Ali Laricani uzlaşmacı mı?
Forum Haberleri —

Ali Laricani
- Ali Laricani, pragmatik bir mizaca sahip, ancak şimdi yönettiği sistemin şekillendirdiği dünya görüşünün içinde. Zaten bir anlaşma, yalnızca ona değil, İran’ın kolektif liderliğine ve Washington’da alınan kararlara bağlıdır.
* ALİ ALFONEH-Çeviri: Yeni Özgür Politika
Ayetullah Ali Hamaney’in 28 Şubat’ta öldürülmesinin ardından dikkatler, ülkenin fiili savaş dönemi lideri Ali Laricani’ye çevrildi. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri olarak görev yapan Laricani’nin konumu, yaklaşık olarak ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı’na denk düşer ve Tahran’ın İran’a yönelik tüm cepheli saldırılar sırasında stratejik karar alma sürecinin merkezinde yer alır.
Bazı gözlemciler, Laricani’yi artık ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez ile yaptığı gibi bir anlaşma yapabileceği pragmatik bir muhatap olarak tasvir ediyor. Bu olasılığı değerlendirmek için Laricani’nin kim olduğunu ve daha da önemlisi, hayatı boyunca içinde bulunduğu ve şimdi fiilen yönettiği İslam Cumhuriyeti kurumlarını daha derinlemesine anlamak gerekiyor.
Necef'te Kum'a göç
Laricani, 1957'de Irak’ın kutsal Şii kenti Necef’te İranlı bir din adamı ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi, dinin şekillendirdiği bir ortamda büyüdü. Babası Mirza Haşim Amuli, bir âlimdi ve 1961’de Irak’taki yükselen Arap milliyetçiliği ile İranlılara yönelik düşmanlık nedeniyle medrese kenti Kum’a göç etti.
İlahiyat okumadı
Laricani, pek çok din adamı oğlunun aksine ilahiyat okumadı. Bunun yerine Pehlevi rejimi tarafından teknokrat elitler yetiştirmek üzere kurulan prestijli bir kurum olan Aryamehr Teknoloji Üniversitesi’nde (sonradan Şerif Üniversitesi adını aldı) bilgisayar bilimi okudu. 1970’lerin siyasi çalkantılı döneminde büyük ölçüde apolitik kaldı ve dönemin hâkim ideolojik akımları olan Marksizm ile İslamcılıktan uzak durdu.
Evlilikle siyasete giriş
Siyasete girişi, evlilik yoluyla oldu. Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin yakın çalışma arkadaşı ve önde gelen bir din adamı olan Morteza Mutahhari’nin kızı Feride Mutahhari ile 1977’de evlendi. 1979 Devrimi’nin ardından dönemin Devrim Konseyi Başkanı Mutahhari, Laricani ve kardeşi Muhammed Cevad için devlet yayın kuruluşu İran İslam Cumhuriyeti Yayın Kurumu’nda pozisyonlar sağladı. Mutahhari, aynı yıl suikasta uğrasa da Laricani’nin bürokratik kariyeri başlamıştı.
Devrim Muhafızları'na katılım
Laricani, 1982’de Irak-İran savaşından iki yıl sonra Devrim Muhafızları Ordusu’na katıldı. Daha sonra “mizacına göre olmadığını” itiraf etse de yükseldi ve sonunda tuğgeneral rütbesine ulaştı, müşterek kurmay başkan yardımcılığı yaptı.
Bakanlık koltuğu geldi
Güçlü siyasi figürlerle, özellikle eski Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani ile olan bağlantıları belirleyici oldu. Rafsancani, 1992’de onu Kültür ve İslami İrşad Bakanı olarak atadı. Laricani, burada pragmatik yanını gösterdi; etkisiz yasaklar yerine video kaset kaydedicileri ve yabancı filmleri yasallaştırdı.
Hameney'in radarına girdi
İdari yetenekleri kısa sürede Hamaney’in dikkatini çekti. Hamaney, 1994’te Yayın Kurumu Genel Müdürü ve 'Yüce Lider’in Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’ndeki temsilcisi olarak atadı. Laricani, başlangıçta Rafsancani’nin teknokrat çevresine mensuptu, ancak fırsatçı bir şekilde sadakatini Hamaney’e kaydırdı.
