Paris İklim Zirvesi: Felaketin eşiğinde

Dünya İklim Zirvesi, Paris’te devam ediyor. Dünyanın dört bir yanından devlet temsilcileri, uyguladıkları kapitalist politikalar sonucu kirlenen, felakete sürüklenen dünyanın sorunlarını tartışıyor! Tabii “sorunun kaynağı biziz” diyecek halleri yok ya; “çözüm odağı biziz” diyorlar.

İklim Zirvesi’nde sadece devletler yok. Küresel ısınma ve iklim değişikliği konularında dert sahibi çevre örgütleri, Alternatiba’da buluşuyor. Bu platformda da sorunlar ve çözüm yolları tartışılıyor, yüzlerce yeni proje üretiliyor. 

Alternatiba’ya dünyanın değişik noktalarından 130 kurum katılıyor. Bu çalışma, bir yıldır COP 21’e karşı örgütlenen bir çalışmanın nihayeti. Fakat Paris’te yaşanan saldırılar bahane edilerek uygulanan eylem yasakları, en fazla onları etkiledi. Dünyanın farklı ülkelerinden on binleri ağırlamayı planlayan Anternatiba, gözaltılar ve güvenlik politikaları dolayısıyla 5-6 Aralık’a sıkışmak zorunda kaldı. Yasak, eylemlerle delinmek istendi; 285 kişi gözaltına alındı. Alternatiba’nın bazı temsilcileri, “COP 21 karşıtı gösterilere öncülük yapma olasılıklarından dolayı” zirve süresince ev hapsiyle cezalandırıldı. Etkinliğin en önemli projelerinden biri olan “İklim Köyü” ise Montreuil Belediyesi’nin devlet yetkilileriyle yaptığı pazarlıklar sonucu, son anda iptal edilmekten kurtuldu.


Neden Montreuil?

İklim Köyü etkinlikleri, 5-6 AralıK’ta Paris’in en büyük banliyölerinden biri olan Montreuil semtinde gerçekleştirildi. Peki neden Montreuil?

Burası, ekolojik kent projesiyle Fransa’da örnek bir belediye profili çiziyor. “Ekolojik Kent Projesi”, bir önceki dönem yönetimde olan Yeşiller tarafından başlatıldı; bu dönemde yönetime gelen Komünist Parti tarafından devam ettiriliyor. Kent dokusunu, ulaşım, eğitim alanı, park, evler, ısınma ve barınma gibi bütünüyle ekolojiyi baz alarak inşa etmeye başlayan Montreuil Belediyesi, Alternatiba etkinliğinin de ev sahipliğini yapıyor.

Alternatiba kapsamında çok sayıda panel, konser, film gösterimi yapılıyor; tanıtım stantları, köylülerin ürünlerini tanıttığı alanlar açılıyor. Kente girdiğinizde sizi öncelikle, “Ekoloji bir hayal değil, yaratılabilir” sloganı karşılıyor. Dünyanın değişik kentlerinden yola çıkmış çevreciler, sosyal hareketler, küreselleşme karşıtları stantlar açarak projelerini tanıtmaya çalışıyor. 

Güvenlik önlemleri üst düzeyde. Çanta kontrolleri, katılımcıları canından bezdirecek kadar yoğun. Cumartesi sabahı bölgedeki okullarda yapılması planlanan panellerin büyük bölümü, yeterli ilgiyi göremediği için iptal edilmiş. Öğleyen sonra da sonuç değişmiyor. Katılım istenen düzeyde değil. Malum, savaştan çıkmış kent görüntüsü, Paris’te hala hakim. Bu atmosferde Alternatiba, sadece zaten sendikalı, sosyal hareketlerin tabanı olan insanlardan ibaret.


Köylüler: Bizi destekleyin!

Alternatiba’da en çok ilgi çeken, stantlar. Alzas, Peru, Kolombiya, Brötanya ve Fransa’nın farklı noktalarından gelen köylüler, organik ürünlerini tanıtıyor. Stantlardan birindeki Marin, “Köylüler denince artık yaşlılar akla geliyor. Ben de bunlardan biriyim. Ürünlerimi tanıtmaya geldim. Büyük marketler, büyük şirketler karşısında köylüler, her gün kaybediyor. Doğal olarak ürün sırasında kullanılan tohumlar, kimyasal gübreler, petrol atığı poşetler bizim kağıttan oluşan paketlerimiz ve doğal gübrelerle yetişmiş ürünlerimizin yanında daha fazla rağbet görüyor” diyor. Marin, iklimin iyileştirilmesi için kendisi gibi tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylülerin desteklenmesi gerektiğini savunuyor.

