
Şiddetin kendisini dayandırdığı kültür neler söyleyebilirsiniz? Neden hep kadınlar hedef? Kadına yönelik şiddette artışı neye bağlıyorsunuz?
Şiddet, insanlığı, özelde kadını ve Ortadoğu halklarını sarmalayan en temel sorundur. Ulus devlet zihniyeti sürekli olarak şiddeti doğuruyor. Zaten mevcut uygarlık sistemi kadına, topluma, insanlık değerlerine karşıt bir sistem olarak örgütlenmiştir. Süreklileşmiş bir şiddet durumundan söz ediyorsak, bunu münferit bir mesele olarak göremeyiz.
Hakim kültür hem kadını kapatır, her türlü baskıyı, hiçliği uygular, mal-meta olarak görür, üzerinde her türlü tasarruf hakkını kendisinde görür. En hoyrat bir biçimde ortadan da kaldırabilir. Yaşam, kadın için işkenceli bir durumdur. Psikolojik, fiziki, sözlü her türlü saldırı ve yönelim normal görülüyor. Bu, eşler arası ya da kadın-erkek arası ilişkilerdeki geçimsizlikle açıklanamaz. Kadını namus olarak görmekle de alakası yoktur. Namus anlayışı, bir yanıyla kadını korumayı da gerektirir; ortada bu yok. Apaçık cinayet, yaşama kast etme vardır.
Bu saldırılar ahlaksal bir düşüşün, dibe vurmanın göstergesidir. “Kıskandı; öldürdü, sevdi; öldürdü, birlikte olmak istedi; öldürdü, 'namus' dedi; öldürdü..." Öldürmeye gerekçe üretmek erkek zihniyetinde sonsuzdur.
Kapitalist modernite, birey ve toplumu hiçleştirdi. Bu kadar yıkılmış ve hiçe indirgenmiş birey ve toplumlardan ahlak, insani değerler, davranış ve yaşam kültürü beklenemez. Ahlaki olarak tüm değerlerinden kopartılmış bir toplum için, hiçbir şeye ölçü konulamaz. Yanlışın, kötülüğün ölçüsü yoksa, dizginlerinden boşanırcasına ondan her türlü kötülük gelir. Kadınlar, çocuklar, gençler, yaşlılar, toplumsal üretimin bir yerinde bulunan ya da bulunmayan herkes bir şiddet sarmalı içindedir.
Şiddete karşı toplumsal ahlak
Toplumsal ahlak olmadan analitik zekanın yıkıcılığıyla baş edilemez. Yaşa ve yaşatma kuralı, günümüzde bir tek analitik zekanın denetimi altındadır. Haklılığını ispatladığın, direnebildiğin, kendini var edebildiğin ya da kazandığın oranda yaşarsın. Bu nedenle sık sık ulus-devletin ve kapitalist modernite sistem güçlerinin suçlular, teröristler, tehlikeliler listesi oluşur ve yok etmek için var gücüyle yönelir.
Erkek de kadına böyle yaklaşır. Sistemin sessiz, uysal bir dişlisi olmayı sürdürdüğü sürece sorun yoktur. 'Ben de varım' dediğin anda ortadan kaldırma yönelimi devreye girer. Ezilen, sömürülen halklar, kesimler de bu katlanılmaz sisteme karşı koyduğunda başında tüm belaları bulur, ölümden ölüm beğenir duruma getirilir. Kadın için de böyledir. Sosyal rencide, siyasi şiddet, toplumdan dışlama akla gelebilecek her türlü şiddet kadına yönelik kullanılır. Toplum işte bu tehlikeye karşı, ahlakı olmazsa olmaz bir toplum ilkesi haline getirerek baş etmek istemiştir.
Bir süre önce Güney Kürdistan’da 16 yaşında Rojavalı bir çocuğa toplu tecavüz olayı yaşandı. Nasıl bir tepkiyle karşılanmalıydı böyle bir olay?
Yukarıda da ifade etmeye çalıştıklarım, elbette Güney Kürdistan için de geçerlidir. Fakat bir de işin siyasi boyutuna bakmak lazım.
