Hamburg Eyalet Parlamentosu’nda “HDP ile dayanışma, Kürdistan ve Türkiye için barış ve özgürlük” temalı düzenlenen panelde “Türkiye diktatörlüğe mi gidiyor” sorusuna da cevap arandı. Panele Sol Parti Hamburg Eyalet Parlamentosu Milletvekili Cansu Özdemir, Sol Parti’nin Dışilişkiler Sorumlusu Milletvekili Jan van Aken, HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer ve avukat Ercan Kanar katıldı. Moderatörlüğünü Özdemir’in üstlendiği panelde ilk sözü alan Hezer, AKP’nin 7 Haziran sonrası yaşadığı başarısızlıktan sonra savaşı başlattığını, HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını da kaldırdığını söyledi. Hezer, Meclis’ten tasfiye edilmeleri durumunda da demokratik mücadelede ısrar edeceklerini belirtti. 7 Haziran sonrası HDP’nin başarısı karşısında AKP’nin kendi iktidarı için ülkeyi yangın yerine çevirmekten çekinmediğini de söyleyen Hezer “Bu derin savaş planı salt Kürtler’i değil tek tipçi Sünni Türk devletinin rengini taşımayan herkesi hedefine koymaktadır. Tabii bunun için de HDP ve en başta Kürt seçmeni hedef tahtasına oturtuldu” ifadesini kullandı.      


Sol Parti’den HDP’ye tam destek

Sol Parti Federal Milletvekili Jan Van Aken, Avrupa’nın HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve Kürt kentlerinde yaşanan Türk devletinin yoğun saldırıları karşısında suskun olmasının sebebinin mülteci politikaları olduğunu vurguladı. Almanya’nın Kürdistan’daki sivil ölümleri, Türk devletinin işlediği insanlık ve savaş suçlarının farkında olduğunu vurgulayan Aken, örnek olarak Almanya Dışişleri Bakanlığı internet sayfasında Türkiye’ye giden Alman vatandaşlarına Türkiye sınırları içerisinde politik açıklamalardan kaçınılması uyarısında bulunan yazısını gösterdi.

Van Aken, “Bugün aramızda olan Tuğba Hezer ya da Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde görmek istemiyoruz. Bunu engellemek Alman Parlamentosu içinde her partiden milletvekillerine bir HDP milletvekili ile dayanışma içerisine girerek vekiller arası dayanışma kampanyası başlatılmasını öneriyoruz. Biz parti olarak bu kampanyanın içinde yer alacağımızı kamuoyuna buradan duyurmak istiyoruz” diye konuştu.  


Almanya Rojava yardımını reddetti

Jan van Aken, Almanya Sol Parti olarak Rojava için her türlü ve geniş donanımlı insanlık yardımının yapılmasını Almanya Federal Parlamentosu’nda talep ettiklerinin ancak Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan “Hayır onlar PKK’li” yanıtını aldıklarını açıkladı. Van Aken, “Kobanê direnişi sırasında Almanya’da SPD ve CDU gibi çevreler de dahil olmak üzere birçok parti ve hareketten PKK yasağının kaldırılması yönünde talepler yükselmişti. Biz bu taleplerin Türkiye ile pazarlık meselesi yapılmadan resmileşmesini istiyoruz. Unutulmamalıdır ki, PKK yasağının getirilmesi de kaldırılması da hukuki değil politik bir karardır” dedi. 


Düşmanla savaş hukuku!

Panele, Almanya’da cezaevlerindeki bulunan siyasi tutsakların davalarını izlemek ve onları ziyaret etmek amacıyla Türkiye’den gelen 5 kişilik avukat heyeti içinde bulunan Ercan Kanar da katıldı. Kürt siyasetçi Bedrettin Kavak’ın duruşmasını izlediklerini söyleyen Kanar, “Gördük ki Türkiye’de olduğu gibi bu tür duruşmalarda Almanya’da da uygulanan hukuk ‘Düşmanla savaş hukuku’ydu. Düşmanla savaş hukuk teorisinin babasının yine Alman bir hukukçu olan Gunter Jakobs olduğunu biliyoruz. Düşmanla savaş hukuku, hukuk düzene muhalif olanları insan olarak kabul etmeyip ‘Onun sanık hakları olmaz’ diyor. Almanya’da uygulanan 129b maddesi de bu düşmanla savaş hukuku çerçevesinde hazırlanmış olup, başta Cenevre Mülteciler Sözleşmesi olmak üzere birçok açıdan hukukun temel ilkelerine aykırıdır” dedi. 


Gürcistan’da olduğu gibi yargılanacak 

Kanar, Kürdistan’ın çeşitli kentlerinde yapılan devlet katliamlarına karşı 423 avukat olarak Erdoğan, Davutoğlu ve suç ortakları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirtti. İnsanlığa karşı suçun uluslararası hukukta soykırımla eş değer olan savaş suçundan daha ağır bir suç olarak niteleyen Kanar, hukukta buna suçüstü suç denildiğini ve zamanaşımına uğramayacağını vurguladıktan sonra konuşmasını Gürcistan örneğiyle tamamladı: “Bunun için Türkiye yıllardır Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde taraf olmayı reddediyor. En son Gürcistan Genelkurmay Başkanı 3 bin kişinin ölümünden sorumlu tutularak Uluslararası Ceza Mahkemesi’nce yargılandığını herkes gördü.”


SERKAN YILDIZ / HAMBURG