Yan taraftaki kuruyemiş standından Azaslı J. Philippe, Marin’e gülerek dahil oluyor: “Marin, dünyanın dengesini kadınlar parfümleriyle bozuyor, diyorlar! Sen köylüsün, parfüm de kullanmıyorsun!”

Philippe, COP 21’de bir araya gelen hiçbir devlet görevlisinin iklim sorununu çözmek derdinde olmadığını düşünüyor. Sorunun çözümü için toplumun ekoloji konusunda daha fazla aydınlatılması gerektiğini, organik ürünlerinin kullanımının bu bilinç yoksunluğundan dolayı düşük olduğunu savunuyor. O da Marin’le aynı fikirde: “Daha iyi bir dünya istiyorsanız, ekoloji kaygınız varsa, köylüleri destekleyin! Kooperatifleri artırın, kentler, ülkeler arası kooperatif dayanışmaları kurun!”

Az ilerde bisikletliler var. Onlar da “Daha temiz bir dünya için trafiğin azalması, bunun için de bisiklet kullanmamız lazım” diyorlar.


10-15 kişilik etkinlik

Büyük çadır kentte ise Montreuil Belediyesi, “ekolojik kent” projesini anlatıyor. Fakat dinleyicilerin sayısı, 10-15’i geçmiyor.

Alain Clerc, “elektrikli otoban” projesiyle alanda yerini almış. Büyük bir gayretle, petrol yerine tramvay sistemine benzer bir mantıkla çalışan araçlardan bahsediyor. Clerc, 80 yılından beri bu proje üzerine çalışıyormuş. Dünyanın dört bir yanında onlarca konferansa katılmış, çok sayıda yerel yönetime projesini sunmuş ama yazık ki hiç destek görememiz. “Ben anlatmaya ve bu projeyi gerçekleştirmek için alan aramay devam edeceğim. Benim projemin desteklenmemesi, ekolojik denge aranmadığının kanıtıdır” diyor.

Çadırlarda tanıtımlar sürerken, konferans, atölye ve panellerin gerçekleşeceği Jean Jeures Lisesi adeta boş. Birçok konferans, katılımcı bulamadığı için iptal edilmiş durumda. Kadın hareketleri dünyanın birçok noktasından gelen kadınlarla “kadın ve iklim sorunu” başlığı etrafında bir araya gelmiş. Sayı fazla olmasa da kadın hareketleri, ekolojik denge ve iklim sorunu konusunda kadınların daha fazla mücadele etmesi gerektiğinin altını çiziyor; Bolivya, Kolombiya ve Latin Amerika’nın değişik kentlerinden gelen köylü hareketi temsilcileri izleyenlere sorunlarını anlatıyor.


Lea, Claire, Michel, Arthour...

Lea, Peru köylülerinin desteklenmesi için Paris’te kurulan bir derneğin çalışanı. “Kadınlar büyük alışveriş merkezlerinin en büyük alıcısı durumunda. Yünden yapılmış bir doğal ürünü yerine markaları tercih ederken insanlar, dünya ekolojik dengesini bozduğunu düşünmüyor belki. Ama bu zincir, evimizden, tercihlerimizden ve yaptıklarımızdan başlıyor. COP 21’de belki onlar karar alıcılar... Ama biz de onların aldığı kararlarla dünyayı işletiyoruz. Döngü böyle” diyor.

Claire, genç bir çevre aktivisti. Büyük firmalarla rekabete yenik düşen doğal çikolata ve süt ürünleri konusunda çalışmalar yürütüyor. İki yıldır bu çalışmaya dahil olan Claire, sanayi olmadan çikolata ve yan ürünlerinin elde edilebileceğini, hatta herkesin kendi evinde üretebileceğini savunuyor.

Michel, “ekolojik denge için kirli suyu arındırmanın basit formülü olan ve her mutfağa takılabilir bir sistem geliştirdik” diyerek standında bulunan arıtma sistemini tanıtıyor.

