• KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat: Önderliğimiz alt kurulda rol almıyor. Böyle bir algı yaratılıyor. İlla da koordinatör diyeceksek Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin koordinatörüdür.
  • İki yıldır zaten bu koordinatörlüğü fiili olarak yapıyor. Şimdi bunun, hukuki/resmi bir çerçeve, statüye kavuşturulması; adının resmi olarak konulması ve kamuoyuna da açıklanması gerekiyor. İstenen budur.

 

PKK'nin Kürt sorununun sonucu olduğunu ama konuyu silahsızlanmaya indirgeyen bir sığlığın dayatıldığını belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, "Bu sorunun, elbette yerel demokrasi ve demokratikleşmesi temelinde çözülmesi gerekiyor. Demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü bir anayasayla Kürt kimliği tanınıp güvenceye alınmadan kalıcı bir barış, demokrasi ve çözümden bahsedemeyiz. Eş güdümlü, iç içe demokratik, siyasi ve hukuki adımların da atılması gerekiyor" dedi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Medya Haber TV'den Zeynep Viyan'ın sorularını yanıtladı. Önceki akşam yayınlanan uzun ve kapsamlı söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:

Süreç ağır aksak işliyor

Son derece ağır aksak ve tek taraflı adımlarla işleyen bir süreç var. Şu anda devlet tarafından demokratik, siyasi ve hukuki herhangi bir adım atılmış değil. Sürecin işlemesi için her şeyden önce Önder Apo'nun özgür çalışma ve yaşam koşullarının oluşturulması; resmi ve fiili olarak doğrudan bu süreci yürütür durumda olması; görüşlerini özgür biçimde kamuoyuna yansıtması gerekiyor. Aksi halde bu süreç tek taraflı gitmez.

Demokratikleşmeye bağlı

Zaten demokratikleşme olmadan bu sürecin başarıya gitmesi de mümkün değildir. Her şeyden önce Türkiye'nin demokratikleşmesi; demokratik, çoğulcu, özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasaya kavuşması; yerel demokrasiyi esas alan bir demokratikleşme sürecinin gelişmesi olmazsa olmaz kabilindedir.

PKK, sorunun sonucudur

PKK, Kürt sorununun sonucudur. Bu sorunun, elbette yerel demokrasi ve demokratikleşmesi temelinde çözülmesi gerekiyor. Demokratik ve özgürlükçü bir anayasa ile başta Kürtler olmak üzere tüm halklara ve inançlara haklarının iadesi gerekiyor. Anayasal kabul ve güvence olmalıdır. Demokratik bir anayasa Türkiye açısından çok temel bir ihtiyaçtır. 12 Eylül ürünü olan son derece tekçi, merkeziyetçi, faşist karakterli, inkârcı bir anayasa var. Gelinen aşamada ortadan kaldırılması gerekiyor. Geç kalındı bile. Tüm toplumsal dinamiklerin, örgütlü demokratik yapıların da bu demokratik anayasa yapım sürecine katılması gerekiyor.

Dolayısıyla demokratik çoğulcu, Kürt kimliğini de tanıyan bir anayasayla güvenceye alınmadan kalıcı bir barış, demokrasi ve çözümden bahsedemeyiz.

Bununla da paralel, eş güdümlü, iç içe demokratik, siyasi ve hukuki adımların da atılması gerekiyor. Bu anlamda Kürt sorununun demokratik çözümüne dönük, yerel demokrasiyi tanıyan, tekçi ve merkeziyetçi yönetim sistemini ciddi bir reformdan geçiren bir sürece de çok ciddi ihtiyaç var.

Silaha indirgeyen sığlık

Bu süreçte hâlen Kürt sorununun çözümüne dönük ciddi bir gündem, çalışma gelişmiş değil. İş getirilip sadece silahlara indirgeniyor. Bu işin nedenleri, yerel demokrasi, Türkiye'nin demokratikleşmesi tartışılmadan silahlara indirgenmiş bir tartışma, son derece sığ, dar, çözüm üretmeyen bir tartışma oluyor. Bunun da artık gelinen aşamada giderilmesi ve aşılması gerekiyor.

Rêber Apo'nun statüsü

Eğer süreç bir devlet politikası ve kararıysa aynı ciddiyeti de gerektiriyor. Önder Apo'nun özgürce çalışır ve yaşar koşullarının hukuki bir çerçeveye ve güvenceye kavuşturulması lazım. Bu işler de facto da olmaz. Hukukta bunun bir adı olmalıdır, bir statüsü olmalıdır. Vasfı olmalıdır. Önderliğimiz bu süreci geliştirmede son derece kararlıdır, ısrarlıdır, inançlıdır ama muhatabında da aynı kararlılığı, inancı, ciddiyeti görmek istiyor. Hareket olarak biz de görmek istiyoruz. Artık zamana yaymamalı.

Alt kurulda rol almıyor

Önderliğimiz alt kurulda rol almıyor. Böyle bir algı yaratılıyor. İlla da koordinatör diyeceksek Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin koordinatörüdür. İki yıldır zaten bu koordinatörlüğü fiilî olarak yapıyor. Şimdi bunun, hukuki/resmi bir çerçeve, prosedüre, statüye kavuşturulması; adının resmi olarak konulması; elbette kamuoyuna da açıklanması gerekiyor. İstenen budur.

