
AKP’nin “Alevi açılımı” adında yaptığı toplantıların Alevilerin yeni koşulda inkar ve asimilasyonunu hedeflediği anlaşılmıştır. Öyle ki devletin derinlikleri ve istihbarat örgütleri tarafından desteklenen Cem Vakfı bile AKP projesine “evet” diyememiştir. Aslında Cem Vakfı Aleviliği adım adım özünden boşaltma ve devletin hizmetine sokma stratejisinin aracı konumundadır. Ancak Aleviler içinde teşhir olmamak için Alevi toplumunun çoğunluğunun reddedeceği konulara evet diyememektedir.
Aleviler yeni bir kurultay yapıyorlar. Bu kurultayda esas olarak temel demokratik haklarını bir daha ortaya koyacaklar ve anayasanın nasıl olması gerektiği konusunda düşüncelerini belirtecekler. Kuşkusuz örgütlü Alevi toplumu bu konuları tartışacak ve doğru kararı verecektir. Ancak bazı konularda yanlış bir yönlendirme yapıldığı görülmektedir. Ölümü gösterip sıtmaya razı etme yöntemi izlenmektedir. Örneğin Aleviler için kabul edilemez olan Diyanet İşleri Başkanlığı konusunda ileri sürülen bazı öneriler böyledir. “Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalı, eğer kaldırılmıyorsa Diyanet içinde özerk bir Alevi bölümü kurulmalıdır” denilmektedir.
Bu önerinin bazı Alevi örgütleri tarafından ileri sürülmesi tehlikenin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Özerk dahi olsa Aleviliğin Diyanet içine alınması Aleviliğin bitirilmesi anlamına gelecektir. Aleviliği devlete bulaştırmak ve siyaset aracı haline getirmek Aleviliğin tarih içinde oluşmuş özüne karşı bir saldırı içine girmektir. Kim tarafından yapılırsa yapılsın devlete yakınlaştırılmış, devletin bir kurumu içine sokulmuş bir inanca Alevilik demek mümkün değildir. Dolayısıyla devletin içinde nasıl yer alınacağı konusu pazarlık yapılacak bir durum değildir. İlkeler, esaslar pazarlık yapılarak yeni bir şekle sokulamaz. İlkeli olunacaksa Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmasında ısrar etmek gerekmektedir.
Aleviliği Alevilik yapan devlet dışı toplum olarak kalmasıdır. Kuşkusuz devletlerden zarar görmüşlerdir, devletin ideolojisi haline gelen dinlerin baskısını yaşamışlardır. Bu gerçeği belirtmek ayrı bir konudur, ama biz de devlet olalım, ya da devletin himayesine girelim demek ayrı bir konudur. Eğer Aleviler tarih içinde devlet içine girselerdi, hatta bir devletin ideolojik gücü olsalardı bugünkü güzelliklerini kaybetmiş olurlardı. Aleviliğin güzelliği ve değeri tüm baskılara rağmen devlet dışı toplum olarak kalarak özünü ve varlığını koruyup bugünlere gelmesidir. Aleviliği devletin içine sokmak, bin yıllardır süren geleneğe ve çekilen acılara ihanet etmek olur. Demokrasi, devlete yakınlaşmayı değil, devletten uzaklaşmayı; toplumun devlet dışı örgütlenmesi ve güç olmasını ifade ediyor. Alevilerin özü demokratiktir diyorsak bunun nedeni devlet dışı toplum kalmalarından ileri geliyor. Demokratik değerlerin bugünkü yorumu açısından ele alındığında Alevileri devlete yakınlaştırmak, devletin eklentisi haline getirmek antidemokratik bir tutum olur. 21.yüzyıllın Alevilerin yüzyılı olması isteniyorsa devletten uzak durulmalıdır. Alevilik düşüncesi tüm insanlığı etkileyecek evrensel karaktere sahiptir deniliyorsa bunun nedeni, bugüne kadar devlet dışı toplum olarak kalmasıdır. Dolayısıyla bugüne kadar devletten uzak kaldığımız için zarar gördük, bu nedenle devletle bütünleşelim demek, Aleviliğe kurulmuş en büyük tuzaktır.
