
FİLİZ ARGAL / FRANKFURT
Kürdistan'da 'KCK operasyonları' nedeniyle mağdur edildiği için yurtdışına çıkmak zorunda kalan Bilgi Işık, "Kürdistan'da insanlık suçu işleyenler, Kürt halkını katleden, şehirleri yakıp-yıkan, işkence eden, cezaevlerine koyan devlet güçleri de ilticacı olarak Almanya'da. Bizleri mağdur etmeye devam ediyorlar" dedi.
Almanya'nın Ellwangen kentinde kaldığı mülteci kampında 50 civarında cemaatçi olduğuna dikkat çeken Işık, "Kimisi kendi kimliğini gizlemeye çalışıyor. Bazıları insanlık suçu işleyen JÖH-PÖH elemanları. Celladınızla aynı odayı paylaşmak zorunda kalıyorsunuz" dedi. Sadece kaldığı kampta değil Heidelberg'te de Kürdistanlıların Cemaatçilerle aynı yerde kalmak zorunda bırakıldığına dikkat çeken Işık, "Kamp görevlileri bizi aynı odalara koymayın talebimize yanıt vermiyor" diyerek Alman sol partilerini ve demokratik kamuoyunu duyarlı olmaya çağırdı.
Son aylarda Türkiye'yi terk emek zorunda kalan ve Almanya başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine iltica eden insanların sayısında önemli bir artış gözleniyor.
Almanya'dan siyasal sığınma talebinde bulunan binlerce kişiden birisi de Bilgi Işık. Evli ve bir çocuk babası olan Kürdistanlı Işık, Gaziantep Üniversitesi'nde eğitimini sürdürürken anadilde eğitim kampanyası içerisinde yer aldığı için Kürt yurtsever öğrencilerinin tabi tutulduğu tüm hukuksuz uygulamalara; okuldan uzaklaştırma ardından atılma, gözaltında işkence, o dönemki Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanma gibi tüm süreçleri yaşamış. Üniversitedeki eğitim hayatı yarım kalan, daha sonra Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünü okuyan Işık, yurtdışına çıkmak zorunda kalana kadar da Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bağlı Mersin Sosyal Güvenlik Kurumu'nda memur olarak çalışıyormuş.
Eylemler suç oldu
Demokratik Toplum Partisi Hatay il yöneticisi olduğu süreçte yaptığı eylem ve etkinliklerden kaynaklı baskılarla karşılaşan Işık, "Ki bunlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlaması, Newroz etkinliği, YÖK protestosu, 1 Mayıs gibi etkinliklerdi" diyor. 2008 yılında "KCK operasyonları" kapsamında gözaltına alınan Işık, 6 ay F tipi cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmiş. Ardından Adana Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi, Işık'a "örgüt üyesi olmak ve örgüt propagandasını yapmak" suçlamasıyla 7 yıl 1 ay ceza kesmiş. 15 Şubat 2016 yılında da ceza Yargıtay'da onanınca Işık yurtdışına çıkmak zorunda kalmış.
Pişman olsalar davalar düşerdi
"KCK operasyonları Cumhuriyet tarihinin yaşadığı en acımasız hukuk dışlılık şekliydi" diyen Işık, binlerce kişiyi mağdur eden bu operasyonun mimarının bugünkü iktidar ve ortağı Fetullah Gülen Cemaati olduğunun altını çizdi. Hrant Dink davası sanığı dönemin İstihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer'in mahkemede söylediği "KCK operasyonlarını dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ve bilgisi dahilinde yaptık" açıklamasını hatırlatan Işık şöyle devam etti: "Bugün ülkede her gün televizyonlarda, meydanlarda, orada burada yuhalattırıyorlar ya… Hiç kamuoyuna 'Biz de bu suça ortak olduk ve yaptıklarımızdan pişmanız' dediklerini duydudunuz mu? Zaten pişman olsalardı başta bu KCK davaları olmak üzere tüm davalar düşerdi. Ancak konu Kürtler, ülkenin ilerici, devrimci, demokrat insanları olunca, başvurulan yegane yol zulüm ve hukuksuzluktur. Bu zulmü işlemeye devam edeceğiz diyorlar. 12 Eylül cuntasının eksik bıraktığını mevcut iktidar devam ettiriyor."
'Tanığı değil davacısıyım'
"KCK operasyonlarıyla bizi mağdur edenler sürgünde de peşimizi bırakmadı" diyen Işık, "Kampta karşılaştığım en büyük sorun 15 Temmuz darbe girişimi ile yurt dışına çıkan Gülen Cemaati militanları ile aynı ortamı paylaşmak zorunda kalmam" diyerek şunları anlattı: "Herkesin mültecilikte bir hikayesi vardır. Ancak kendi açımdan mülteci olmama neden olan Gülen yapılanmasıdır. Hani derler ya 'tanığı değilim sadece davacısıyım' diye. İşte tam da bu durumu yaşıyorum…"
50 Cemaatçiyle aynı kampta
15 Temmuz darbe girişimi sonrası bir çok Cemaatçının Almanya'ya geldiğini hatırlatan Işık, "Tam sayılarını bilmiyorum ama 50'nin üzerinde militanı şu an bulunduğum Ellwangen denilen kampta kalıyor. Haliyle beni en çok acıtan, inciten de bu oluyor. Benim cezamı veren yerel mahkeme hakimi ile onaylayan Yargıtay hakimi Cemaat'ten 'terör örgütü üyesi' suçlamasıyla tutuklular. Bana gözaltında işkence eden polisler ya içeride ya da Avrupa'dalar. Sürgünde kaldığım kampı da onlarla paylaşmak zorunda kalıyorum" diye konuştu.
