Baştu, 2014 yılında Almanya’nın Hannover ve Temmuz 2015’de de Sachsen bölgesinde PKK bölge sorumlusu olarak faaliyet gösterdiği öne sürüldü. 

Avukatı Dündar Kelloğlu, müvekkilinin yasadışı hiç bir eylem gerçekleştirmediğini ve bu davanın siyasi olduğunun altını çizdi. Gazetemize konuşan Kelloğlu, Kenan Baştu’nun davasına ilişkin detayları paylaştı. 


‘Adalet Bakanlığı keyfi davranıyor’

Kelloğlu, Kürt siyasetçilerin yargılanması için Federal Adalet Bakanlığı’nın özel izninin gerekliliğini hatırlattı ve bu iznin verilmesini de keyfi olduğunu söyleyerek eleştirdi. Kelloğlu, bu davaların hukuki değil, siyasi olduğunu söyledi ve ekledi: “Bana göre bu davalar, Almanya’nın siyasi bir iradesine bağlı bir durum ve bu şekilde açılan bir dava, siyasi bir davadır.”

Kelloğlu, Almanya’nın PKK’nin bir terör örgütü olduğunu iddia ettiğini, örgüte üyeliği olanların da böylece yasal olan faaliyetleri suç sayıldığını da ekledi. 

Kelloğlu bu Baştu’nun durumunu şöyle açıklıyor: “Kenan Baştu barış ve demokratik çözümden yana biri. Almanya’da bir çok eylem ve etkinlikler düzenledi. Örneğin Şengal ve Kobanê için dayanışma etkinlikleri yaptı bunun için bağış topladı, hatta HDP için seçim çalışmalarını sürdürdü. Fakat kendisi hakkında ‘terör örgütü üyeliği’ iddia edildiği için bu faaliyetler de iddianamede suç olarak sıralanıyor.” 


Almanya Türkiye’nin tarafında

Kürt siyasetçilerin son aylarda yoğunlaşan tutuklamalarının Almanya’nın şu anki sıcak savaşta taraf olduğunu gösterdiğini söyleyen Kelloğlu, Alman makamlarının da bunu açık dile getirdiğini söyledi. Kelloğlu, “PKK bir terör örgütü olarak görülüyor ve Türkiye ile ilişkiler bozulduğunu ileri süren Almanya, bu çalışmaları yürütenleri sorguluyor ve hapse atıyor” dedi.

Kelloğlu, Baştu’nun davasına ilişkin devamla şunları söyledi: “Deniliyor ki, KCD-E, PKK’nin büyük bir parçasıdır. Bunu da söyleyenin Kandil’deki aktörler olduğu belirtiliyor. Gazetelerden okunanlar… Dolayısıyla KCD-E’nin yaptıkları inceleniyor. Örneğin bağış toplanıyor. Bu bağışların belli bir bölümü, sözüm ona HPG’ye para olarak gidiyor diye ifadeler verildi mahkemede. Fakat buna ilişkin kanıt yok.. Zaten bunun gibi PKK üyeliği ile ilgili de kanıt yok, belge yok. Her şey telefon görüşmelerden yola çıkılan iddialar. Polisler ise burada verdikleri ifadelerinde kimi zaman örneğin toplanan para televizyon için olduğunu söylüyor ama bir başka polis ise, yüzde 10 ila yüzde 20 arası da dağa gönderildiği iddia ediliyor… Kendilerince ilginç bir yapı oluşturulmuş. Dolayısıyla KCD-E’nin PKK’nin büyük bir parçası olduğu iddia edildiği için HPG’nin eylemlerine dahil olmuş olunuyor, destek verilmiş sayılıyor.” 


Uluslararası hukuka aykırı 

Kelloğlu, Kürt siyasetçilerin takip edilmelerin aslında uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı, Adalet Bakanlığı’nın takip ve soruşturma iznin keyfi olduğunu dile getirdi. Alman makamlarının, Kürt siyasetçilerin Almanya’daki faaliyetleri ile Türk Alman ilişkisini zedelediğini, bu yüzden bu karara vardıklarını itiraf ettiklerini söyledi. Kelloğlu devamla, “Müvekkilim mahkemede Alman devletinin yaklaşımın keyfi olduğunu, kendisinin takip edilmesinin sadece Erdoğan’a yaradığını vurguladı. Baştu, mahkemede verdiği ifade de kendisi hakkında verilen kararın Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda verildiğine de vurgu yaptı ve bu kararın yanlış olduğunun da altını çizdi. Kenan Baştu, mahkemesinde kendisinin ülkesinde gerçekleştirdiği demokratik çalışmaların kriminalize edildiğini, bu nedenle Almanya’ya geldiğini ifade etti. Son mahkemesinde Almanya’da yürüttüğü demokratik çalışma ve faaliyetlerin arkasında olduğunu, suç olarak görmediğini yineleyen Baştu, Alman hukukundan beklentilerinin büyük olduğunu fakat bu şekilde Alman devletinin Türkiye’nin kriminalizesinden farkı olmadığını vurguladı” şeklinde konuştu.  


‘Türkiye meşru hakka engel oluyor’

Avukat Kelloğlu mahkemede yaptığı savunmaya ilişkin ise şu şekilde dile getirdi:”Federal Adalet Bakanlığın Kürt siyasetçiler için verdiği takibat keyfidir ve yanlıştır. Bu izin için Almanya’nın iç huzuru zedelenmiş olması gerekir. Kürt siyasetçilerin bu huzura zarar verdiğine dair hiç bir kanıt yok. Dolayısıyla altını çizerek keyfidir diyoruz. Buradaki yapılan takibat, uluslararası hukuka aykırıdır. Türk devletinin, DAİŞ gibi örgütleri desteklediği ve barındırdığı tespit edildi. Bu, sadece bizim iddiamız değil, Almanya İçişleri Bakanlığı da bunu belirtti. Burada, bölgede sadece Kürt gerillalar bu örgütlerle mücadele ediyor. Bu davanın açılmasıyla, DAİŞ’e karşı mücadele engellenmiş oluyor. Bu da uluslararası hukuka aykırıdır. DAİŞ ve El Kaide’de gibi örgütlere karşı mücadele meşrudur. Türkiye buna engel oluyor dolayısıyla bu Kürtlerin mücadelesi engellenmiş ve bu davalar hukuka aykırıdır. Kenan Baştu’nun demokratik ve yasal çalışmalar yürüttüğünün altını çizdik ve  terörizmle alakası olmadığını söyledik.”


DİLAN KARACADAÐ / HABER MERKEZİ