
Türkiye halkları, AKP’nin diktatörlüğe giden “Başkanlık Sistemi” ve HDP’nin radikal demokrasi kapsamında yaptığı “Yeni Yaşam Çağrısı” ile tarihinin en kritik seçimlerine yaklaşıyor. Önümüzdeki seçimleri kökünden etkileyecek en önemli dinamiklerden biri olan Alevi toplumunun seçimlerdeki tercihi, Türkiye’nin gidişatını da belirleyecek.
Şimdiye kadar genelde kendisine katliamı reva gören kesimler tarafından “çantada keklik, arka bahçe, oy deposu” olarak görülen Alevi toplumunun seçimi, Türkiye’nin gidişatının belirlenmesinde önemli bir etkiye sahip olacak. Alevilerin parlamenter sistem içindeki toplumsal seçmen davranışları, bu seçimde nasıl davranacaklarını göstermesi bakımından önemli bir ipuçları içeriyor.
Aleviler hep alternatif aradı
Kendi içinde özgün bir demokrasi ve eşitlik kültürü olan Aleviler, Cumhuriyet’in başlangıcından bu yana seçimlerde etkili rol aldılar. Alevilerin seçim tarihi, tüm eşitlikçi ve demokrat kültürlerine rağmen en büyük Alevi katliamlarında sorumluluğu olan CHP’ye nasıl oy verdiklerini, diğer inkarcı partiler ile CHP arasında nasıl seçeneksiz, alternatifsiz kaldığını gösteriyor. Alevi kitleleri, her zaman eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerinin peşinden giderken 1946 yılından 2015’e kadar çıkan demokratik her alternatife de Alevi kitlelerinin oy verdiği görülüyor.
Cumhuriyet tarihi boyunca tek parti iktidarı CHP’yi desteklemiş olan Aleviler, 1945 yılına kadar süren tek parti sisteminde yaşadıkları Koçgiri ve Dersim katliamlarının etkisiyle, 1946 yılında yapılan ilk seçimlerde Demokrat Parti’yi (DP) destekledi. Tek parti iktidarının yıkılmasından en çok mutluluk duyacak halk olan Alevilerin çoğunluğunun yaşadığı Amasya, Tokat, Erzincan, Dersim, Sivas, Çorum ve Maraş gibi bölgelerde seçimi DP kazandı. 1950 yılına doğru Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde seçimi bir kez daha DP kazandı.
Temel etken seçeneksizlik
Alevilerin yüzde 80’inden fazlasının DP’ye oy verdiği 1950 seçimlerinde yüzde 52 oy alan DP’nin giderek muhafazakar eğilimler gösteren politikaları ve kimi tarikat ve cemaatlerle gelişen ilişkileri, Kemalist rejimin “Şeriat gelecek” propagandalarını hayata geçirmesine neden oldu. “Şeriat gelecek” kampanyasını yürüten CHP’nin hedefinde Alevilerin oyu yatarken DP’nin muhafazakar politikaları ve Osmanlı’da İslam adı altında yıllarca zulüm gören Alevilerin “şeriat korkusu”, 1957 seçimlerinde yönlerini yeniden CHP’ye çevirmelerine neden oldu. Alevilerin CHP’ye yaklaşmasının diğer temel bir sebebi de DP ve CHP arasında kalmış seçeneksizlikti.
Aleviler TİP’e destek olmuştu
60’lı yıllarda ise eşitlik, özgürlük ve devrim taleplerinin yükselişi Alevi kitleleri arasında karşılık buldu ve özellikle Alevi gençleri için yeni bir dönem başladı. Alevi emekçilerinin bir kısmı Türkiye İşçi Partisi’ni (TİP) desteklemeye başlamıştı. TİP ile beraber sosyalist hareketleri tanımaya başlayan Aleviler giderek güçlenen sosyalist hareket içerisinde yer almaya başladı.
Tek partili dönemin ardından DP’yi ardından da devamcısı olan Adalet Partisi’ni bir dönem destekleyen Aleviler, 1970’li yıllardan sonra yükselen emekçi hareketini kontrol altında tutmak için sosyal demokrat politikalar üreten ve “ortanın solu” demagojisiyle Alevi kitlelere pazarlanmaya çalışılan CHP’nin seçmeni haline geldi. Bu dönemde kentlere göç etmeye başlayan Aleviler CHP’yi desteklerken, Alevi gençlerinin çok büyük bir bölümü ise politikada seçimleri temel gündemi haline getirmeyen sosyalist, yurtsever örgütlerin içinde bulundu. 70’li yıllarda İnönü CHP’sinin başına gelen Ecevit’in Alevi kitlelerinin neredeyse yüzde yüzünün oyunu almasında, Kemalizm’den kopma ve sol bir parti olma iddiası temel sebepti. Alevilerin bu dönemde yaşadığı en büyük trajedi ise seçimlerde tüm güçleriyle Ecevit’e destek vermiş olmalarına rağmen binlerce Alevi gencin destek verdikleri Ecevit iktidarında katledilmesiydi.
