İngiltere Gündemi
İngiltere, 23 Haziran’daki AB referandumunda ‘AB’den çıkmak istiyoruz’ oy çoğunluğu sağlanması durumunda, Almanya açık bir dille İngiltere’nin ortak pazara elveda diyeceğini ifade etti. Diğer bir değişle, İngiltere’nin AB’den çıkması durumunda Avrupa’nın İngiltere’ye postayı koyacağını açıkladı.
Almanya Ekonomi Bakanı Wolfgang Schäuble ile AB referandumuna ilişkin yapılan özel röportaj Cumartesi günü Alman Der Spiegel dergisinde ‘Lütfen Gitme’ başlığı ile yayınlandı. Normalde 800 bin tiraja sahip Der Spiegel dergisinin bu sayısı Almanca ve İngilizce olmak üzere iki dilli yayınlanıp bu sayının baskı sayısı İngiliz okurları için artırıldı. Bu zehir zemberek röportajla, referanduma 10 gün kala İngilizlerin Avrupa’nın tarafına çekilmesi amaçlanıyor. Kararsızları etkilemek için mutlaka etkili olacaktır.
AB’den çıkılsa dahi Norveç, İzlanda veya İsviçre gibi AB üyesi olmayıp ortak pazarın nimetlerinden yararlanmayı düşünen İngiltere için önemli bir açıklama aslında bu. AB’den çıkmak isteyenlerin yegane savunması Almanya’nın İngiltere pazarına muhtaç olmasıydı. Örneğin Almanya’da üretilen arabaların yüzde 7’si İngiltere’ye ihraç ediliyor. İngiltere’nin AB’den çıkması bir nevi Almanya’nın büyük bir kaybı anlamına geliyor. En azından İngilizler bunu umut ediyor. Bu yüzden de AB’den çıkılsa dahi Avrupa’nın arka kapısını İngiltere’ye açık kalmasında Almanya’nın büyük rol oynayacağı hayalleri vardı. Ancak bu hayaller Alman Bakanın açık dille ifade ettiği röportajıyla suya düştü. Bakan ‘Britanya, yanlış bir karar verdiğini bir gün anlayacak. Geri alınmak istediklerinde onları geri kabul ederiz’ dedi. Bu sözler, Britanya’nın kendilerine bahşedilen imtiyazlara ancak AB üyesi kalması durumunda sahip olabilecek demenin diğer bir yoludur kanımca.
AB’den çıkması durumunda İngiltere’nin ekonomik gerileme yaşamamasının da bir mucize olabileceğini söyleyerek, Alman Bakan İngiltere Başbakanı David Cameron’ın aylardır söylediğini bir nevi yinelemiş oldu. Ne Cameron masum ne de partisi. Zaten tüm bu AB tartışmaları ve gerginliği, iktidar parti Muhafazakarların kendi aralarındaki fikir ayrılığından dolayı ortaya çıktı. Muhafazakarlar şimdi meydanlara çıkıp kendi aralarında didişiyorlar. Kamuoyunu da kişisel görüş ayrılıklarından dolayı etkilemeye çalışıyorlar. Örneğin zengin aile çocuğu Eski Belediye Başkanı Boris Johnson, sırf partide iyi bir pozisyona mümkünse parti başkanlığı sahip olmak için Başbakan Cameron’a muhalif oluyor. Cameron da baktı ki baş edemiyor, referandumu kazanması ve başbakanlığını devam ettirmesi durumunda kabinesinde Johnson’a iyi bir görev vereceğini açıklıyor. Açık rüşvet buna denir. Johnson daha fazlasını istediği için de oltaya gelmiyor tabi.
Kısacası, tüm ülke zengin elit bir sınıf tarafından yönetiliyor resmen.
Serbest dolaşım hakkı son bulsun diye ortak pazardan vazgeçmeye hazır bir sınıf bu. Pire için yorgan yakacak cinsten.
Avusturalya usulü paran varsa gel tarzında bir İngiltere kurmak isteyen, tuzları kuru bir orta sınıf. Avrupa’nın nimetlerine muhtaç olmayan kalburüstü bir İngiliz azınlık, peşinden milyonları sürükleyerek Avrupa’nın ve göçmenlerinin kaderini değiştirmeyi hedefliyor. Hikaye çok tanıdık. Filler tepişirken çimenler eziliyor.