Yaşamı boyunca ilkelerinden ve kimliğinden taviz vermeden yaşadı. İlkelerinden ve kimliğinden taviz vermemeyi Kuleli Askeri Lisesinde eğitim görürken de sürdürmüştü. Bu nedenle de Kuleli Askeri Lisesini bitirememişti. Lise ve öğretmen okulu diplomalarını bu nedenle dışarıdan imtihanlarına girerek almıştı. Ali Solduk, ilkokul öğretmeni idi. Kürt çocuklarına eğitim veriyordu. İlkelerinden taviz vermediği için öğretmenliğinin ilk safhası da çok kısa sürmüştü.

 Kürt kimliğine sahip çıkmanın, üstelik tavizsiz bir sosyalist olmanın bedeli o zamanlar oldukça ağırdı. Buna rağmen o bu bedeli karşılayacak kadar yürekli idi. İlk üç çocuğunun ismi Kürtçe idi: Brusk, Dengtav ve Agirgixeşt. Bir oğlunun ismini de yasal zorluklarına rağmen Barzan koymuştu. Diğer dört çocuğu ise onun Kürt meselesine sınıfsal olarak baktığı dönemin ürünleri idi. İsimlerini: Devrim, Eylem, Bilim ve Behice koymuştu. “Herkesin köyü, apartmanı, malı, mülkü var benim de 7 tane evladım var. Onlar yetişince halkına ve insanlığa faydalı kişiler olacak” diyordu hep.
 Devrim ismine uygun olarak halkının özgürlüğü, insanca yaşaması için Yıldız Teknik Üniversitesi 3. sınıf öğrencisi iken 2000 yılında yüzünü Kürdistan’ın özgür dağlarına çevirdi. Kürdistan devriminin militanı oldu. Ağabeyi Dengtav’ın ismini kendisine kod ismi olarak almıştı. 9 Mart 2006 tarihinde küçüklüğünü, ilk tahsilini yaptığı Van’da bir polis karakoluna fedai eylemine giderken hedefine varmadan üstündeki bombanın patlaması sonucunda kendisi ile birlikte üç kişi de yaşamını yitirdi, 17 kişi yaralandı.
Devrim’in parçalanan vücudunu toplayan ailesi onu İstanbul’da toprağa verdi. Ali ağabeyi taziye nedeni ile aradığımda “Keko Kürdistan’da herkes bedel ödüyor. Benimde bu bedelde tuzum olsun” demişti. Devrim’in şahadetini olgunlukla, onurla karşılamıştı. Ali ağabeyi Devrim’in mezarına gömmüşler. Baba-oğul şimdi Kürdistan’dan binlerce kilometre ötede bir mezarda hasret gideriyorlar.
Bir gün şu kahrolası sürgün sona erince onunla buluşup sohbet edeceğimizi sanıyordum. Nereden bilebilirdim ki bu kahrolası sürgün bu kadar uzayacak, ben sevgili dostumu bir daha göremeyeceğim. Başta kunduracı A.Kadir, İbrahim Babaoğlu (şehid gazeteci Nazım Babaoğlu’nun babası), vefakar Zeki Korkmaz başta olmak üzere tüm dostlarına başsağlığı diliyorum. Sevgili yeğenlerime metanet ve sabır diliyorum.
Yarın Ramazan Bayram’nın birinci günü İslam maskeli barbarlar G.Batı Kürdistan (Rojava) devrimini boğabilmek için efendilerinin sağladığı olanaklar ve ağır silahlarla sivil halka saldırıyorlar. Yüzlerce kadın, çocuk, yaşlı Kürdü rehin alıp katliamdan geçiriyorlar. Yine yüreklerimiz yaralı olarak Ramazan Bayramı’nı idrak ediyoruz. Başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlık başını kuma sokmuş yapılan katliamı seyrediyorlar.
Bizim atalarımız Haçlılara karşı tüm Ortadoğu halklarını ve de İslamı savunmuşlar Haçlıları Ortadoğu’dan atmışlardı. Batılılar bunun bedelini bizlere 900 yıldır ödettikleri gibi sahte Müslümanlar da bize olan borçlarını barbarlık yaparak ödüyorlar. Zafer hiç şüphesiz halkın ve Hak’kın olacaktır. Bu duygularla hepinizin bayramını burukta olsa kutluyorum.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 6 Ağustos 1992 tarihinde Yeni Ülke ve Ö.Gündem gazetesi muhabiri Kürt gazeteci Burhan Karadeniz, gazete bürosuna giderken uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.
* 8 Ağustos 1994 tarihinde Kürt gazeteci Ferhat Tepe’nin işkence edilmiş cenazesi Elazığ-Sivricede Hazar Gölü kenarında bulundu.
* 9 Ağustos’ta Ceylanpınar’da kontrgerilla tarafından vurulan Kürt aydını, yazarı, gazetecisi Hüseyin Deniz 10 Ağustos günü şehit düştü.
* 10 Ağustos 1922 tarihinde Fransa’nın Sevrês kentinde yapılan anlaşma ile Kürdistan yeniden bölünürken, Kürtlere Özerklik hakkı tanındı.