Arthour, “yeni yol haritası” başlığıyla teknolojik ürünlerde geri dönüşümü esas alan ve son on yıldır işlemeye başlayan iş zincirleri üzerine çalışıyor. Büyük işletmelerin iki ya da üç yıl sonra kullanım dışına ittiği bilgisayar sistemlerini, basit eklemelerle yeniden programlayarak daha düşük bir maliyetle piyasaya sürdüklerini anlatıyor.

Alanda bir de dilek ağacı bulunuyor. Hayvan hakları savunucuları, nükleer karşıtları, geri dönüşümcüler, organik tarımcılar, içilebilir su üzerine çalışanlar, kapitalist sistem tamamen yok edilmeden çevre sorununun hallolmayacağını savunanlar... Dünyanın değişik bölgelerinden yola çıkıp Paris’te buluşan herkes, bu ağaca temiz bir dünya dileğini ifade ettiği sözcükleri iliştiriyor.


Daha fazlası gerekiyor

Alternatiba, mutlaka önemli bir girişim. Fakat dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlarla birlikte düşünüldüğünde bu projeler, ekolojik bir dünyayı yaratmaktan uzak. Çözümden uzak. Neoliberal politikalar sonucu işsizlik, açlık ve yoksulluğun arttığı, savaşların, işgallerin, katliamların, kitlesel göçlerin gündeme geldiği bir dünya var önümüzde. Çevre sorunları, felaketlerle meydana çıkıyor. Bu süreç her gün hız kazanıyor. Hal böyleyken, ekolojik, antikapitalist, insanca yaşanır, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya için mücadele, çok daha yakıcı. Bu mücadeleyi, bugünün çok ötesine taşımak, daha da somutlaştırmak gerekiyor. Kimse katılmadığı için iptal edilen panelleri ve destek göremeyen alternatif projeleriyle kurak kalmış Alternatiba da bu ihtiyacı bir kez daha gözler önüne seriyor.


İnsanlığa kolektif meydan okuma!


Julien Bayou, Yeşiller Partisi aktivisti ve COP 21 karşıtı hareket içinde yer alıyor. Paris İklim Zirvesi için, “Bir anlaşma yapılması bekleniyor. Son on yılın en büyük buluşması. İnsanlığa karşı kolektif bir meydan okuma” diyor.

Fransız hükümetinin iklim konusunda bir perspektifinin bulunmadığını düşünen Bayou, büyük bir tarım alanı üzerine inşa edilmesi planlanan havaalanını hatırlatıyor ve devam ediyor: “İklim konusunda etkin bir Fransa’dan bahsedemeyiz. Hükümet örnek olmaktan çok uzak bir yerde duruyor. Örneğin şu an yürüyen havaalanı projesi bu uzaklığı gösteriyor. Petrol lisansları, çevre vergileri, emisyonların azaltılması, sera gazının etkilerini azaltma konusunda büyük firmalara getirilmesi gereken önlemlerden uzak bir noktadayız.”

İklim Zirvesi’ne karşı geliştirilen alternatif etkinliklerin güvenlik gerekçesiyle yasaklanmasını ise “darbe” olarak niteliyor Bayou. “Alınan güvenlik önlemlerinin terörle bir ilgisi yok. Terör böyle önlenmez. Ciddi bir ayrımcılık söz konusu. Politik eylemlere karşı bu tavrıdan vazgeçilmeli” diyor.


Öz savunma, öz ekonomi şart


Elise Ambre, COP 21 karşıtı etkinlikleri organize edenlerden yalnızca biri. Alternative Libertaire aktivistlerinden. Geçtiğimiz hafta o da polis şiddetine maruz kalmış, gözaltına alınmıştı. Polis şiddeti sonucu Elise’nin iki parmağı da kırıldı.

Elise, gözaltında götürüldükleri hücrelerin “iğrenç bir durumda” olduğunu, yemek bile verilmediğini anlatıyor ve polisin “Avukat istemezseniz sizi daha erken bırakırız” dediğini ekliyor.

Elise, çevre sorunlarına sebep olanın kapitalizmden başkası olmadığını belirtiyor ve çözüm önerisini şöyle açıklıyor: “Kooperatif örgütlenmeleriyle alternatifler oluşturmak gerekiyor. Küçük örnekler oluştu, bunları artırmalıyız. Öz savunma, öz ekonomi odakları yaratılmadan kapitalizmle etkin mücadele edilemez. Toplum, kendi ekolojik kooperatiflerini yaratmalı. Çevre örgütleri arasında da dayanışma ağı büyütülmeli.”


SELMA AKKAYA