2017 yılında yaşanan siyasi krize rağmen Almanya Federal Hükümeti, Türkiye’ye ihracatı Hermesbuergschaft denilen devlet garantileri diğer yıllara nazaran daha fazla arttırdı.

 

Analiz

Dr. Thomas SCHMIDINGER

Alman elitlerinin Erdoğan rejimine körü körüne bağlılığı, sadece aynı savaş cephesinde yer aldıkları güçlü ilişkilerin uzun tarihiyle izah edilemez. Bu kör bağlılığın temel nedeni Almanya’nın gözle görülür ekonomik ve siyasi çıkarlarıdır.

Her şeyden önce Almanya on yıllardır Türkiye ile yapılan ticaretin en önemli taraflarından biri.

Bu ticari ilişkilerin de 18.yüzyıla kadar giden uzun bir tarihi var. Ancak bu ticari ilişki, son yıllarda Almanya için çok daha kazançlı bir hal aldı.

2017 yılında yaşanan siyasi krize rağmen Almanya Federal Hükümeti, Türkiye’ye ihracatı Hermesbuergschaft denilen devlet garantileri diğer yıllara nazaran daha fazla arttırdı.

Sol Parti Milletvekili Alexander Neu’nun Şubat 2018’de sunduğu soru önergesine Federal Hükümet tarafından Ticaret Bakanlığınca verilen yanıtta, Almanya’nın Türkiye’ye ihracat için garantileri üçte bir artarak, 1,46 milyar euroya çıkardığını öğrendik. Anlaşılıyor ki, Efrîn’e yönelik saldırı ve savaş bile Almanya’nın Türkiye’ye ihracatına etki etmemiş.

Almanya Ticaret ve Meslek Odası (DIHK) Türk lirasının değer kaybettiği krizden önce yaptığı açıklamada Türkiye’ye yapılan ihracatın yüzde 5 artacağını  öngördüğünü duyurdu.

Hükümet onaylamazsa silah satılmaz

Türkiye’ye ihracat listesininin başında silah ve askeri malzemeler ve askeri donanım kalemleri yer alıyor ki, bunlar ancak Almanya Federal Hükümeti’nin onayı ile yapılabiliyor. Yeşiller Partisi Milletvekili Omid Nouripour’un Mart 2018’de sunduğu önergeden anlıyoruz ki milyonlarca euoroluk askeri donanım ve malzemelerin ihracatı, Efrîn saldırısı esnasında hükümetçe onaylanmış.

Önergeye verilen cevapla, Efrîn’in işgali için başlatılan ‘Zeytin Dalı Operasyonu’nun ilk 5 haftasında 4.4 milyon euro değerinde 20 ayrı silah satışına Federal Hükümet’in onay verdiği ortaya çıktı. Bu yetmezmiş gibi Alman tank üreticisi Rheinmetall, müsterek bir teşebbüs ile AKP hükümetine yakın çevrelerle Türkiye’de bir silah fabrikası kurmayı planlıyor.

Türk askeri Alman tanklarıyla başka ülkenin toprakları girdi

Zaten Suriye toprakları içinde bulunan Efrîn’e Türk askerleri, eşliğinde Alman tankları girmişti. Türk askerlerinin bindiği Alman tankları...

Efrîn işgalinden sonra Türkiye’ye silah ihracatında azalma oldu. Sunulan yeni bir önergeye verilen cevapta yeni hükümetin kurulduğu 14 Mart’tan itibaren 30 Haziran kadar, sadece 5 silah ihracatına onay verilmiş. Bir önceki yıla göre çok az olan bu miktar 418 bin 279 euroya tekabül ediyor.

Ancak Alman silahları ve askeri donanım sektörü yönünü yine Türkiye’deki pazara çeviriyor. Zaten askeri donanım sektörü dışında Türkiye ile Almanya arasındaki ticari ilişkiler en ufak bir zarar görmüş değil.

Almanya arabuluculuğa  soyunuyor

Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizde Almanya, arabulucuk rolüne soyunuyor. Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı Andrea Nahles, Türkiye’de yaşanan ekonomik krize karşı Türkiye’ye yardım önerisinde bulundu, bunun üzerine Erdoğan da Almanya ile ilişkileri yumuşatmayı-düzeltmeyi tercih ediyor.

Alman vatandaşı gazeteci Meşale Tolu’nun bırakılması ile muhtemelen Erdoğan, Alman kamuoyunu yumuşatmayı planlıyor. Bu da Eylül sonunda Erdoğan’ın Almanya’ya yapacağı ziyaretin büyük bir ihtimalle gerçekleşeceğini gösteriyor.

Bu adımlarla Erdoğan, onu ağırlayacak olan Almanya’nın Türkiye’deki hak ihlalleri ve demokrasiden uzaklaşma eleştirilerini berteraf ederek ekonomik ve siyasal çıkarları ön plana çıkarmayı umuyor. 

Almanya Federal Hükümeti bundan önce iki defa Erdoğan’ın düzenli ve daimi bir şekilde şantajlarını sürdürmesine müsaade etti. Alman Hükümeti’nin; Suriye’den gelen göçmenlerin Türk devleti tarafından Almanya’ya yönlendirilmesi korkusu Erdoğan tarafından sürekli canlı tutuluyor ve bununla siyasi tavizler almaya çalışıyor.  Zaten göçmlenlerin, Avrupa’ya ulaşmasının güzergahı Türkiye’dir. Yine Almanya’da yaşayan Türkleri de Erdoğan yıllardır bir tehdit aracı ve potansiyeli olarak kullanıyor. Ankara hükümeti için Almanya’da bulunan AKP taraftarlarının çokluğu, Almanya’ya karşı tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılmaya uygun bir argüman.

Ankara’nın bu potansiyeli kullanma korkusu başlı başına Almanya’nın Türk hükümetine ciddi bir eleştiri yapmasını engelledi. Bu yetmiyormuş gibi Almanya’da bulunan Kürt muhalefetine karşı baskılara Alman Hükümeti’nin destek vermesine neden oldu.

Almanya bu korkulardan kurtulmadıkça ve bağımsız, özgüvene dayalı bir siyaseti Türkiye’ye karşı geliştirmedikçe; siyasi kaygılar ve ekonomik çıkarlar onu yönetmeye devam edecek ve var olan durum değişmeyecek.