Almanya’nın Kürt karşıtlığı politikası hayatın tüm alanlarına sirayet etmiş durumda. Almanya’nın Kürt soykırımını yapan devletleri desteklediği bilinen bir durum. Kürdistan’daki sömürgeci güçleri destekleyen Almanya, kendi içindeki Kürtlere yönelik kriminalize etme operasyonlarına her gün bir yenisini ekliyor. Tabii, sadece Kürtlere yönelik değil. Kürtlerle dostane ilişkide olan Alman demokratlarına karşı da aynı yöntem uygulanıyor. Almanya’da sadece YPG-YPJ bayraklarını, ya da YPG-YPJ sembollerinin bulunduğu fotoğrafları sosyal medyada paylaştıkları için mahkemelik olan onlarca Alman vatandaşı var.

Şimdi gözlerini iyice aç ve okuduklarını bildiklerinle karşılaştır. Bildiklerimiz bizi engizisyonlara götürürse ve o dönemde yaşarsak belki bu gibi dosyalar normal gelebilir. Ancak 21. yüzyılda bu gibi davaların anlaşılır olduğunu anlamak neredeyse akıl karı değil gibi. Belkide bilmediğimiz dikta ülkelerde bu davalar hayatın bir parçası. Ancak kendisini demokratik değerlerin savunucusu olarak dile getiren bir Avrupa ülkesinde bu gibi olaylara şahit olmak enderdir ya da hiç yoktur.

Sanık sandalyesinde yine bir Kürt. Bir Kadın. Bir Anne. Ve bu annenin çocukları 3-6-10-13-15 yaşlarında. İfadesi alınan çocuklardan bir tanesi 3 yaşında. Yanlış duymadınız 3 yaşındaki bir çocuk mahkemede sorguya tabii tutuluyor. Bu çocuklara ‘Hangi hobilerin var? Boş zamanlarında neler yapıyorsun? Hangi derneğe gidiyorsun? Dernekte ne gibi organizasyonlar oluyor’ vb sorular soruyor. Bu anne Almanya vatandaşı. Oberhausen’da yaşıyor. 5 Çocuk annesi Zozan G. Kadın özgürlük mücadelesi  aktivisti, insan hakları savunucusu. DAİŞ’in kadın katliamlarına karşı eylemlere katılan, bu eylemlerde konuşmalar yapan, hergün eylemden eyleme koşan Kürt bir anne. Zozan G. ve çocukları soykırım operasyonlarına karşı eylemlere katıldığı için hakkında (Kindeswohlgefährdung) çocukların yüksek çıkarlarını tehlikeye attığı gerekçesiyle, velayetin nezi davası, yani çocukların anneden alınması davası açılmış bulunmaktadır. Başlangıçta dava, sadece 13 yaşındaki Lorîn G. için açılıyor. Daha sonra dava genişletilerek,  Zozan G.’nin 5 çocuğunun kendisinden alınarak (Jugendamt) gençlik dairesine verilmesi talep ediliyor. Zozan hakkındaki dava 22 Ocak 2020’ye ertelenmiş. Şimdi konuyu Zozan G.’den dinleyelim:

“Resmi olarak polislikten izin alınmış kimi demokratik barışçıl eylemlerde polislerce kızım Lorîn hakkında işlem yapılıyor. Yapılan bu işlemden dolayı polis Gençlik Dairesine (Jugendamt) bildirimde bulunuyor. Gençlik Dairesi de, hakkımızda dosya açarak işlem başlatmış. Akabinde Gençlik Dairesi benim ve çocuklarımla ilgili bir sorun olmadığını tespit ettiklerini ve bu yönde rapor tuttuklarını bildirdiler. Ancak önce Lorîn, sonra bütün çocuklarımın benden alınması için hakkımda dava açıldı. Bu davanın Düsseldorf Emniyet Müdürlüğü’nün mü, yoksa Gençlik Dairesi’nin mi bildirimiyle açıldığını bilmiyorum. Gençlik Dairesi, taraf olarak duruşmalara katılmaktadır. 17 Aralık 2019 tarihindeki duruşmaya ben ve avukatım alınmadan, 3 yaşındaki çocuğum da dahil, bütün çocuklarımın ifadesi alındı. Mahkeme davayı tekrar görüşmek üzere 22 Ocak 2020’ye duruşma günü verdi.”

Kürtlerin üzerine bu kadar gelinmesinin nedeninin farkında olduğunu da vurgulayan Zozan G., “Amaçları bizi yıldırmaktır. Bizim haklarımızdan vazgeçmemizi sağlamak. Bizi eve hapsetmektir” diye vurguda bulunuyor.

Bu davada tutanaklara yansıyan ilginç bir durum daha var. O da Essen şehrindeki (Staatsschutz) Alman istihbaratının da aile hakkında bilgiler topladığı ve mahkemeye Zozan G. ve çocukları hakkında görüş bildirdiğidir. Almanya devleti Kürdistan’da kendi ürettikleri silahlarla hergün Kürtlerin katliamlarına sebep oluyor. Buna sebep olan silahların satışında ve modernizasyonunda hiçbir Kürt çocuğunu düşünmüyor. Kürtler kadın, çocuk, yaşlı ve gençliğiyle bu katliamları ve soykırımı protesto edince de Almanya birden bire çok insani düşündüğünü iddia edip Kürt annelerinden çocukların bu gibi eylemlere katılmaması için ya da çocukların aileden alınması için dava açıyor.  Oysaki Almanya devleti, Kürtleri ve çocuklarını katleden panzer, tank, top vb onlarca silahı üretip piyasaya sürüyor.

Kürt çocuklarının ruhsal gelişimini tehdit eden, çocuklarıyla birlikte, katliam ve zulme karşı demokratik direniş hakkını kullanan anne-babalar değil, katliamları ve zulmü destekleyen, çocukların savaşın ve baskının, zulmün dehşetiyle yoğrularak büyümesine yol açanlardır. Kürt çocuklarının ruhları, PKK lehine slogan atıldığı için değil, öldürülen, cesetleri buzluklarda saklanan çocukların, cesedi bir hafta yerde yatan Kürt annelerinin olduğu, korkunç bir savaş gerçekliğiyle büyüdükleri için incinmekte, çocuklukları örselenmektedir.

Kürdistan’ın sömürge sorunu olduğu müddetçe Kürtlerin de daha çok mücadele teme sorunu olacaktır. Bunun engelleyebilecek hiçbir güç istediği sonucu alamayacaktır. Tarih bu konuda örneklerle doludur. Hiçbir baraj, baharın harıl harıl akan sularına engel olacak durumda değil. Özgürlük için her engele karşı daha örgütlü, renkli ve demokratik direnişten ısrar etmek Kürt’e kalan tek mirastır.