Şimdiye kadar Alevilerin bir kısmı Kemalizm’in sözcülüğünü, demokratik olmayan Cumhuriyet savunuculuğu yaptılar. Ancak Alevilerin hiçbir sorununa bir çözüm bulamadılar. Ne üzerlerindeki baskı azaldı, ne de oldukları gibi kabul edildiler. Ancak demokrasi mücadelesi geliştikçe kendilerini ifade etme imkanı bulmaya çalıştılar. Alevi gençlerinin on yıllardır devrimci demokrasi mücadelesi içinde yer alması; Kürt halkının onlarca yıldır yürüttüğü özgürlük mücadelesi bugünkü imkanları ortaya çıkarmıştır. Hatta devlet, Kürt halkının mücadelesi ve devrimci demokratik hareketlerle buluşmasınlar düşüncesiyle Aleviliğe yumuşak yaklaşma zorunluluğu hissetmiştir. Bu durum bile demokrasi mücadelesinin sonucu ortay çıkmıştır. Eğer evlerine Mustafa Kemal fotoğrafını asmak, devletin resmi ideolojisine yakın durmak sonuç verseydi on yıllar önce bu yönlü sonuçlar vermesi gerekirdi.
Bugün Aleviliğe yakışmayan bazı görüntüleri hala Cem Evlerinde, hatta Cemlerin yapıldığı mekanlarda görüyoruz. Cem Evlerinde Atatürk’ün fotoğraflarının ve Türk bayraklarının olması gerçekten de anlaşılır gibi değildir. Eğer inançlar evrensel ve herhangi bir siyasete ve siyasetçiye angaje olmayacak bir karaktere sahipse Cemler yapılırken Atatürk fotoğrafının Alevi inanç büyüklerinin yanında yer almasının hiçbir anlamı yoktur. Hele dinlerin siyaset aracı yapılmasından büyük acılar çekmiş bir inancın herhangi bir ideolojik ve siyasi anlayışı çağrıştıran sembolleri kullanması kabul edilemez. Alevilik bir inançtır. Bu inanca sahip olan insanların hepsi bu inançla ilgili olmayan bu sembolleri benimsemeyebilir. Bu sembollerin ibadet yapılan mekanlarda bulundurulması ilkesel olarak doğru olmamakla birlikte bu sembollerin böyle bir yanının olduğunun da düşünülmesi gerekir.
Cem Vakfı’nın, Cem TV’nin yansıttığı Cemlerde Atatürk’ün fotoğraflarının Hz. Ali’nin, Hz. Hüseyin’in ve Hacı Bektaş’ın yanına konulması artık en hafif deyimle uygun düşmemektedir. Sadece Cem Vakfıyla ilgili olan mekanlarda değil, başka mekanlarda da benzer görüntülere rastlanmaktadır. İbadet yapılan bir ortamda siyasi ve devlet adamı kimliği olan bir şahsiyetin fotoğrafının ve siyasi sembollerin yer alması doğru değildir. Bazı Alevilerin Atatürk’ü sevmesi bu gerçeği değiştirmez. Nasıl ki Cami’de ya da herhangi bir dinin ibadet mekanında böyle sembolleri örmek uygun değilse Cem Evinde ve Cem yapılan mekanda da bu tür sembolleri görmek uygun değildir. Dolayısıyla artık bu yanlışın bırakılması gerekir.
Alevilik devlete bulaşmayan ve insanlığa evrensel değerler katan bir inançtır. Alevilik bir siyasi düşünceye, bir lidere, bir devlete sığdırılamayacak kadar büyük bir değerdir. Aleviliği böyle ele almak Aleviliği büyütür. Yoksa Aleviliği daraltmak ve bazı kalıplara sokmak olur. Bunun da Aleviliğin özüne uygun olmadığı açıktır. Tüm Alevi toplumunun ve inanç önderlerinin bu gerçeği dikkate alarak gerekenleri yapmaları Aleviliğin güzelliğine ve büyüklüğüne yakışan olacaktır.