Hatemi döneminde
Laricani yönetimindeki Yayın Kurumu, reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde güçlü bir muhafazakâr platform haline geldi; siyasi tutukluların televizyonda itiraflarını yayınladı ve Hamaney’in onayıyla reformistleri İslam Cumhuriyeti için tehdit olarak gösteren anlatıları teşvik etti. Laricani, Hatemi ve o dönemki sekreter Hasan Ruhani’yi Batı ile nükleer uzlaşma arayışları nedeniyle küçümsedi; diplomasilerini, “inciyi şekerlemeyle takas etmek” olarak nitelendirdi.
Nükleer müzakereci
Hamaney, 2005’te Laricani’yi Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri ve İran’ın baş nükleer müzakerecisi olarak atadı. Stratejisi, ideolojik katılık ile taktiksel pragmatizmi birleştiriyordu: İran’ın nükleer programını ilerletirken Javier Solana gibi Avrupalı arabulucularla diplomatik angajmanı sürdürüyordu.
Geçici gerileme
Mahmud Ahmedinejad ile gerilimler, Laricani’nin 2007’de Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ndeki görevinden istifa etmesine yol açtı. Bu gerileme, geçici oldu.
Kardeşi ile senkronize
Laricani, 2008’de Parlamento Başkanı seçildi ve bu görevi 2020’ye kadar sürdürdü. Aynı dönemde küçük kardeşi Sadık, 2009-2020 arasında başyargıç olarak görev yaptı; İslam Cumhuriyeti tarihinde iki kardeşin aynı anda hükümetin iki kolunu yönettiği ilk durumdu. Parlamento Başkanı olarak krizlerde pragmatik muhafazakâr arabulucu olarak ün kazandı; 2009 Yeşil Hareket protestolarının bastırılması (liderleri Sadık tarafından gösteri mahkemelerinde yargılandı) ve İran’ın nükleer programı konusundaki anlaşmazlıklar dahil.
Adaylıktan men edildi
Ailenin etkisi, azalmaya başladı. Hamaney, 2019’da Sadık’ı yargıdan uzaklaştırdı ve Laricani, 2021 ile 2024 cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olmaktan men edildi. Hamaney, özellikle İbrahim Reisi ve Said Celili’yi tercih etmişti.
Şansı yaver gitti
İran’ın 2020’lerin ortasındaki artan krizleri, Laricani’nin şansını beklenmedik şekilde yeniden canlandırdı. İçeride rejim giderek şiddetlenen protesto dalgalarıyla karşılaştı; en önemlisi 2022-2023’te başörtüsü yasasının şiddetli uygulanması ve 22 yaşındaki Jîna Emînî’nin katledilmesiyle tetiklenen ayaklanma. Dışarıda İran büyük stratejik yenilgiler yaşadı: Eylül 2024’te İsrail’in Hizbullah’a saldırıları, aynı yılın Aralık ayında Suriye’de Esad rejiminin çöküşü, Haziran 2025’te İran topraklarına İsrail saldırıları ve ardından ABD’nin İran nükleer tesislerini bombalaması. Bu şoklar, İran liderliğinde deneyimli kriz yöneticilerine gereksinim yarattı ve Laricani’nin Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’ne dönüş yolunu açtı. Laricani, 2025’te Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ne atanarak İran’ın stratejik karar alma mekanizmasının merkezine yeniden yerleşti.
Esasen bir koordinatör
İslam Cumhuriyeti’nin yapısı, herhangi bir yetkilinin otoritesini sınırlıyor. ABD ile herhangi bir anlaşma, geniş bir siyasi ve askeri aktörler kümesinin rızasını gerektiriyor. Hamaney’in suikastından önce bile İran kolektif liderliğe doğru kaymaya başlamıştı. 2024’te giderek yalnızlaşmıştı ve Haziran 2025 savaşı, İsrail suikastı için baş hedef haline getirince inzivası derinleşti.