Korku ve seçeneksizlik yine sahnede
12 Eylül askeri darbesinin ardından devrimci hareket ve Kürt hareketinin mücadelesine karşı CIA tarafından kurulan “yeşil kuşak” projeleri kapsamında, devletin her türlü örgütlenmesinin dini örgütlenme üzerine kurulması girişimleri Alevi kitleleri CHP çizgisinde partilere oy vermeye itti. Aleviler siyasi tercihlerini ağırlıklı olarak Erdal İnönü’nün SODEP ve SHP’sine yönlendirdi. Sonraları SODEP adını alacak olan CHP’nin yerine kurulan Halkçı Parti, 83 seçimlerimde Alevilerin oylarıyla Hatay’da yüzde 36.37, Dersim’de yüzde 63.56, Sinop’ta 44.77 ve Edirne’de 41.32 oy oranını ulaşırken Kırklareli ve Zonguldak’ta da birinci parti oldu.
CHP kimlik bilincine karşı
90’lı yılların temel özelliği, Alevi kitlelerin Osmanlı’dan kalma olan “kimliği saklama” refleksinin artan korku ve katliamlar sonrası “kimliği savunma” refleksine dönüşmesi oldu. Fakat CHP çizgisi yine “Şeriat gelecek” korkusunu körükledi ve 90’lı yılların Sivas ve Gazi katliamlarını yaşayan, seçimlerde ise yine ulusalcılar ile muhafazakarlar arasında kalan Aleviler, bir kez daha gönülsüzce CHP çizgisine oy verdi.
2000’li yılların başında AKP’nin sahneye çıkması ve seçimlerin AKP, CHP ve MHP tekelinde gerçekleşmesiyle beraber bir kez daha sağ muhafazakar partilerin iktidar olması korkusu Alevilerin CHP’ye oy vermesini devam ettirdi. 2002’de CHP oylarının yüzde 65’i Alevi yerleşimlerinden geldi.
HDP’nin ‘Yeni Yaşam Çağrısı’ Alevi felsefesiyle uyumlu
AKP, MHP ve CHP tercihlerinin yapmak zorunda kalan Alevilerin 2000’li yıllarda kırılma noktası ise 2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri oldu. Yıllardır CHP’ye “geleneksel olarak” oy veren Aleviler, CHP’nin MHP ile ortaklaşarak sağ bir aday göstermesi ve HDP’nin Selahattin Demirtaş’ın adaylığıyla güçlü bir çıkış yapması sonucu, CHP tercihlerini değiştirmeye başladı. HDP’nin yüzde 6-7 arasında değişen oy oranını yüzde 9,7’ye çıkardığı seçimlerde, Aleviler de HDP’ye yönelmişti. Tarih ve kültürlerinde bulunan özerk yönetim, ırklar arası eşitlik ve demokrasi kültürü ile oluşan yaşam felsefesi ile HDP’nin yaptığı “Yeni Yaşam Çağrısı”nın aynı düzlemde olması, Alevileri HDP alternatifine yönlendirmeye başladı. Bu yönelim, önümüzdeki seçimlerde de devam edecek gibi görünüyor.
CHP: 5 büyük Alevi katliamının ortağı!
Tarihleri boyunca birçok farklı partiye oy veren ancak en çok CHP’yle anılan Alevilerin seçim davranışları, daha çok korkuları ve seçeneksizlik ekseninde gelişti. CHP’yi de bu minvalde bir yere koymak mümkün. CHP, Alevilerin öz kimlikleri, talepleriyle ilgili programlarından ötürü değil, korkulardan ve alternatifsizlikten dolayı oyların yöneldiği bir parti oldu.
Özellikle CHP’nin tek parti olduğu dönem ve sonraki 90 yıllık tarihsel kesit, Aleviler açısından inkar, asimilasyon ve katliamlarla geçti. Bu tarih ise, Takrir-i Sükun Yasası’yla başladı. Yasayla birlikte Anadolu medeniyetinde düşünsel devrime öncülük etmiş olan Şeyh Bedreddin, Pir Sultan Abdal, Seyyid Nesimi ve Baba İshak gibi nice Alevi önderleri yaratan dergahlar yasaklandı; Alevilerin özerkliğine ve eğitim sistemlerine son verildi. Yine bu dönemde ibadetleri yasaklanan Alevi dedelerinin geleneksel uzun bıyık ve sakallarını görülen her yerde jandarma tarafından çıplak elle yolundu.
