Pek çok yanıt aldım. F Tipi Kapalı Cezaevi B1-37 / Edirne’den gelen mektup çok ilginçti. Dışarda iken verdikleri özgürlük mücadelesini içerde de edebiyat yoluyla vermek için, bir dergi çıkarmışlar. Bizlere, sizlere bir çağrıda bulunuyorlar. Elçiye zeval olmaz misali, satırına dokunmadan çağrıyı sizlere iletiyorum:
"Sevgili Ali Dayı,
Bir çiçeği koklarken ürperiyorsan, kalbin sevdaya yelken açmış bir genç gibi çarpıyorsa, yaşlılık senden uzaktadır. Bırak bu hindi misali kabarıp semirten yaşlılık tekmil illeti ve zilletiyle mezar taşlarının etrafında dolansın. Bu yürek yaşamdan borcunu almakta ısrarlı. Bundandır ki sana, toprağın yasak olduğu bu mekanda, çer çöpten ürettiğimiz toprakta yetiştirdiğimiz kadife çiçeğinin kurutulmuşunu gönderiyorum. Eşin/sevgilin varsa, armağan edersin. Yoksa da, yüreğini çarpan birisine ver. Kolay bulunmayacak bir çiçek, müstesnalığı burada yetişmesidir.
Mütevazi, kaynağı hayatın pınarından gelen kelimelerinle bezediğin kartını aldım. Çok teşekkürler. İçbükey aynayla içine merdiven dayayan, kibirden ırak kalarak gerçekliğe bağlı kalan insanın has kelimeleri taşıdığını düşünürüm ve ondan öğrenmesini bilirim. Yolu yok, bir kez yazdın bana, vallahi yakanı bırakmam.
Sevgili Ali Dayı, 'öyle yetmişime merdiven dayadım' cümlesiyle dinginlik kıyılarına çekilmek yok. Daha biz hapisten çıkacağız, ya sen geleceksin ya da ben gelirim (gözüm gönlüm Londra görmüş olur) oraya, rakını içeceğim, şiirlerini dinleyeceğim ve yaşamın şah damarından yeniden vuracağız.
Her insan kuvvetli fırtınalar estirmeyebilir. Anlaşılır bu. Ama her insan, nerede olursa olsun, eşit ve özgür yaşamın ummanından bir bardak su verebilir bu çorak insanlığa. Bir bardak su vermenin önemi anlayan için büyüktür. Sistemleri al aşağı eden halk depremlerinin özsuyunda, bu bardak bardak taşınan suların kudreti kristalize olmuştur. Unutma bir katre, bir tek kıvılcım, bir tesirli has kelime... Yeni yaşamlara can verir.
Adettendir, heybemi doldurarak misafirliğe gelirim. Sana da, editörü ve sorumlusu olduğum, Eylül Sanat Edebiyat Dergisi’ni getirdim. Bakalım, beğenecek misin? Eleştiri ve yorumlarını bekliyorum.
Eylül, herhangi bir edebiyat dergisi değil. Okuyunca bunu rahatlıkla, her satırında göreceksin. Özgünlüğüyle, ilk ve tek dergi: Amacımız mahpusların sanat edebiyat ürünlerini yayınlamak, onların seslerini dışarıya duyurmak; eşit ve özgür bir yaşama sanat-edebiyatla katkı sunmak ve içeriyle dışarısı arasında bağ kurmaya yardımcı olmaktır.
Eylül’ü mahpusların ve yakınlarının, maddi-manevi katkılarıyla yayınlanıyor, masraflarını kendimiz karşılıyoruz. Fakat bizim koşullarımızı öngörebiliyorsun. Gittikçe de olumsuzlaşıyor. Bu süreçlerde de, duyarlıklara ve dayanışmaya daha bir gereksinim duyuyoruz. Bu bağlamda, yıllardır İngiltere’de olmandan ve samimiyetine dayanarak bazı küçük istemlerde bulunacağım.
Bulunduğun kentte/ülkede, sanat-edebiyata daha bir önem veriliyor. Eylül dergisine, sponsor ya da fon mahiyetinde, maddi katkıda bulunacak; vakıf, dernek, kültür merkezi/kuruluşlar ve sivil toplum kurumlarının bulunduğunu öngörmekteyim. Bu kuruluşlardan, Eylül’e maddi destekte bulunmasında adımıza istemde bulunabilirsen ve bizimle/benimle bağlantıya geçmelerini sağlarsan çok sevinirim.
Eylül’e bağışta bulunabilecek ya da abone olabilecek insanların dergiyle bağlantı kurmasını istiyoruz. Eylül’ü oraya da taşımak, mahpusların çığlığını yansıtmak amacındayız. Sana yardımcı olması için, Eylül’ün telefon ve adresini veriyorum:
Telefon: 0542 458 56 14,
e-mail: eylultutsadergisi@hotmail.com
eylulkulturedebiyat@hotmail.com
Sağlıcakla kalın/sevgilerimle
 Erdal Süsem”
***
Gelen çağrı bu. Ben hiç tanımam Erdal Süsem’i. Cezaevlerine rehin alınan binlerce gençlerimizden birisi. Oğlumuz, yeğenimiz, fikirdaşımız. Özgürlük mücadelesini edebiyat yoluyla sürdürmek istiyor. Bundan daha makul ne yol olabilir ki? Bizlere düşen görev onlara destek olmaktır. Damlaya damlaya göl olur. Her duyarlı insan yorganına göre ayağını uzatıp, yardımda bulunmalı. Hiç olmazsa dergiye bir yıllık abone olmalı. Mektubu alınca ve dergiyi okuyunca karınca kaderince bin lirayla katkıda bulundum. Her duyarlı insan katkıda bulunmalı ve çevresini yardım için teşvik etmeli.
Yukarıda da söylediğim gibi elçiye zeval olmaz!
Saygılarımla...

 elbistanliali@fsmail.net