
Kültür ve sanat alanında önemli bir alternatif sunan Douarnenez Sinema Festivali’nin bu yıl 39’uncusu düzenlendi.
19-27 Ağustos tarihleri arasında Bretonya bölgesindeki Douarnenez kasabasında yapılan festival Türkiye halklarına adandı. 2003 yılında festival Kürdistan sineması ve Kürt sorunu festivalin konusu olmuştu. Bu yıl da Kürtler festivalde temel bir yer edindi.
Festivale 1978’den beri her yıl, kimlik mücadelesi veren halklar davet ediliyor. Bu kapsamda yönetmenler, sanatçılar, gazeteciler, siyasetçiler ve aktivistler tartışmalara katılıyor. Gösterilen filmlerin dışında, hem filmlerin konusu hem de ilgili kimliklerin mücadelesi tartışılıyor.
Festivalin 39’uncusunda gösterilen 150 dolayında filmin 70’i Türkiye ile ilgili oldu. Kürtler, eşcinseller, Romanlar, Ermeniler, mülteciler ve daha fazlası filmlere konu olurken, atölyeler, sergiler, konserler, danslar ve eğitimlerle de festivale zengin bir içerik kazandırıldı. Festivalin programında yediden yetmişe geniş bir kesimi kendisine çeken bir yan vardı. Sağır ve dilsizler de tüm tartışmalarda ve etkinliklerde kendilerini bulabildiler.
Olağanüstü bir dayanışma örneği
Siyasi ve muhalif karakteriyle dikkat çeken festival, yüzlerce gönüllü çalışanı ile olağanüstü bir dayanışmanın örneğini ortaya koydu. Mutfağından stantlarına, temizlikten, dekorasyona, davetlilerin karşılanmasından, sinema salonlarına kadar, her alanda gönüllüler görev aldı. Davetlilerin çoğu, kent sakinlerinin evlerinde ağırlandı.
Ada Ülkesi anlamına gelen Douarnenez’in merkezinde kurulan festival alanında, sabah saatlerinden gece yarısına kadar yoğun bir tempoyla etkinliklere ev sahipliği yapıldı. Çocuklar için oyunlar düzenlenirken, Fransız ulus devlet sisteminin asimilasyonuna maruz kalan Broton dilini öğretmek için de alanda kurslar verildi. Aynı şekilde organizatörler Kürtçe’nin de öğretilmesi için alandaki Kürtlerden bu yönlü talepte bulundu. Festivalin konukları arasında HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız da vardı.
Bretonlar asimilasyona direniyor
Alanda Bretonca kurs veren genç öğretmen Gwénolé Larvol, Yeni Özgür Politika’ya Breton dilini, bugünkü durumunu ve Bretonların bu alandaki mücadelesini anlattı. Larvol, büyük anne babasından örnekler vererek başladı. “Büyük annem evde Bretonca öğrendi ama okula gittiğinde bu dili kullanması yasaklandı” diyen Larvol, bu nedenle dil konusunda kuşaklar arası bir kopuş yaşandığını söylüyor.
Bugün çift dilli okullarda 16 bin çocuğun yetiştiğini söyleyen Larvol, “Şu an oluşan boşluğu doldurmak için yeterli değil, bu nedenle Fransız devletini daha fazla Bretonca eğitime zorluyoruz” diye konuştu.
Larvol, “Daha güçlü bir ilerleme gerekiyor, eğer bu hızda gidersek, 50 ila 100 yıl içerisinde Breton diline dair bir şey kalmaz” diyerek endişesini ifade etti.
Larvol, şunları ekliyor: “Fransa hükümeti kültürel çeşitlilik açısından dünyanın en kötü örneklerinden biri. Alan kazanmak kolay değil. Yavaş yavaş oluyor. Çok mücadele etmek gerekiyor. Biz dilin resmileşmesini istedik. Ama Fransa bunu ülkenin mirası olarak kabul etti. Yani kullanılan bir dil değil de, müze gibi.”
Breton öğretme, yönetim olarak ise daha fazla yetkinin Brotonya bölgesine verilmesini istediklerini söyledi.
