SİDAR DERSİM / HABER MERKEZİ 


Angela Merkel'in başbakanı olduğu Almanya Federal Hükümeti, Türk-Alman ilişkisinde bir ilke imza attı. 

Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan'a diktatörlüğe giden yolda muhalefetin, hatta kendi hükümet ortaklarının tüm itirazına rağmen büyük destek veren Merkel, artık Erdoğan'a tahammül edemez bir duruma geldi. 

DİTİB'e bağlı imamların ajanlaştırılmasına, MİT'in Almanya'da ayyuka çıkan örgütlenmesine bile tahammül eden Merkel hükümeti, en son Türk devletinin Büyükada'da gözaltına aldıktan sonra tutukladığı insan hakları aktivistleri arasında Peter Steudtner adlı bir Alman vatandaşının da olması nedeniyle Türkiye ile ekonomik, siyasi ve askeri alanda işbirliğini gözden geçireceğini açıkladı. Bu durum, artık sabır taşının parçalandığını gösteriyor. 


Almanya artık çekemiyor

Alman hükümetinin askeri işbirliği çerçevesindeki projeleri askıya alacağı, Türkiye'de faaliyet yürütecek olan şirketler açısından kredi garantilerinin gözden geçirileceği, Hermes kredilerinin durdurulacağı ve Türkiye'ye gidecek vatandaşların tutuklanabileceği yönündeki açıklamaları, ilişkilerin artık çekilemez bir noktaya geldiğinin belirtisi.

Merkel hükümetinin tavır ve açıklamalarına rağmen "Almanya gerçekten bu kez tutarlı mı davranacak, yoksa bütün bunlar Merkel'in, 24 Eylül'de yapılacak Almanya Federal Parlamento seçimlerinde muhalefete karşı bir hamlesi mi" sorusu da sürekli kafaları kurcalıyor. 


Hatanın neresinden dönülürse kardır

Görüşlerine başvurduğumuz Berlin Eyalet Parlamentosu Sol Partili Kürt Milletvekili Hakan Taş, Almanya Federal Hükümeti'nin AKP yönetimindeki Türk devletine karşı tavır ve davranışları doğru buluyor, hükümetin şimdiye kadarki hatasından dönmesinin de önemli olduğunu belirtiyor. 

Taş şunları söyledi:”Herşeyden önce hatanın neresinden dönülürse kardır. Geç de olsa Alman hükümetinin hatasını görmesi güzel. Türkiye'de insan hakları örgütünde çalışan bir arkadaş tutuklanmadı. Onun öncesinde 20'ye yakın Alman vatandaşı tutuklandı. Bunların 10'nu serbest bırakıldı 10'nu ise halen cezaevlerinde. 170'e yakın gazeteci tutuklu, yüzbinlerce insan işlerinden edildi, bir çok akademisyen, devrimci, işçi emekçi, işveren tutuklandı. Halkın oylarıyla seçilen belediye başkanları ve milletvekilleri cezaevinde. Tüm bunlar herşeyden önce antidemokratik adımlardır."


Milletvekilleri tutuklandığında itirazlar yükseltilmeliydi

Seçilen milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklandığında Almanya ve AB'nin gereken ortak sesi çıkartmadığını vurgulayan Taş, Almanya, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa hükümetlerinin o dönemki sessizliğine dikkat çekti. 

Sol Parti Milletvekili Hakan Taş “Alman milletvekillerinin İncirlik ve Konya'da Alman askerlerine ziyarete izin verilmedi. Ardından bir Alman insan hakları çalışanının tutuklanması üzerine Almanya'da kırmızı lambalar yanmaya ve kırmızı alarm ötmeye başladı. Tabii ki genel anlamda ekonomik işbirliği, silah sanai alanındaki işbirliğinin yeniden gözden geçirilmesi, tüm ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi, Hermes kredilerinin derhal durdurulması, Türkiye'ye gidecek Alman vatandaşların Türkiye'deki tehlikeler konusunda uyarılması, tüm bunlar geç de olsa doğru kararlardır“ dedi. 

Uygulamaya konulmak istenen ekonomik yaptırımların sadece Almanya ile sınırlı olmamasını isteyen Taş “Avrupa Birliği hükümetleri de aynı yaptırımları, Türkiye'ye karşı kullanmalı. Ayrıca Türkiye'ye bundan böyle de açık kapı bırakmamak gerekiyor“ dedi. 


'Diğer güçler de tavır almalı'

İran benzeri bir rejim modelinin Türkiye'de de gelişebileceğine dikkat çeken Hakan Taş, AB, Rusya, Çin, ABD ve G20'nin diğer ülkelerinin de bu duruma göre ilişkileri gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı. 