Uygulamada yönetim, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Başyargıç Gulam Hüseyin Mohseni Ejei ile İslam Devrim Muhafızları Ordusu ve düzenli ordudan temsilcilerden oluşan gayriresmi bir liderlik konseyine kaydı. Bu organ, başörtüsü protestolarından sonra kabul edilen 'Başörtüsü ve İffet Yasası’nı yeniden huzursuzluk korkusuyla uygulamadı. Hamaney’in yokluğunda Haziran 2025 savaşını sona erdiren ateşkesi de kabul etti. Konsey, 28 Şubat’taki Hamaney suikastının ardından İran’ı yönetmeye devam ediyor ve yeni bir lider seçildikten sonra da muhtemelen öyle yapacak.
Laricani, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri olarak esasen bir koordinatör işlevi görüyor: güvenlik bürokrasisinden önerileri topluyor, liderlik konseyine seçenekler sunuyor ve ortaya çıkan kararları uyguluyor. İdeolojik katılığıyla diplomasiyi kısıtlayan Hamaney gitti. Aynı şekilde Amiral Ali Şamhani de ortadan kalktı. Şamhani’nin yokluğuyla Laricani iç rakiplerle daha az karşılaşıyor.
Tatmin edecek anlaşma
Asıl soru, İslam Cumhuriyeti’nin hayatta kalma stratejisini tehlikeye atmadan Washington’u tatmin edecek bir anlaşmayı sağlayıp sağlayamayacağıdır. On yıllardır İslam Cumhuriyeti, ABD ile paradoksal bir denge aradı: ABD baskısına retorik olarak direnirken rejimin ekonomik ve siyasi olarak hayatta kalmasına izin veren düzenlemeleri sessizce keşfetmek. Laricani yönetimindeki İran’ın müzakere tutumu, İran ve ABD hükümet temsilcileri arasında doğrudan görüşmeler gibi yenilikler getirebilir, ancak geçmişten köklü bir kopuş olması muhtemel değildir.
Farklı türde bir kaldıraç
Kolektif liderlik perspektifinden bakıldığında Venezuela modeli çekici olmayabilir. Washington, Caracas ile tavizler karşılığında anlaşmalara istekli olduğunu gösterdi. İranlı politika yapıcılar bunu yakından izledi. Aradıkları ABD ile normalleşme değil, İslam Cumhuriyeti’ni korurken İran petrolünün kademeli olarak küresel piyasalara dönmesine izin veren benzer bir düzenleme. Tahran, Trump ile müzakerelerin zayıf bir konumdan başlayamayacağına da inanıyor. Kaldıraç olmadan sunulan tavizler, uzlaşma yerine baskıyı davet eder. Bu nedenle rejim, farklı türde bir kaldıraç inşa ediyor gibi görünüyor. Vekillerinin stratejik kayıplarından sonra Tahran’ın kalan zorlama aracı küresel enerji sisteminin kırılganlığıdır; bu, rejimin bölgesel denizcilik ve enerji altyapısını hedef almasını açıklar.
Washington’a verilen örtük mesaj nettir: ABD, İsrail’in rejim değişikliği politikasını sürdürürse küresel enerji piyasaları için felaket sonuçlar doğacaktır. Bu anlamda İran’ın stratejisi, stratejik rehin alma gibidir. Küresel ekonomiyi ayakta tutan boru hatları, rafineriler, terminaller ve deniz yolları, diplomasinin sessiz fonu haline gelir. Tahran böyle bir yangını başlatmak istemeyebilir ama bunu yapma kapasitesini koruduğunu göstererek Washington’ın hesaplarını şekillendirmeye çalışıyor.
Laricani’nin rolü bu nedenle barış yapıcıdan ziyade kalibre edilmiş tırmanışın yöneticisidir. Bir anlaşma ortaya çıkıp çıkmayacağı yalnızca ona değil, şu anda İran’ı yöneten kolektif liderliğe ve Washington’da alınan kararlara bağlıdır.
* Ali Alfoneh'in Foreign Policy'deki yazısı çevrilerek düzenlendi. Bu konuyla ilgili daha kapsamlı makalesine şuradan ulaşılabilir: https://agsi.org/wp-content/uploads/2025/10/Alfoneh_Larijani_Final.pdf