İlk büyük katliam: Dêrsim
CHP’nin hükümette olduğu yıllarda gerçekleşen en büyük Alevi katliamı ise, 1937-38 Dêrsim Katliamı. İsmet İnönü’nün, “Dersim Vilayeti’nin yeniden teşkili ile askeri bir idare kurulması ve Dersim ıslahının bir programa bağlanması lazımdır” dediği Kürt raporuyla başlayan katliamda, çoğu kadın ve çocuk 10 bini aşkın Alevi katledildi, on binlercesi sürgün edildi. Bu katliam, AKP tarafından CHP’nin tek başına gerçekleştirdiği bir katliam olarak gösterilmeye çalışılsa da, aslında AKP’nin politik köklerini oluşturan DP’den de çok sayıda kişi, katliam hükümetinde yer almıştı.
Diyanet’i CHP kurdu
Alevilerin dergahlarını kapatıp ibadet ve ritüellerini Takrir-i Sükun Yasası ile yasaklayan CHP, yasanın çıkmasından kısa süre önce de Şer’iye ve Evkaf Vekaleti’nin yerine 3 Mart 1924’te bugün Alevilerin bir asimilasyon aracı olarak gördüğü ve kaldırılmasını istediği Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuruluşunu ilan etti. Ardından, 1963’te İsmet İnönü, Diyanet İşleri ile ilgili yeni yasa tasarısı hazırladı ve burada “Mezhepler Müdürlüğü” ve “Alevi Kürsüsü” kurulmasını önererek başka bir asimilasyon politikasını işletti.
5 büyük CHP katliamı
Aleviler, 1923’ten sonra, siyasal reflekslerine de etki eden 6 büyük katliama maruz kaldı. Bu katliamların beşinin ortağı CHP’ydi. Bunlar:
* Dêrsim Katliamı (1937-38) - CHP tek parti.
* Malatya Katliamı (1978) - CHP iktidarı. Başbakan Bülent Ecevit.
* Maraş Katliamı (1978) - CHP iktidarı. Başbakan Bülent Ecevit.
* Sivas Katliamı (1993) - İktidarda CHP öncülüğündeki Sosyal Demokrat Halk Partisi (SDH) vardı.
* Gazi Mahallesi Katliamı - CHP-Doğru Yol Partisi koalisyonu iktidardaydı.
Bu dönemdeki büyük katliamlardan yalnızca 1980’deki Çorum Katliamı’nda Adalet Partisi iktidarı vardı.
Aleviler HDP’ye yöneliyor
Sonuç olarak, Cumhuriyet tarihi boyunca Türk ve İslam dışında her türlü inanç grubu ve etnisiteyi asimile etmeye yönelik politikalar yürüten, Aleviler toplumu ile birlikte başta Kürt ve Ermeniler olmak üzere birçok etnik gruba yönelik katliamlarda da bizzat sorumlu olan CHP, Alevi toplumunun bu gün en temel talebi olan ve asimilasyon aracı olarak görülen Diyanet İşleri Başkanlığı, imam hatip okulları ve zorunlu din dersi gibi birçok kurum ve uygulamayı oluşturdu ya da zeminini hazırladı.
Alevilerin Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir talebine karşılık vermeyen CHP’nin Alevi toplumuyla olan katliam ve çıkar ile dolu ilişkisini fark eden ve yeni dönemde başka alternatifler aramaya başlayan Alevi kitleleri ile tekrar uzlaşmak isteyen günümüzün CHP yönetimi, önümüzdeki seçim dönemi için Alevi adaylar gösterip Alevi toplumunun talepleri üzerinden seçim propagandasına hazırlansa da, Alevi örgütleri ve siyasetçilerine göre özellikle Alevi gençleri ve kadınları HDP’ye yöneliyor. Zira CHP’nin geçmiş dönemlerdeki “görüntüden ibaret” Alevi yaklaşımının gerçek bir programla bütünleşmediği, artık anlaşılmış bulunuyor. HDP ise, dışardan birilerinin yönlendirmesiyle değil bizatihi Alevilerin talepleri doğrultusunda hazırlanan bir programla seçimlere hazırlanıyor.
DENİZ NAZLIM/DİHA-ANKARA