Avukat Heike Krause, Almanya'da Kürtlerin iltica durumlarında Türkiye-Almanya ekonomik ilişkilerinin önemli bir faktör olduğunu vurguluyor. PKK yasağı ile özgürlük mücadelesinin 'terörist' olarak lanse edildiğini hatırlatan avukat Krause ile Almanya'da ilticacıların durumunu ve PKK yasağını görüştük. PKK yasağının kaldırılması için Almanya'da koşulların oluştuğunu belirten Kraues, yabancılar, aile ve ceza hukuku alanında uzman bir avukat. 

Göç ve göçmenlerle ilgili düzenlemelerin ardından bu ülkeye yabancıların gelişinde ne gibi değişiklikler oldu?

07.09.2004 tarihinde Federal Konsey, göç ve entegrasyon konusuyla ilgili denetim ve sınırlama kanununu onayladı. Sonrasında çok sınırlı bir göç sözkonusu. Göç daha çok insani ve ekonomik nedenlerden kaynaklı.

Siz yıllardır iltica davalarını sürdüren ve halen de devam eden bir avukat olarak bize özellikle Kürtlerle ilgili bu sürecin sonuçlarını aktarabilir misiniz?
Almanya'da iltica başvurusunda bulunan herkes ülkesindeki siyasi durum ile değerlendirilir. Kürtlerin siyasi durumu Almanya'daki siyasi durum ile özel bir bağlantı içindedir. Türkiye ve Almanya arasında uzun süreli bir dostluk var. Eğer Türkiye, insan hakları ihlallerinin olmadığını iddia ediyorsa, Almanya da sonuç olarak bu görüşe katılıyor. Alman mahkemeleri sadece bazı durumlarda Türkiye'de bir kaç kişi hakkında kovuşturma olduğuna inanıyor. Kürtlerin Türkiye'de özgürce yaşayabileceğini kabul ediyor. Türkiye'deki medyaya insan hakları ihlallerini konu olmaması dikkat çekici.

PKK yasağından önceki durum neydi?
Yasak öncesinde çok sayıda Kürt'e sığınma hakkı verildi. PKK yasağı, özgürlük hareketlerini 'terör hareketleri' haline getirmiştir. Ne yazık ki, mahkemeler giderek Türk makamlarının verdiği raporlara bağlandı. Bugün Türkiye'deki siyasi zulüm konusunda mahkemeleri ikna etmek artık çok zor.

Hangi gerekçelerle iltica başvurusu reddediliyor?

Varsayalım ki Kürtler, Türkiye'deki adalet sisteminde ayrımcılığa uğramıyor! Ancak işkence inkar edilemez. Bu da bir sığınma gerekçesidir. Unutulmaması gereken üzücü bir durum da, Kürt parlamenterlerin bu konuyu hiç gündeme getirmemesidir. Almanya, Türkiye'nin insan hakları ihlallerini engelleyecek hiçbir dış politika izlememektedir. Ekonomik çıkarları, politikasını belirlemektedir.

İlticacılar, Almanya'da haklarını yeterince biliyorlar mı?

Hayır bence yeterince bu konularda bilgi sahibi değiller. Ayrıca Almanlar da tam olarak haklarını bilmiyor. Genel olarak 'hak nedir' diye sorarsanız. Yasalar sürekli değişiyor. Bugün insan bir hak elde edebilir fakat kısa bir süre sonra elinden geri alınabiliyor. İnsanlar her yerde sürekli olarak kendi hakları için mücadele etmeli ve bırakmamalıdır.

İlticacılar daha çok hangi nedenlerden dolayı sınırdışı ediliyor?
PKK yasağı, Kürt Özgürlük Mücadelesi'ni bir 'terör hareketi' olarak lanse etti.   Almanya bu konuda Türkiye'nin izinden gitti. Artık sığınmacılık Almanya'da kabul edilemez olarak görülmeye başlandı. Sığınmacıların siyasi sığınma başvuruları taktiksel bir biçimde reddedildi. Kürtlerin Türkiye'deki politik durumuyla ilgili tartışma basitçe 'teröristlerin hakları yoktur ve onlara insani yaklaşılmamalıdır' biçiminde olmuştur. Zaten Almanya'da siyasi hakları tanınmış birçok siyasi mülteci, siyasi yasaklara kurban edilmiştir. Bu yaklaşım hukuki olarak savunulabilir mi? Ben bu politikayı kınıyorum. Almanya'da yasal olarak faaliyet gösteren ve hükümet tarafından baskıya uğrayan çok sayıda Kürt derneği var. Hükümet Kürtlerin sessiz kalmasını istiyor. Alman politikası tek başına karar veriyor, ekonomiyi belirliyor çünkü su ve doğal kaynaklar insan haklarından daha önemli onlar için.

PKK yasağının kaldırılması için koşulların olduğunu düşünüyor musunuz?

PKK yasağının kaldırılması için koşullar oluşmuştur. Bir bütün olarak bir halkın kendi kaderini tayin etme hakkının olmaması tolere edilmemelidir. Ama ben ilerisini iyi göremiyorum. Dünyadaki ekonomik durumun kötüleştiği hatta çöktüğü konuşuluyorken, PKK yasağının kalkması iyi bir dilek olarak kalıyor.

Son aylarda Almanya'da Kürt kimliğinin tanınması için bir kampanyaa başlatıldı. Almanya çapında 60 binin üzerinde imza toplandı. Sizce bu kampanyanın nasıl bir etkisi olur?

Toplanan imzalar Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin sürdüğünü gösteriyor.  Bu 'pes' edilmemesi gerektiğini hatırlatan bir şey. Almanya'nın Kürt politikası gönüllü olarak değişmez. Para dünyaya hükmediyor ve bundan üzüntü duyuyorum. Kürtlere söyleyeceğim şu: Pes etmeyin, diğer insanlarla ittifak kurun ve mücadelenizi geliştirin.


ADEM KARAÇOBAN/KÖLN