• Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Ay, sigortasız çalışma şartlarına ve belediyelerin para cezalarına tepki göstererek, "Alın terimizi gasp etmeyin" diye seslendi.

 

Türkiye’de gittikçe derinleşen ekonomik kriz ve artan enflasyon geçim sıkıntılarını daha da arttırıyor. Türkiye'nin en büyük işçi kentlerinden biri olan İstanbul'da ise ekonomik krize ek olarak yaşanan hayat pahalılığı, konut krizi gibi pek çok sorun dikkat çekiyor. Güvenceleri olmadan çalışmak zorunda kalan geri dönüşüm işçileri ise söz konusu sorunları en derinden yaşayan kesimlerin başında geliyor. Geri dönüşüm işçileri, İstanbul’un 39 ilçesinde sokak sokak dolaşarak kağıt, karton, plastik ve alüminyum gibi atıkları topluyor. Günün sonunda ise elde ettikleri kazanç, kendi ihtiyaçlarını ve ailelerinin geçimini karşılamaya yetmiyor.

Uzun yıllar atık toplayan Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Ay, geri dönüşüm işçilerinin çalışma koşullarını, yaşadıkları hak ihlallerini ve mücadelelerini MA'ya anlattı. İşlerinin görünenden daha ağır olduğunu belirten Ay, “Bu işte topladığın kadar kazanıyorsun. Bazen girdiğiniz bir sokakta 20 kilo alüminyum toplarsınız. O gün size bayram olur. Bazı günler sokak sokak gezersiniz ama yevmiyeniz çıkmaz. Bazı arkadaşlarımızın 18 saat çalıştığı oluyor. Çok şiddetli hava olayları dışında her gün çalışıyorlar, çünkü mutlaka çalışmak zorundalar. Çoğunlukla ailesi mevsimlik işçilik yapan insanlar burada. Bazıları sabit, bazıları gidip geliyor. Bu, ağır bir iştir. Bir sene boyunca bu işi yapamazsınız. Mutlaka ara vermeniz lazım. Fiziki gücünüz yetmez. Ayrıca gurbette olduğunuz için de aile, memleket hasreti de yaşıyorsunuz" diye konuştu. İşçilerin sağlık sigortasının da olmadığını vurgulayan Ay, sağlık sorunları yaşandığında kendi aralarında topladıkları para ile arkadaşlarını hastaneye götürdüklerini dile getirdi.

Belediyelerin hoyratlığı

Atıkları toplarken çeşitli sorunlarla karşılaştıklarını kaydeden Ay, şunları paylaştı: “Özellikle belediyelerle karşı karşıya kaldığımız sorunlar oluyor. Belediyeler bize ‘İstenilen mevzuata uymuyorsunuz’ diyerek, sokakta arkadaşlarımızın topladığı atıkları ve arabalarını ellerinden alıyor. Bazı belediyeler depolarımız için ‘Bu depoya ruhsat da, lisans da veremem’ diyor ama ceza kesiyor. Peki, cezayı neye göre kesiyorsunuz? Olmayan bir şeyin adına nasıl ceza kesiyorsunuz. Arkadaşlarımızın kimliğini alarak 30 bine varan keyfi cezalar kesiliyor. ‘Sosyal devlet, sosyal belediye’ diyorlar ama buna dair bir şey görmüyoruz. Alın terimizi almayın, gasp etmeyin. Bizim depolarımıza baskın bile yapıldı. En sonra 16 Ekim’de Antalya’da yine baskınlar oldu. Oradaki yerel gazetelerin bazıları ‘hurdacılara baskın’ şeklinde manşet atmışlardı. Antalya’da 16 kamyon atık ellerinden alındı. Bunları övünerek paylaştılar. O atıkların birikmesi günler aylar sürmüş olabilir. Onları satacak olanlar sattıkları parayla çocuklarına bakacak, evlerine ekmek götürecekti.” İSTANBUL