Celladıyla ayı odayı paylaşmak!
"Almanya devletinin sanki bunlar da Türkiye'de bir hak hukuk savaşı vermişler gibi getirip bizimle aynı odalara koymaları korkunç geliyor" diyen Işık sözlerine şöyle devam etti: "Düşünün gözaltında size işkence eden bir polis ile aynı odayı paylaşıyorsunuz. Her sabah kalktığınızda aynı dönemi, aynı psikolojiyi yaşıyorsunuz. Burada şehirleri yerle bir edilmiş insanlar var. Evleri yakılan, ateşe verilen, kendi ailelerinden diri diri yakılan insanlar var. Cizre'de görevli PÖH, JÖH'lerin çoğu darbe suçundan aranıyor ve buradalar. Kendi cellatlarımız ile yaşamanın vermiş olduğu bir durum."
Çoğu JÖH/PÖH üyesi
Kampta kalanlar arasında Zirve Üniversitesi'nde öğretim üyesi olduğunu belirtenlerin olduğu gibi kendileriyle ilgili hiçbir bilgi vermeyen kişiler de bulunduğunu aktaran Işık şöyle konuştu: "Çoğu öğretmen olduğunu belirtiyor. Odamı birlikte paylaştığım kişi de öğretmen olduğunu belirtiyor. Karşılaştığımızda suratımıza ya Türkiye'den kalma nefret ile bakıyorlar ya da saklanmak ister gibi yüzlerini çeviriyorlar. İyi biliyorum ki bunların hepsi MEB öğretmenleri değil, mesleklerini saklıyorlar. Çoğu güvenlik teşkilatından, PÖH ve JÖH'ler. Bunlar insanlık suçu işlediler, işkence ettiler, katlettiler, şehirleri yaktılar. Bir insan neden kimliğini saklar. Mesela askeri personel misiniz diye sorduğunuzda, yüz ifadeleri kendilerini çok rahat ele vermektedir, sonra sizden uzaklaşmaları ve maskesi düşmüş bir suçlunun size nefretle bakması gibi bir durum yaşanıyor."
Kamp idaresi ilgisiz
Bu durumu kamp idaresine aktardıklarını, aynı odalarda kalmak istemediklerini ilettiklerini ifade eden Işık, şöyle devam etti: "Herhangi bir çözüm bulunmadı. FEM dershanesi psikoloğu burada bizim psikolojimizi bozmaya devam etmekte. Cizreli aileler var burada onlar da savaş mağduru. Bu şehirleri yakıp yıkanlar burada. Düşünün siz her gün evinizi yakıp yıkan, cesetlerinizin gömülmesine bile izin vermeyen, buzdolaplarında saklamak zorunda kaldığınız, üzerinize benzin döküp bodrum katlarında yakanlarla aynı odadasınız. Bu trajik durum sadece bizim kaldığımız kampta yaşanmıyor. Mesela Almanya'nın Heidelberg şehrinde bulunan kampta da aynı durum yaşanmakta. Sonuçta bunların kendi deyimiyle söyledikleri 2 binin üzerinde militanları burada ve bunlar her yerdeler aslında."
Kamuoyu duyarlı olmalı
Almanya'daki sol, sosyalist partileri ve kamuoyunu bu meseleye ilişkin duyarlı olmaya çağıran Işık, "Bu insanların bize burada bu işkenceyi yaşatmalarına sessiz kalmayın. Almanya devleti bu konuda daha duyarlı olmalı ve gerekli tedbirleri almalıdır" diye konuştu.
Gazetemize konuşan Işık son olarak şu mesajı verdi: "Kürdistan topraklarında doğduk ve orada büyüdük. Çok uzaklarda olsak da kalbimiz ve ruhumuz orada. O toprakların özgürlüğü için, demokrasi ve insan hakları için, adalet için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Özgür yarınlara inancım sonsuz. Mülteci de olsak her koşulda mücadeleye devam edeceğiz."
Ailesi de göçmen oldu
Yurtdışına çıkmak zorunda kalan Işık, eşi ve 5 yaşındaki oğlu Deniz Arjen'i ardında bırakmak zorunda kalmış. "En zor olan da sürgünde oğluma duydugum özlem" diyen Işık, "Eşim Maraş'ta yaşayan ailemin yanında. Dönem dönem Van'a ailesinin yanına gidip geliyorlar. Ailem de benimle beraber aslında göçmen oldu" diye ekliyor.
Hepimiz fazlasıyla yaralıyız
Savaşa karşı hep barış için hep mücadele ettiğini ifade eden Bilgi Işık, "Sivil itaatsizlik eylemlerine dahil oldum. Yeri geldi Canlı Kalkan grubu içinde yer aldım. 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara'da yapılan 'savaşa hayır' mitinginin Mersin çağrıcılarından biriydim. Ankara Katliamı'nda oradaydım. Beraber yola çıktığımız dört yoldaşımızı yitirdik. 400 arkadaşımız da yaralı kaldı maalesef. Aslında o gün orada bulunan herkes fazlasıyla yaralıdır" diyor.