TV'de halk düşmanlığı

Forum Haberleri —

Halk tv

Halk tv

  • Halk TV, Öcalan’ın yüzünün görünmeyeceği biçimde fotoğrafını deforme etti. Halk düşmanlığının bir siyasi lider üzerinden bu denli çirkin dışa vurumuna çok az rastlanır.

HEVAL TAHA

Kronikleşen Kürt inkarının aşılmasına ilişkin son derece önemli bir süreci yaşıyoruz. Öcalan ile Türk devlet yetkilileri arasında sürmekte olan görüşmeler, Türkiye Meclisi’nin de bir komisyon kurarak sürece dahliyle yeni bir boyut kazandı. Elbette Meclis çatısı altında bu komisyonun kurulması, varılan bir sonucu temsil ediyor. Kürt halkının, 50 yılı aşkın süredir dünyanın en güçlü ordularından birine karşı dişiyle, tırnağıyla verdiği mücadelenin sonucudur. Kürt Özgürlük Hareketi’nin büyük bedeller ödeyerek çok önemli toplumsal-politik dönüşümleri sağladığı mücadelenin neticesidir. Yine Abdullah Öcalan’ın İmralı zindan sistemi karşısında gösterdiği direnişin ve çözüm arayışının da sonucudur. Dolayısıyla bahse konu komisyonun bir lütuf olmadığının altı ısrarla çizilmeli.

Kuruluşunun ardından konuya muhatap çeşitli toplum kesimleriyle görüşen komisyon, konunun ivediliğine uygun olmayacak yavaşlıkta işletildi. Özellikle komisyona gelen Barış Anaları’ndan Nezahat Teke’nin Kürtçe konuşma talebinin reddedilmesi, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzere komisyon üyesi düzen partilerinin Kürt inkarı noktasında pozisyonlarını değiştirme konusundaki ciddi direncinin kanıtı gibiydi. Elbette Meclis çatısı altında da olsa bir komisyonun böylesine derin inkarı ortadan kaldırmasını beklemek safdillilik olurdu. Yine de komisyon adına oluşturulan bir heyetin Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na gitme önerisinin gündeme getirilmesi tarihi bir fırsatı ülkenin önüne koydu.

CHP'nin İmralı'ya gitmemesi

Unutulmamalı ki; Birinci Büyük Millet Meclisi’nde yeralan muhalif milletvekillerini (ikinci grup) tasfiye ederek 1921 Anayasası’nı darbeyle yok hükmünde sayan irade, 1924 Anayasası ile Kürt inkarını bir devlet politikası olarak mutlaklaştırdı. Dolayısıyla resmi devlet paradigmasını Kürt inkarı üzerine inşa eden Meclis'in çatısı altında oluşturulan bir komisyonun Kürt Önder Öcalan ile yüz yüze görüşmesi tarihi bir adım olacaktı. Öneri komisyonda oylandı. CHP oylama öncesi komisyonu terk etti. Bir başka değişle komisyondan kaçtı. CHP bu tavrıyla komisyonda karar verici çoğunlukta olması durumunda Öcalan ile görüşülmesini engelleyeceğini de ilan etmiş oldu. Kürt inkarının müsebbibi bir parti olarak CHP, halk düşmanı inkarın varlığının devamından yana (siyaseten de) son derece kişiliksiz bir tavır sergiledi. CHP alenen başını toprağa gömdü… Sonuç olarak AKP, DEM Parti ve MHP milletvekillerinden oluşan komisyon heyeti, Öcalan ile yüz yüze görüştü. Bu görüşme, Kürt Özgürlük Hareketi ile Türk devleti arasında yeni bir aşamayı işaret ediyordu. Bu görüşme, “Direnmek yaşamaktır” sloganıyla yola çıkanların vardığı ciddi bir kilometre taşıydı.

Halk TV'nin süreç karşıtlığı

Öcalan ile Türk devleti adına yürütülen görüşmelerin ilan edildiği 27 Şubat 2025'ten itibaren CHP’ye yakın Halk TV de sistematik olarak süreç karşıtı yayın yapmaya başladı. Söz konusu kanalın, CHP ile olan organik bağı herkesin malumu. Barışı inşa edebilme olasılığı gibi tüm halk kesimleri açısından yaşamsal öneme sahip tarihi bir konuda ayak diretmek en hafif tabiriyle halk düşmanlığı olarak adlandırılabilir. Yayınlarında Rojava yönetimi içi de “terörist” ifadesi kullanan Halk TV’nin bir bütün olarak Kürt halkına karşı yürüttüğü kirli/düşmanca yayıncılığın kaynağı konusunda elbette elimizde kesin bir bilgi yok. Halk TV’nin ilgili yayınları ile farklı kanalların paralel içerikteki yayınlarını birlikte okuduğumuzda ise bir fikir edinmemiz mümkün.

Halk TV, 6 Nisan 2026 akşamı Prof. Yalçın Küçük’ün ölümüne ilişkin haberde Öcalan ile Küçük’ün bir fotoğrafını kullandı. Halk TV yönetimi ekrana yansıyan görüntüde Öcalan’ın yüzünün görünmeyeceği biçimde fotoğrafı deforme etti. Halk düşmanlığının bir siyasi lider üzerinden bu denli çirkin dışa vurumuna çok az rastlanır. Pespayece yapılan bu yayına imza atan kanal yöneticilerinin bu ahlaksızlığı, kişisel tarihlerine kara bir leke olarak nakşettilerini söylemeliyiz. Burada dikkat çekilmesi gereken konu şudur: Bu yayın, Halk TV’nin kendine ait, kendi yönetiminin belirlediği yayın politikası mıdır yoksa bir merkezden yönetilen birden fazla kanalın ortak yayınlarının bir uzantısı mıdır? Öcalan’ın İmralı Adası’nda çekilmiş bir fotoğrafı kullanılarak aynı ahlaksızlığın çok kısa bir süre önce AVA TV'de yaşandığı düşünülürse “bu kanalların yayın politikaları aynı merkezden mi belirleniyor” sorusunu akıllara getiriyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.