercihi ne üzücüdür ki mevcut partileri aşacak bir düzeye ulaşamamıştır. Bunun temel nedeni Alevilerin kendine yabancılaşması, sistemden edindikleri politik tercihleri Aleviliğin yerine ikame etmeleridir.
Devletin Muaviye zihniyeti her seçim öncesi Alevileri yedekte tutacak bir tevatür üretiyor. 30 mart yerel seçimlerinin tevatürü "AKP’den kurtulalım da ne olursa olsun!" tevatürüydü. CHP, AKP’den kurtulmak adına Alevileri MHP’yi tercih etmeye zorladı. Bu durum devletin, çürümüş sistemin ve bu çürümüşlüğün bir parçası olan zihniyetin siyaset üretememe bunalımıdır. Bırakın sosyal demokrat olmayı CHP asgari anlamda değişime uyum sağlamaya çalışan neo liberal siyaseti bile okuyamıyor! "İktidar olmak" için MHP’den, geleneksel sağ siyasetten, cemaatten, Süleyman Demirel ve ekolünden medet uman CHP Aleviler için bir "Seçenek" olamaz! Demirel ekolünün rahleyi tedrisinden mezun Kılıçdaroğlu ve mevcut CHP kurmayları şimdi "Cumhurbaşkanlığı seçimi" için aynı tezgahı kuruyorlar. "Çatı adayı" dedikleri çatının direği Demirel’dir. Bu "Çatı" önceden tepemize çok kuruldu. Bu "Çatı" altında Alevi katliamları yapıldı, Kürt Halkına karşı kirli savaş yürütüldü, emekçiler ekmeğe muhtaç edildi, işsizlik yoksulluk ayyuka çıktı. Bu "Çatı" kirli ve kanlı bir çatıdır.
Tabi ki klasik soru hemen hazır? "Ne yapalım, AKP’ye mi oy verelim?" Kendi aklını, izanını ipoteğe veren bir tür şartlanmadır bu! AKP ile CHP, MHP arasındaki çatışma demokrasi, insan hakları, kimliklerin kabulü için değildir. Devle denen mekanizmayı mevcut haliyle kim yürütecek? Devletin olanaklarını kim çarçur edecek? Kavgasıdır. Aynı düzlemde benzeş iki, üç ögeden biri diğerinin seçeneği olamaz.
Bu bağlamda Aleviler ortamı iyi okumalı ve rol almalıdır. Kendi toplusal, inançsa, siyasi gücünün farkında olmayan, gücünü CHP’ye ipotek eden Aleviler için tam da Şahı Merdan Ali, İmam Hüseyin, Pir Sultan Abdal, Pir Seyit Rıza olma zamanıdır. Kendi tarihine dönmek, kendi tarihi, inançsal, kültürel verileri ile siyaseti yorumlamak gibi bir hakikatle karşı karşıyadır Aleviler. "Çözüm" AKP’nin gidip yerine CHP/MHP ortaklığının gelmesi değil, aynı iplikten başımıza çorap ören üç partiye alternatif üretmenin, üretilen alternatifleri görmenin zamanıdır.
Öncelikle Alevilerin Kürt Halkını ve Kürt Siyasal Demokratik Hareketini devletin tanımı ile algılamaktan kurtulması gerekiyor. Aleviler, Türkiye gerçeğini oluşturan etnik ve inançsal kimlikler eşit ve özgür olmadan, bu sahte "Laiklik" değişmeden Alevi sorunu veya bir başka sorun çözülemez! Gerçeğini kabul etmeli bu minvalde siyasete katılmalıdır. Bunun en kısa ve net tarifi "Laik demokratik Türkiye ve eşit yurttaşlık"tır.
Alevilerin siyaset yapma, siyasete katılma tarzıyla yüzleşmeleri zor ve zahmetli olacak! Çünkü her yüzleşme beraberinde bir sorun getirir. Yüzleşme kendi hakikatini görmek ve değişime adım atmak demektir. Ama bu yüzleşmenin ilacı Alevilikte var. Zira Aleviliğin kendisi, bireyin ve toplumun her an yeniden kendi hakikatiyle yüzleşmesi değil midir?..