Almanya Gündemi
Suruç Katliamının ardından DAİŞ'e karşı mücadele adı altında Türkiye'nin Medya Savunma Alanlarını bombalaması ve ülkede başlattığı gözaltı operasyonları Almanya'da gerek siyasiler, gerekse basın tarafından genişçe işlendi. Hükümet ve muhalefet parti temsilcilerinin tepkilerini dile getirmelerinin yanı sıra, Başbakan Merkel bizzat Davutoğlu'nu arayarak DAİŞ'e karşı mücadeleyi desteklediklerini, fakat barış sürecinin devam ettirilmesi gerektiğini söyledi. Alman basını ise özellikle Erdoğan'ın savaş politikalarını eleştiren analizlere genişçe yer verdi.
DAİŞ mücadelesinde Kürtlerin önemini göz ardı etmeyen Almanya, hem siyasi, hem ekonomik çıkarları gereği Türkiye ile ilişkilerini riske atmayan politikaları tercih etti. Fakat gelinen noktada AKP tarafından başlatılan kanlı konsept bir bütün olarak Avrupa'nın da bölgedeki çıkarlarını tehlikeye atıyor. Bunun yanında Almanya Türkiye'nin düzenlediği operasyonlarda ABD'nin de desteğini almasından oldukça rahatsız. Bu rahatsızlık üzerine başlatılan tartışmalardan bir tanesi ise 2013 yılından bu yana NATO tarafından Maraş'ta konuşlandırılan patriot füzelerinin ve 259 Alman askerinin geri çekilmesi. Gerek hükümet ortakları, gerekse muhalefet tarafından getirilen bu önerinin gerekçesi ise DAİŞ operasyonlarının iç yüzünün farklı olması. Almanya sözde DAİŞ'e karşı başlatılan operasyonlarda Alman askerlerini riske atmak istemiyor. Fakat patriotların çekilmesi şimdilik sadece bir öneri düzeyinde. Almanya'nın NATO toplantısında da bu önerileri dile getirmesi bekleniyor.
Silah ticaretinde hatırı sayılır bir yeri olan Almanya'nın Ortadoğu'yu kan gölüne çeviren DAİŞ'e karşı mücadelede Kürt Özgürlük Hareketine mesafeli bir çizgi benimsediği biliniyor. Hatta Federal Savunma Bakanı Ursula von der Leyen Cuma günü yaptığı ilk açıklamada sadece Türkiye'nin DAİŞ operasyonlarından bahsederek memnuniyetlerini dile getirdi, Medya Savunma Alanlarına yapılan operasyonlara değinmedi bile. Bunu bir siyasi gaf olarak değerlendirmemek gerekiyor. Tablonun bütününde Almanya'nın Kürtlere yardım konsepti olarak yalnızca 'KDP' üzerinden bir politika benimsediğini unutmayalım.
Hatırlarsak; Alman askerleri DAİŞ'e karşı mücadeleye destek amacıyla Kürtlere yardım başlığında sadece Peşmergeleri muhatap alıp silah eğitimi veriyor. Aynı zamanda 1993 yılından bu yana uygulanan PKK yasağı ise Ortadoğu'da değişen dengelere rağmen devam ettiriliyor. Bakan von der Leyen muhalefetten gelen eleştiriler ve tartışmalar çerçevesinde açıklamasını haliyle güncelledi. Açıklamada yine DAİŞ operasyonlarını överken, bu defa barış sürecini bitiren operasyonlara da değindi ve Türkiye'yi uyararak barış sürecinin devam ettirilmesinin önemli olduğunu belirtti.
Özetle; AKP'nin 'DAİŞ'e karşı' başlattığı söylenen operasyon yalanlarına bir tek kendisi inanıyor. Medya Savunma Alanlarının bombalanması, birçok ilde başlattığı gözaltı operasyonları ve yarattığı kaos ortamının neticesinde tek hedefin Kürtler olduğu gözler önünde. Başlatılan bu kanlı savaş konseptine tepkiler bu süreçte önemli. Federal Parlamento'da siyasi parti temsilcileri tarafından dile getirilen operasyon karşıtı görüşlerin Almanya'nın dış politikasına yansıması gerekir. Bunun için PKK yasağının tekrar masaya yatırılmasından başlayabilir. Zira Almanya'nın Türkiye'nin önemli bir partneri olması göstereceği tepkiyi daha da anlamlı kılıyor.