CHP’de pusuda bekleyen ulusalcılar başkaldırmış durumda ve kurultay çağrısında bulunmaktadırlar. Aslında devleti kuran devlet partisi ve onun Genel Başkanı Kılıçdaroğlu için kurultayı toplamak tarihi bir fırsat; “partiyi sağcılardan ve sığ anlayıştan kurtarır” diye düşünülürken, yaptığı söyleşilerden anlaşılıyor ki ne böyle bir niyeti ne de eylemi var.
Serpil Çevikcan’la yaptığı söyleşide; hedef kitlesini sağcılardan oluşturacağını, eski statükocu anlayışını sürdüreceğini açık ve net bir biçimde sergiliyor. “Sağdan oy gelmeyecek de uzaydan mı gelecek.“ Bu düşünce elbette kendilerini CHP‘ye mahkum etmiş, onların doğal tabanı sayılan Alevi emekçi kitleleri ve kendilerini solda sayanların da dikkatinden kaçmıyor, kaçmamalı.
CHP‘nin arka bahçesi, stepnesi olarak tanımlanan Aleviler, en zor koşullarda bile CHP ye oy verdiler. Korkuları laik demokratik cumhuriyet sandıkları, ceberrut devlet ve onu kuran partinin güvenli bir yer olduğu sanısı idi. Ancak; 1921 Koçgiri, 1937 Dersim, Maraş, Sivas, Çorum, Malatya, Gazi Mahallesi, Gezi’de Aleviler yakılıp yıkılıp yok edilirken, kısaca imha edilirken hep iktidardılar ya da iktidar ortağı. Şimdi bu gerçek ile yüzleşiyorlar. Yerel yönetimler ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP'nin uygulamaları aday belirlemesi, bilinçlerini açıverdi sanki. Hani okumayı aylar sonra söken çocuklar gibi. Onca yaşananlardan sonra birden bire bilinçleri ışıdı.
Yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde, azımsanmayacak bir oranda HDP'den ve onun adayından yana çevirdiler. Ya da küsüp sandığa gitmediler. Bu doğrudan CHP'nin yaptığı hatalardan kaynaklı diyemeyiz. Elbette HDP'nin özellikle Demirtaş’ın performansı, emekçilere, halklara yaklaşımı, demokrasi ve özgürlük arama çağrıları etkili oldu. Alevilerin çoğu can kulağı ile HDP'nin ne söylediğini dinliyor ve ona göre konumlanmaya çaba harcıyor. Artık onların büyük bir bölümü siyaseti sorguluyor, CHP ile, kendileri ile yüzleşiyorlar.
Alevilerin hep övünçle söz ettikleri Köy Enstitüleri’nin kapatılıp, yerine İmam Hatip Okulları, Kur’an kurslarının açılması, 1947'lerde CHP'nin tek parti dönemine ve sonrasına tekabül eder. Bugün şikayetçi oldukları gerici partilerin temelleri onların döneminde atıldı. Onlar biliyor, yıllar yılı halkın geri yanlarının örgütlenmesine seyirci kaldıklarını, onların değirmenine de dolaylı ya da dolaysız Alevilere su taşıttıklarını...
Şimdi fanatik, kemikleşmiş Alevilerin dışında kalanların gözleri yeni yeni açılmaya başladı. CHP'ye mahkum olmadıklarını mecbur olmadıklarını anlamış durumdalar. Elbette 72 millete aynı gözle bakan, insanı ve insanı değerleri kendilerine merkez yapan bir halkın, ırkçı/tekçi söylemler ve eylemler durağında ebediyen beklemeyecekti. Değişecek ve dönüşeceklerdi. Kabesi insan olan bir anlayışın sahipleri, son günlerde tanık olduğumuz insanlık dramını görmezden gelemezlerdi. Onlar da değişiyor, değişecek elbette. HDP’nin de; Alevilerin ve diğer muhalif grupların kendilerine verdikleri desteği iyi görmesi, ona göre siyaset üretmesi, ona göre örgütlenmesi sesini iyi duyurması, kendini iyi ifade etmesi gerekmektedir.
Bu aşamada artık Kürt sorununa negatif bakanlar, çözümü için engeller koyanların çabaları boşa çıkaracak politikalar üretmeleri gerekmektedir. Aslında bir bakıma öyle olmuştur da. HDP Türkiye Partisi olma uğraşından başarılı çıkmıştır. CHP ister köklü bir parti olsun, ister devlet partisi olsun, değişime ve dönüşüme kapalı bir partidir; oradan demokrasi çıkmaz, çıkmıyor. Artık Aleviler bunu görüyor ve onlara ne mahkum ne de mecburlar.
Alevilerin CHP mahkumiyeti ve mecburiyeti kalkıyor mu?
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası ülkede yeni gelişmelere tanık oluyoruz. Siyasi partiler içten içe kaynıyor. Hemen herkesin konumu değişecek ya da değişiyor. Hiç kimse için eski pozisyonunda kalmak kolay olmayacak. Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Demirtaş’ın verdiği umut, taşların yerinden oynamasına neden olmuştur. Öyle görünüyor ki bundan böyle siyaset yeniden şekillenecek.