Taş, sadece tavır almak ve yaptırımlara gitmenin AKP'yi durduramayacağını ifade ediyor. Alternatif olarak da başta HDP olmak üzere Türkiye'de muhalefete maddi ve manevi bütün desteğin verilmesini öneriyor. Taş'ın ifadeleri devamla şöyle: “Türkiye'de muhalefet ve özellikle de HDP desteklenmeli. Muhalefetle ortaklaşa çalışmak gerekiyor. Avrupa Birliği ve Alman hükümeti, Türkiye'deki muhalefete ekonomik kaynak da sunmalı. Muhalefet güçlü kılınmadığı takdirde, Türkiye'de AKP iktidarı devam ettiği müddetçe, Avrupa Birliği ona sırtını dönse de, sert de çıksa da güç kazanacak. Bir nevi İran'ın hükümetinin bir modeli de uzun vadede ortaya çıkacak. Bence bunun önüne geçilmesi gerekiyor. “ 

Taş, Türkiye'ye yönelik ekonomik yaptırımlar ve turistlerin gitmemesinin Erdoğan'ı yeni krizlerle karşı karşıya bırakacağına dikkat çekti. 


PKK 'terör listelerinden' çıkarılsın

Milletvekili Taş, Türkiye'nin 1993'te kendisini Avrupa pazarlarına açma ve Avrupa ülkeleriyle ilişkileri sağlamlaştırma vaadiyle  birlikte Almanya'nın PKK yasağına yöneldiğini ve PKK'yi 'terör örgütleri' listesine aldığını söyledi. Taş, "çağdışı" olarak nitelediği PKK yasağına, hem Almanya'nın hem de Avrupa Birliği'nin son vermesini, PKK'yi 'terör örgütleri' listesinden çıkarmasını istedi. 

Almanya'nın Kürtlere karşı antidemokratik tavır içinde olduğunu söyleyen Taş "PKK, özellikle Türkiye'nin dayatmaları doğrultusunda maalesef terör listelerine alındı. Ama bu çağdışıdır, zamana uymayan tavırdır. Yanlışların telafi edilmesi gerekiyor“ şeklinde düşüncelerini dile getirdi. 


Halk farklı ağızlarla konuşan hükümet istemiyor

"Eğer Federal Hükümet, Erdoğan ve AKP'ye gereken tavrı almazsa, 24 Eylül seçimlerinde bunun olumsuz faturasıyla karşılaşır mı" sorumuzun cevabını, Sol Parti Milletvekili'nden dinleyelim:"Türk hükümetiyle kirli ilişkiler artık ne 24 Eylül öncesi, ne de 24 Eylül sonrası mümkündür. Tek alternatif ise Türkiye'deki muhalefeti güçlendirmektir. Net bir tavır sergilememesi durumunda faturası Merkel Hükümetine çıkacak. Çünkü Türkiye konusunda halk iki farklı ağızla konuşan bir hükümeti istemiyor. Türkiye'de devletin nasıl antidemokratik şekilde yönetildiği net bir şekilde ortada. Bir yandan demokratik bir ülke olduğunu iddia eden Almanya, öte yandan antidemokratik uygulamalara rağmen, Almanya kökenli gazetecilerin tutuklu olmasına rağmen, İncirlik ve Konya üssüne milletvekillerinin sokulmamasına rağmen aynı politikalarını bundan böyle sürdüremez. Alman halkının gözünde inandırıcılığını kaybeder ve seçimlerde de ağır bir bedel ödemek zorunda kalır."


Balayından boşanmaya 


Türk devletinin Almanya ile ilişkisinin, ılık bahar aylarından kış mevsimine dönüşünün kilometre taşlarını şu şekilde sıralamak mümkün: 

*  2 Haziran 2016'da Almanya Federal Parlamentosu'nun Ermeni Soykırımı'nı kabul etmesi, 

* DİTİB'in bir dini kuruluş yerine bir ajan örgütlenmesinin olduğunun tümüyle ortaya çıkması, 

*  MİT'in Almanya'da örgütlenmesinin artık kamuoyunda açık şekilde tartışılması, Türk devletinin bir yandan DAİŞ çeteleri, bir yandan da Türkiye'de bulunan göçmenleri başta Almanya olmak üzere Avrupa'ya karşı bir koz olarak kullanması, 

* Almanya'nın, geçen yıl 15 Temmuz bahanesiyle Erdoğan'ın Köln'de toplanan taraftarlarına görüntülü mesajına yasak getirilmesi, 

* Alman vatandaşı gazeteciler Deniz Yücel ve Meşale Tolu'nun Türkiye'de tutuklanması, 

* Referandum sürecinde olduğu gibi bu yıl 7-8 Temmuz'da G20 zirvesi sırasında Erdoğan'a yandaşlarıyla miting yapmasına izin verilmemesi, 

* Alman parlamenterlerin İncirlik ve Konya'daki askeri üslerdeki Alman askerlerine görüş yasağı, son olarak da Büyükada'da tutuklanan 6 kişi Alman vatandaşı Peter Steudtner'in bulunması. 


Hakan Taş kimdir?

15 Eylül 1966'da Erzincan'da doğan Sol Parti Milletvekili Hakan Taş, 14 yaşındayken Almanya'ya geldi. Taş,"Erzincan'da doğdum, İstanbul'da büyüdüm ve Almanya'da da yaşlanıyorum" diyerek hayat öyküsünü bir çırpıda anlatıyor. 6 yıldan beri Berlin Eyalet Parlamentosu'nda Sol Parti Milletvekili olan Taş, 24 Eylül'de yapılacak olan Federal Parlamento seçimlerinde, Sol Parti'nin Berlin Eyalet Listesi'nin 6. sıra adayı.