Lavrov da festivalin hem organizasyonu hem de gönüllüleri arasında yer alıyor. Bu dayanışmanın en iyi örneklerinden birini de mutfak oluşturuyor. Alanda sabah saatlerinden itibaren çalışmaya başlayan gruplar öğle ve akşam yemeğini çıkarıyorlar. Fransa ve dünyanın farklı yerlerinden gelerek çalışmalara katılanlar var. Bazen renkli görüntüler de oluşuyor. Genç gönüllüler, bir yandan yemek hazırlığı yaparken diğer yandan şarkı söyleyerek tempo tutuyorlar.
Şarkılar eşliğinde yemek
Mutfakta çalışan kadınlardan biri günde 700 kişilik yemek hazırladıklarını söylüyor. Hangi yöreye özgü yemeklerin hazırlandığını sorduğumuzda, “Uluslararası bir mutfak” diyor. Mutfakta her gün farklı bir grup görev alıyor.
Görevi devralan ekibe göre sayı da değişebiliyor.
Kezako
Festival boyunca, gönüllü gazeteciler de hiç durmadı. Her gün “Kezako” adlı bir gazete çıkarıldı. Röportajlar, portreler, etkinlikler, mizah ve karikatür bu gazetede yoğunca işlendi. Gazete her yıl festival boyunca çıkarılıyor. Farklı yerlerden gelen gazeteciler, genç amatörler, basın çalışmalarında yer alıyor.
Fransız gazeteci ve tarihçi Jean-Arnaud Derens, gazetenin çalışmalarını anlattı. Balkan uzmanı olan ve Courrier Balkans sitesinin kurucusu olan Derens, festivalin yönetim konseyinde de yer alıyor. “Gazete her akşam festival alanında ücretsiz dağıtılıyor” diyen Derens, şöyle devam etti: “Kezako iki dilli bir gazete. Bretonce ve Fransızca. Çeviri değil. Ayrı ayrı haberlerden oluşuyor.
Derens, Kezako’nun ne anlama geldiğini ise şu ifadelerle anlatıyor: “Özünde Fransa’nın güneyinde konuşulan Oksitancadır. ‘Bu nedir?’ anlamına geliyor.”
Derens, bu çalışmanın da bir bütün olarak gönüllülüğe dayandığını söylerken, 300 dolayında gönüllünün festivalde yer aldığını belirtti.
39’uncu festival de bu şekilde Türkiye üzerine geniş bir yelpaze sunarak ve bir dayanışma örneği göstererek kapandı. Dayanışma ve paylaşım bu festivalin en önemli özelliklerinden biri olarak, bu kez Türkiye halkları üzerine sunduğu zengin içerikle kendisini hissettirdi.
Kürdistan ağırlandı
Festivalin başkanı Yann Stephant, Douarnenez Film Festivali’nin 1978 çevre ve Broton kültürü mücadelesi etrafında şekillendiğini anlattı. Daha sonra bunun geliştiğini, azınlık durumuna düşülen halklar ve kimliklere açıldığını belirten Douarnenez, “2003 yılında festival Kürdisan’ı ağırladı. Çok etkili oldu, öyle ki katılımcılar ağladı ve duvarlara, yollara Kürdistan diye yazdılar” diye konuştu.
Bugün halen sorunun devam ettiğini belirterek, yakılan ve yıkılan kentleri hatırlatan Stephant, yaşananların insanlığa karşı suç olduğunu kaydetti. Festivalin siyasi karakterine de işaret eden Stephant, bunun farklı bir özellik olduğunu ifade ederek, “Biz kendini ifade etmeye çok fazla yer veriyoruz” dedi.
Festivalin konusunu bir yıl önceden belirlediklerini söyleyen Stephant’ın, Kürtleri anlatırken ifade ettiği detaylar gelişmeleri yakından takip ettiğini gösteriyor. Festivalin başkanı, davet ettikleri DİHA muhabiri Zehra Doğan’ın tutuklanması konusundaki üzüntülerini de ifade ederken, Kürt medyasının onlarca çalışanının cezaevlerinde olduğunu hatırlattı.
Gönüllü çalışmayı da değerlendiren Stephant, “Festival gönüllülük üzerine ortaya çıktı. Daha sonra büyüdü. Ama gönüllülük olayı çok önemli. Douarnenez’de de birliktelik çok güçlü. Gönüllülerin varlığı festivalin gerçekleşmesi için esastır” dedi. Gwénolé LarvolGwénolé Larvol
Maxime Azadi