Kirli senaryolar ve öz gücün önemi
Forum Haberleri —

- Ortadoğu'nun yeniden dizayn edildiği bu sancılı süreçte Kürt halkı, 'Üçüncü Yol' perspektifi ve ulusal ittifakıyla bölgeyi de bu karanlık tünelden çıkaracak tek güçtür.
DENİZ AMED
Donald Trump’a atfedilen "Silahları Kürtler üzerinden gönderdik ama onlar kendilerine sakladı" şeklindeki sorumsuz çıkış, sıradan bir siyasi gaf değil; bir halkı küresel güçlerin kirli oyunlarında bir kez daha "meşru hedef" haline getirme çabasının son halkasıdır. Bu kirli dil, Kürt iradesini yerel ve meşru bir hak arayıcısı olmaktan çıkarıp adeta bir "lojistik taşeron" gibi göstermeye yeltenmektedir. Oysa bu söylem, Hewlêr ve Silêmanî semalarını taciz eden insansız araçlara ihtiyaç duydukları o sahte meşruiyeti altın tepside sunmaktan başka bir şey değildir. "Dış gücün aparatı" etiketi yapıştırılarak, bir halkın tarihsel haklılığı ve onurlu duruşu gölgelenmek istenmekte; Kürtlerin uluslararası alandaki diplomatik kazanımları, bu dezenformasyon dalgasıyla boğulmaya çalışılmaktadır.
Semalarda beliren SİHA hareketliliği, Kürdistan coğrafyasını bir "güvenli liman" olmaktan çıkarıp, başkalarının çatışma meydanına dönüştürme planının askeri ayağıdır. Bu kıskacın en keskin çenesi ise bu itirafları bir müdahale gerekçesi sayarak "Suriye’deki gibi yaparız" çıkışıyla parmak sallayan Ankara’nın tehditleridir. Bu tehditlerin arkasında daha sinsi ve çok katmanlı bir plan yatmaktadır: Bölgedeki Sünni cihatçı gruplar ve bazı Arap kabileleri üzerinden Kürtleri Şii ekseniyle savaştırma tuzağı. Şimdi sormak gerekir: Temel amaç, Kürt iradesini bu yapay mezhepsel çatışmalarla boğarak halkı yönetimsiz, iradesiz ve savunmasız bırakmak mıdır? Türkiye'yi yönetenler, küresel güçlerin bölgeyi dizayn etmek için kurduğu "vekâlet savaşları" bataklığına saplanma riskini görmelidir. Başkasının stratejik hesaplarına cephane taşımak, bir ülkeyi sadece kendi iç huzurundan ve stratejik inisiyatifinden mahrum bırakmakla kalmaz; aynı zamanda çözümsüzlüğü kalıcı hale getirir.
Tek çıkış kapısı
Kürt sorunu, artık yerel bir sınır meselesi değil, uluslararası ölçekte birden çok muhatabı ve hesabı olan küresel bir denklemdir. Bu karmaşık ve karanlık denklemde Kürt Halk Önderi’nin son açıklamalarıyla bir kez daha teyit ettiği "Üçüncü Yol" stratejisi, bölgeyi felakete sürükleyen iki kutuplu kıskacı parçalayan tek çıkış kapısıdır. Önder Apo’nun vurguladığı bu çizgi, ne küresel güçlerin lojistik bir parçası olmayı ne de bölgesel despotizmin boyunduruğuna girmeyi kabul eder. Bu stratejinin sarsılmaz temeli ise tüm parçalardaki Kürtlerin, kendi aralarındaki parçalı yapıyı sonlandırarak ulusal bir ittifakı bir an önce inşa etmesinden geçmektedir. Kürtler arası ittifak, sadece bir siyasi tercih değil, bölgesel statükonun "böl ve yönet" politikalarına karşı en büyük kalkandır. Ulusal birliğini ortak bir stratejiyle tahkim etmeyen bir halk, küresel fırtınalara karşı savunmasız kalacaktır. Dolayısıyla bu ittifak, hem kazanımları korumak hem de demokratik bir geleceği inşa etmek için ertelenemez bir zorunluluktur. Bu yol, halkların demokratik birliğini esas alan, kendi öz gücüne dayanan ve onurlu bir barışı dayatan iradenin kendisidir. Türkiye, kendisine karşı kurulan bu bölgesel hesapları bozmak istiyorsa yüzünü dışarıdaki çatışmalara değil, iç barışın asıl anahtarı olan İmralı’ya dönmelidir. Altın tepsiyle sunulan barış masasını devirmek, uzatılan o kıymetli eli görmezden gelmek, Türkiye'yi sadece bu kaosun içinde daha fazla eritecektir.
Piyonluğu reddeden irade
Böylesine çok yönlü ve ağır bir kuşatma karşısında verilen yanıt, birilerinin lütfettiği emanet silahlar değil, bizzat bu toprağın bağrından çıkan öz güçtür. Bugün sahadaki en büyük devrim, savunmanın her alanında kendi uzmanlığını ve teknolojisini yaratmaktır. Karada Zagros’un sarsılmaz caydırıcılığı, havada ise yerli İHA ve savunma sistemlerinin teknik üstünlüğü; "Kendi istikbalimizi kendimiz yazarız" demenin askeri dildeki en onurlu haykırışıdır.
Sorumsuz cümleler veya bölge devletlerinin müdahale tehditleri, bu halkı bir kimlik krizine sokamayacaktır. Sahadaki gerçek, başkalarının satranç tahtasında piyon olmayı reddeden, kendi savunma doktrinini kuran ve bağımsız siyasi çizgisinden milim sapmayan çelikten bir iradedir. Bu karanlık stratejik denklem, başkalarının yazdığı senaryolara sığınarak değil, Zagros’un namlusunda, yerli savunma sistemlerinin ekranında ve bir halkın özgürlük sevdasında bozulacaktır. Ortadoğu'nun yeniden dizayn edildiği bu sancılı süreçte Kürt halkı, Üçüncü Yol perspektifi ve sarsılmaz ulusal ittifakıyla sadece kendini değil, bölgeyi de bu karanlık tünelden çıkaracak tek güçtür. Bu coğrafya artık vekil güçlerin oyun sahası değil, kendi istikbalini kendi eliyle mühürleyenlerin kadim yurdudur.







