- HTŞ’nin kaçırdığı gazeteci Eva Maria Michelmann’ın avukatı Roland Meister, Alman hükümetinin Şam’dan “izin alamadığı için” Eva’yı ziyaret etmediğini söyledi. Eva’nın annesi Rotraut Hake-Michelmann ise, “Kızımın kaderi, Elisabeth Käsemann ile aynı olmasın” uyarısını yaptı.
Suriye’nin Reqa kentinde 18 Ocak’ta kaçırılan gazeteciler Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polat (Mehmet Nizam Aslan) aylardır Suriye’de esir. Eva’nın annesi Rotraut Hake-Michelmann, kardeşi Dr. Antonius Michelmann ve avukatı Roland Meister, 29 Mayıs’ta Berlin’de Almanya Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşme yaparak gazetecilerin serbest bırakılması için Alman devletini harekete geçmeye çağırdı.
Görüşmenin ardından gazeteci Eva’nın ailesi ve avukatının katılımıyla basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısının moderatörlüğünü yapan Peoples Bridge eş sözcüsü Avin Hummitzsch, gazetecilerin kaçırılmasından bugüne yaşanan sürece ilişkin bilgi verdi.
Eva’nın şu ana kadar yalnızca bir kez Almanya Büyükelçiliği temsilcisi tarafından ziyaret edildiğini aktaran Hummitzsch, 28 Şubat’ta gazetecilerin kaçırıldığının kamuoyuna duyurulmasından bu yana serbest bırakılmaları için farklı düzeylerde çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Eva ve Ahmet’e Özgürlük İnisiyatifi’nin (Freiheit für Eva und Ahmet) son olarak Köln ve Paris’te nöbet eylemleri düzenlediğini ve Avrupa genelinde her Çarşamba protestolar organize ettiğini, bunların yakın zamanda yoğunlaştırılacağını ifade etti.
Bir buçuk aydır ziyaret edemiyorlar
Avukat Roland Meister ise önceden planlanan 29 Mayıs tarihli görüşmeye Dışişleri Bakanlığı’ndan üç yetkilinin katıldığını belirterek, “Maalesef yeni bir bilgiye ulaşamadık. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, beş̧ haftadır Eva’yı ziyaret edememelerinin nedeninin izin alamamak olduğunu söylüyorlar” dedi.
Meister, Suriye’deki rejimle sıkça görüşmeler yapan, ekonomik anlaşmalar ve Suriyelilerin geri gönderilmesi gibi konuları ele alan Alman hükümetinin Eva’nın durumuna dair sessiz kalmasını kabul etmediklerini belirtti. İki gazetecinin dış dünyayla hiçbir bağının olmadığını, ağır tecrit koşullarında tutulduklarını belirten Meister, “Görüşmede, Alman devletinin kaçırılan vatandaşını ziyaret etmesinin Almanya yasaları ve uluslararası hukuk açısından zorunlu bir görev olduğunu hatırlattık. Şam’dan izin alamamanın neden devletlerarası görüşmelere taşınmadığını sorduk. Bu kadar sık görüşme ve anlaşma yapılmasına rağmen Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polat’ın işkence görmesi ve tecritte tutulmasının gündemleştirilmemesinin kabul edilemez olduğunu ifade ettik” şeklinde konuştu.
Kendilerine ve Şam’daki avukatlara Eva ve Ahmet’le görüşme izni verilmediğini söyleyen Meister, Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın yasalardan kaynaklanan görevlerini yerine getirmek zorunda olduğunu bir kez daha hatırlattıklarını vurguladı. Meister, Büyükelçilik görevlisinin beş hafta önce Eva ile yaptığı görüşmede Eva’nın iyi durumda olmadığını söylediğini hatırlatarak, “Eva ve Ahmet’i gören tanıklar, ikisinin de işkence gördüğünü anlatıyor. Acil olarak tarafsız bir doktor muayenesinden geçmeleri gerekiyor” dedi.
Kaderi, Elisabeth Käsemann ile aynı olmasın
Eva’nın annesi Rotraut Hake-Michelmann, kızının can güvenliğinden endişe ettiğine dikkat çekerek, geçmişteki siyasi krizlere atıfta bulunarak şu uyarıyı yaptı: “Eva’yı canlı geri istiyorum. Alman hükümetinin geçmişte Arjantin’de yüzüstü bıraktığı ve ölümüne göz yumduğu Elisabeth Käsemann ile aynı kaderi paylaşmasını istemiyorum. O dönemde Alman devlet yetkilileri vatandaşına sahip çıkma yükümlülüğünü ihmal ettiğinden Käsemann Arjantin’deki diktatörlük tarafından katledilmişti. Bugün aynısının tekrarlanmasına izin vermeyeceğiz.”
Hake-Michelmann, aynı endişeyi Ahmet Polat için de taşıdıklarını belirterek Ahmet’in anne ve babasının şu mesajını okudu: “Oğlumuz Ahmet Polat, 18 Ocak tarihinde Suriye’de gazetecilik görevini yürüttüğü sırada arkadaşı Eva Maria Michelmann ile birlikte Suriye devlet güçleri tarafından alıkonulmuştur. Aylar geçmesine rağmen kendisinden hiçbir haber alamamaktayız. Nisan ayında basında yer alan tanık anlatımlarından oğlumuzun Halep’te tutuklu bulunduğunu ve yaralı olduğunu ögrenmiş̧ bulunuyoruz. Ancak bugüne kadar kendisiyle herhangi bir iletişim kurulmasına izin verilmemiştir. Bir anne ve baba olarak oğlumuzun sağlığından ciddi endişe duymaktayız. Gazetecilik suç değildir.’’
‘Yüzlerce tutsağın temsilcileridir’
Dr. Antonius Michelmann ise kamuoyunun duyarlılığına işaret ederek şunları ekledi: “Sokaktaki geniş̧ çaplı çalışmalar, gazeteciler, eski mağdurlar, solcular ve avukatların çabaları, kardeşimin ve Ahmet Polat’ın yaşadığını bilmemizi sağladı. Dayanışma bize yardım eden tek şeydir. Bir Alman pasaportunun bu kadar az değer görmesi ve tüm bunların nasıl yaşanabildiği karşısında biz de şaşkınlık içindeyiz. Suriye ile Almanya arasında yüz milyonlarca avroluk anlaşmalar ve haftalık dostane görüşmeler yapılıyor. Colani, AB’ye ‘Suriye’nin AB’ye ihtiyacı var, AB’nin de Suriye’ye ihtiyacı var’ dedi. İlişkiler çok açık. Gazetecilerin tutuklanması, ellerinde koca bir baskı aracı katoloğu olmasına rağmen kamuoyunda yorumsuz bırakılıyor. Bu iki kişi, aynı durumda olan yüzlerce tutsağın temsilcisidir. Eminiz ki, eğer Merz isteseydi, kız kardeşim önümüzdeki hafta uçaktan inebilirdi. Hükümetin bu tutumunu kabullenmiyoruz.” HABER MERKEZİ