Kaygı ve eleştiriler

Demokrasi güçlerinin, sol sosyalist hareketlerin, Türkiye'deki demokrasi güçlerinin, özellikle çeşitli eleştirilerini, kaygılarını, endişelerini anlaşılır buluyorum bir noktaya kadar. Şimdiye kadar devlet herhangi bir demokratik adım atmadı. Toplum üzerinde, demokrasi güçleri üzerinde, muhalefet üzerinde iktidarın hâlen çok yoğun bir tazyiki ve saldırıları var. Son derece böyle antidemokratik saldırılar ve uygulamalar geliştiriyor. Bu çok ciddi rahatsızlık ve öfke yaratıyor. Bu anlamda demokrasinin olmadığı bir yerde, bu sürecin ne kadar başarılı yürüyeceği, yürütüleceği çok ciddi kaygı ve endişe konusu oluyor. Demokrasi güçlerinin, sol sosyalist hareketlerin bu konudaki endişe ve kaygıları yerindedir. Aynısını biz de taşıyoruz. Bunu açık ifade etmek lazım. Demokratikleşmenin olmadığı yerde, Türkiye demokratikleşmeden, Türkiye yerel demokrasiyi kabul etmeden, demokratik siyasi ve hukuki adımlar atmadan, Türkiye'de Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin başarıya gitmesi mümkün değil. Bu açıktır.

Büyük haksızlık var

Ciddi kaygı ve endişe taşıyorlar ama bu, çeşitli sağlıksız tartışmalara ve Önderliğimize, Hareket'e dönük de önyargılara ve suçlamalara da yol açıyor. Sanki böyle Önderlik, Kürt Özgürlük Hareketi, AKP ile gizli bir anlaşma yapmış. AKP'nin de hesapları var, seçim hesabı var, şu hesabı var, bu iktidar hesabı var. Bu süreci de bu temelde kullanacak. Bu, zaten Önderliği hiç tanımamaktır; Özgürlük Hareketi’ni tanımamaktır. 53 yıllık mücadeleyi ve mücadelenin ortaya çıkardığı sonuçları görmemektir. Dolayısıyla büyük bir haksızlıktır. Bu tür şeylere girmemek lazım. Önderliğimiz de son derece ilkeli, büyük bir demokrasi, özgürlük, barış mücadelesi veriyor. Özgürlük Hareketi ve Önder Apo'nun 53 yıllık mücadelesi bunun ispatıdır.

Sorumluluk almalılar

Eğer Türkiye'de demokrasi, barış, özgürlük, eşitlik, adalet isteniyorsa bu sürece çok güçlü sahip çıkılması gerekiyor. Sorumluluk almaları, bu sürece öncülük yapmaları gerekiyor. Kürt Özgürlük Hareketi ve demokratik siyasi yapı ile birlikte ortak bir demokrasi, özgürlük, eşitlik mücadelesi vermeleri gerekiyor. HABER MERKEZİ

***

Başûr'daki gelişme önemli

Başûrê Kürdistan'da pêşmergelerin ortak bir bakanlık altında bir araya gelmesi, birleşmesi iyi ve olumlu bir gelişmedir. Hükümet kurma tartışmalarının da bir sonuca gitmesi;  demokratik bir hükümetin kurulması gerekiyor.

***

Şam ile entegrasyon sorunlu

Şam'da merkeziyetçi, tekçi, faşist bir sistem var. Merkeziyetçi, faşist bir sisteme, demokratik bir entegrasyon da zaten pek mümkün olmuyor. Mevcut durumda, Rojava’da yürütülen demokratik entegrasyon çalışmalarının sürecin özüne ve ruhuna uygun ilerlemediği ve entegrasyonun doğru biçimde gelişmediği açıkça görülüyor. Demokratik entegrasyon ancak demokratik bir devletle mümkündür. Demokratik bir devlet, demokratik bir cumhuriyet olmadan demokratik bir entegrasyon sağlanamaz. Demokratik entegrasyon, yerel demokrasinin, öz yönetimin, demokratik özerkliğin devlet tarafından kabulü; bu anlamda devletin de kendisini değiştirmesi demektir.

***

Demokratik federal bir İran

İran'da mevcut yönetimin/rejimin meşruiyeti kalmadı. Toplumun rıza göstermediği bir iktidarın ayakta kalması mümkün değildir. Belki baskı, zulüm ve idamla sindirerek birazcık ömrünü uzatabilir ama uzun süre kendisini ayakta tutamaz. Şu anda meşruiyetini kaybetmiş bir rejim, bir iktidar söz konusudur. O açıdan da önünde iki seçenek; ya çok ciddi reformlara gidip demokratik adımlar atar ya da çözülür. İran, uzun yıllar federal bir biçimde yönetilmiş. Buna uygun bir tarihi de var. Sosyolojisi, tarihsel gerçekliği de demokratik yönetime oldukça uygundur. Bu konuda birikimi ve tecrübesi oldukça fazladır. İşte Kürdistan eyaleti de var fakat içi dolu ve işlevsel değil. Güncellenebilir. Demokratik, federal bir İran; demokratik, öz yönetimleri, yerel demokrasiye dayalı Rojhilat.