
Geçtiğimiz gün Neuss kentinde bulunan Mezopotamya Yayınevi ve Mir Müzik’e tekrardan baskın yapıldı. Biri müzik üreten, diğeri kitap basan 2 kurumda İçişleri Bakanı Seehofer’nın kararıyla aramalar yapıldı, daha sonra faaliyetlerinin yasaklandığı bildirildi. Mir Müzik ve Mezopotamya Yayınevi’nin kapısına kilit vuruldu. Polis, her iki kurumdaki eşyalara el koydu.
Hatırlayacağımız üzere bu ilk baskın değil. Daha önceki baskın, 8 Mart 2018’de yapılmıştı. Polis günlerce arama yapmış, kamyonlar dolusu kitap, cd ve arşiv niteliğindeki materyale el koymuştu.
Mezopotamya Yayınevi Kürtlerin önemli yayınevlerinden. Orada Kürt tarihi ve edebiyatına yönelik kitapların yanında, istediğiniz alanda kitap bulmanız mümkün. Dünya klasikleri, tarih araştırmaları, felsefe, kültür sanat... Kitap kültürünün giderek azaldığı günümüzde, özellikle Avrupa’da ulaşamadığımız kitapları bize ulaştırarak okumaya teşvik eden bir misyonu var...
2001 yılında kurulan Mîr Multimedia (Mir Müzik) ise Kürt müziğinde önemli bir yere sahip. Yüzlerce Kürt sanatçıya albüm çıkardı, konserler organize etti. Baskı ve asimilasyon politikaları aracıyla tamamen yok edilmeye çalışılan, Kürt topraklarında damla damla biriken kültürün başka kültürlere mal edilme çabalarına karşın, Kürt müziğinin zarar gören yanlarını imkanları çerçevesinde onarmaya çalışan, yaşatmaya çalışan bir duruşu var...
Yani biri okumayı teşvik ediyordu, diğeri kültürün önemli bir aracı olan Kürt müziğini yaşatmaya çalışıyordu...
Şimdi tabiri caizse insanların tırnakları ile kazıyarak elde ettikleri ürünler “tehdit unsuru“ olarak görülerek kilit altına alındı.
Neden???
Ya da daha doğrusu şaşırtıcı bir karar mı?
Bu baskınların altında yatan nedenler sadece Almanya’nın yasakçı zihniyetinin ürünü değil, aynı zamanda işbirliği ürünü olarak ta görmek gerekiyor. Zira İçişleri Bakanı Seehofer’nın açıklamalarında bu kodlar ayen beyan ortada.
Seehofer “gereği yapıldı“ mesajını kime veriyor. Nitekim bir önceki baskının Çavuşoğlu ziyaretine rastlaması garip bir tesadüftü. Ne garip tesadüftür ki, ikinci baskın 15-17 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek 55. Münih Güvenlik Konferansı öncesine rastlıyor. Dikkat ederseniz Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer PKK yasağına vurgu yaparak Almanya’da yasaklanmış olmasına rağmen faaliyetlerini sürdürmesi nedeniyle, yasal düzenin geçerli kılınması gerektiğini belirtmiş. Yasaklanmayı böyle gerekçelendirmiş.
Almanya bu kararı ile kime, hangi mesajları veriyor? Bu soruların yanıtı eminiz ki kısa bir süre sonra açıklığa kavuşacak.
Mir Müzik ve Mezopotamya Yayınevi avukatları idari mahkemeye kararla ilgili itirazda bulunacaklar. Bakalım bir hukuk devleti prensibiyle çalışan Almanya’nın tavrı Kürtler söz konusu olduğunda nasıl işleyecek? Gördük, bir kez daha şahit olacağız...