Güney Kürdistan yerel hükümeti KDP otoritesindedir. Başından itibaren Rojava Devrimi'nin boşa çıkarılması için Türk devletiyle işbirliği içinde çalışmıştır. Sınırları kapatarak halkın ekonomik olarak zorlanmasına sebep olmuş, göçe teşvik etmiştir. Rojava halkına dönük çeteci saldırılardan medet umarak, her şey kaybedildikten sonra Rojava’yı denetimi altına almaya heves etmiştir. Yine içerde bazı komplocu oyunlara baş vurmuştur. Kürt ulusal birliğini görünürde savunmuş, ancak birliğin kendi otoritesi, emrinde ve çizgisinde olması için zor bela sağlanan birliğin parçalanmasında aktif rol oynamıştır. Hatta öyle ki, binlere varan Rojavalı Kürtlerin şehadetine rağmen devrimi inkar siyaseti izlemiştir. Adeta “ya benimsin ya kara toprağın” misali bir tutum izlemiştir.
Güney Kürdistan’a göç eden Rojavalılar ise vatan kavramının, Kürtlüğün ortak temel değerlerinden hareket ederek Güney Kürdistan’da en onurlu bir karşılanmayı, sahiplenilmeyi beklemiştir. Yaşanan ise tam tersi olmuştur. Kamplara yerleştirilen Rojavalılar kendi kaderlerine terk edildikleri gibi, en yaşamsal ihtiyaçları bile karşılanmayarak, her türlü kirli çevrelerin ajanlaştırma, fuhuş gibi kirli işlere razı olmaya itilmiştir.
Rojavalı kadınlar savaş ganimeti olarak görüldü
Genç kızlar, kadınlar her savaşta olduğu gibi öncelikli istismar edilen kesim olmuştur. Kaçak düşük ücretli ve en tortu işlerde çalıştırılmasına göz yumulmuş, fuhuşa zemin hazırlanmış, adı sanı belli olmayan, ortalıkta kalan muamelesiyle toplumsal dışlanmaya maruz bırakılmışlardır.
İzlenen kirli siyasetle Rojavalı kadınlar birer savaş ganimeti olarak görülmüştür. Tüm savaşlarda nasıl ki kadınlar köle olarak köle pazarlarında satılıp, haremlere alındılarsa, en kaba işlerde çalışmaya mecbur bırakıldılarsa, günümüzde de Rojavalı Kürtlere bu yapılmıştır. Bir savaş ganimeti olarak, herkesin kullanımına, hoyratlığına açık bir mal-mülk olarak bakılmıştır.
Güney Kürdistan’da aşiret yapılanması köklüdür. Kadın cinayetleri çokça yaşanmaktadır. Yaşadıklarına tahammül edemeyip kendini yakan girişimler olduğu gibi, namus adına kadını öldürme vakaları da fazlasıyla yaşanmaktadır. Ancak böyle aleni bir biçimde tecavüze yönelim pek gelişmemiştir. Böyle olsa, aşiretler arası silahlı savaşa, karşılıklı birbirini öldürmelere yol açar bu durum.
Hükümet sorumluluğunu yerine getirmemiştir
Bu tecavüz vakası ortaya çıkan bir örnektir sadece. Güney Kürdistan Hükümeti, sorumluluğunu aldığı Rojavalı Kürtlerin onur ve haysiyetini, can güvenliğini korumak başta olmak üzere temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi, hukuki, siyasi, ahlaki ve yurtseverlik sorumluluğunu da yerine getirmemiştir.
Binbir umutla ve vaatle Güney Kürdistan’a gelen Rojavalı Kürtler, karşılaştıkları tablo karşısında hayal kırıklığı içinde ve perişan bir halde bir yolunu bulup yeniden Rojava’ya dönmeyi tercih etmektedir. Göç edenlerin sayısı, yerleştirildikleri kamplar, kamplarda verilen hizmetler, hukuki, siyasi, sosyal, ekonomik tedbirlerin ve yardımların ne olduğunu herkesin bilmeye hakkı ve Güney Hükümetin de bunu başta Kürt halkına ve kamuoyuna açıklama sorumluluğu vardır.
PAJK olarak siz nasıl bir tutum alacaksınız?
Yanlış işleyen bir toplum var. Ulus-devletlerin kendisi toplum karşısındadır. Bu nedenle toplumu yeniden kurmak gerekir. Devrimci mücadele gereklidir. Bu nedenle kadın devrimi gereklidir. Bu nedenle tüm toplumsal ilişkileri, yaşam tarzını, gericiliği reddederek özgürlük alanlarına kadınların akması gereklidir. Kadınlar özgürlük alanlarını şehirlerde de yaratabilmelidir. Durmadan örgütlenmelidir. Kafesteki tutsak durumundan çıkmak için fazlasıyla yol yöntem vardır. Artık Kürt kadınlar alternatifsiz, çözümsüz, çaresiz değildir. Bugün Kürt kadınlarının savunma birlikleri, özgür partisi, toplumsal örgütlenme araçları vardır.
Açıkçası biz de kendi payımıza bir özeleştiriyi hak ediyoruz. Güney Kürdistan’da daha fazla topluma nüfuz etme görevimiz vardır.
Kadınların çektiği hiçbir acı boşa gitmeyecektir. Kürdistan topraklarında yeni yaşamı yurtsever, onurlu halkımızla birlikte mutlaka kuracağız. Durumun farkında olan tüm kadınları birleşmeye, örgütlenmeye, eyleme, seslerini daha güçlü çıkarmaya, örgütlü erkek sistemi karşısında birlikte güç olmaya çağırıyorum. Siyasi görüşler kadınları bölmemeli. Kadınların birlik için fazlasıyla ortak sebepleri vardır. Her şeyden önce kadındır ve örgütlenmiş erkek sistemi de kadına karşıdır, düşürücüdür, katliamcıdır. Kadınlık onuru için, yarattığımız tüm değerlerin gerçek savunucu olma yolunda tüm kadınlara özgürlük mücadelelerinde başarılar diliyorum.
İzleme Komitesi kurulmalı
PAJK Koordinasyon Üyesi Ronahi Serhat, toplumsal refleksin oluşabilmesi tedbirlerin alınabilmesi için yapılması gerekenleri ise şöyle özetledi: “Bu kamplara siyasi yapıların ve medyanın girişi serbest bırakılmalıdır. Kimse o kamplarda neler olup bittiğini bilmemektedir. Yine kamplarda kalmayıp da farklı yerlere taşınan halkın yerleştirildiği alanlar, ekonomik durumu, çalıştığı iş yerleri, sosyal güvenceleri gibi bir dizi resmi tedbirin alınması gerekmektedir.
Bundan daha fazlası ise Güney Kürdistanlı kadın örgütlerinin sorumluluğudur. Ne kadar sorumluluğunu yerine getirdi, şimdiye kadar neler yaptı, iş yerlerinde çalışan Rojavalı kadınlar için ne türden tedbirler geliştirdi? Kadın olmaktan kaynaklı başta kadın hareketlerinin, siyasi partilerdeki kadın örgütlenmelerinin sorumluluğu olduğu kadar Güney Kürdistan’daki sivil toplum örgütlerinin de sorumluluğudur. Yine medya kuruluşları bu sorunları ne kadar halkın gündemine taşıdı? Siyasi partilerin de yeterince sorumluluklarını yerine getirmedikleri açıktır.
Orada tecavüz edilen sadece 16 yaşındaki genç kadın arkadaşımız değildir. Tüm Güney Kürdistan toplumuna, kadınına ve tüm kadınlara yöneltilmiş bir saldırıdır. Topluma karşı işlenmiş bu namussuzluğu ortaya çıkarmak başta kadın hareketlerinin sorumluluğundadır. Yine Güney Kürdistan hükümeti de bu olaydan yola çıkarak gerekli tedbirleri kadın örgütleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerle işbirliği yaparak bir proje oluşturmak durumundadır. Güney Kürdistanlı tüm kadın örgütleri bir araya gelerek Rojavalı kadınların durumunu izleme komitesi kurabilmelidir. Yine şiddete, tecavüze, fuhuşa karşı ortak bir platform oluşturabilir. “
GULAN BOTAN/BEHDÎNAN