
Şiir tadında bir film
Bu 3 film arasında ise ödüle en yakın Sebastian Leio'nun "Gloria" adlı filmi görülüyor. Filmin hikayesinin merkezinde, 58 yaşındaki Gloria (Paulina Garcia) var. Gloria, şarkılar, dansın hakim olduğu şiir tadında bir film. Yönetmen Lelios, eşinden ayrı yaşayan bir türlü mutlu olamayan ama sürekli aşkın peşine düşen, arayışları olan bu kadının hikayesini sinemaya yansıtıyor. Film, günümüz toplumunun, bireyin içinde bulunduğu psikolojiyi ve hayat karşısındaki duruşunu irdeliyor.
Acıtan bir hikaye
Fransız yönetmen Bruno Dumont ise geçtiğimiz yüzyılın başlarında 29 yılını bir akıl hastanesinde geçiren Fransız heykeltıraş Camille Claudel'in hikayesini beyaz perdeye yansıtıyor. Bir klasik biyografi olan film, akıl hastanesinde geçiyor. İleri derecede hastalar, siyah giyimli kadın bakıcılar, gri duvarlar ve birbirini kovalayan dramatik bir hayat hikayesinden kesitleri... Heykeltıraş Claudel'in yaşam öyküsü daha da geniş ama yönetmen hikayenin bir bölümünü almış.
İktidarın çürümüşlüğü
Calin Peter Netzer'in "Cild's Pose" filmi ise Romanya'daki yoksulluk, adaletsizlik, sosyal dengesizlik arasında sıkışmışlığı irdeliyor. Bunu da bir anne ve çocuğun ilişkilerinden yola çıkarak, bize gösteriyor. Yönetmen filminde, zenginliğin, iktidarın çürümüşlüğünün, kültürel yozlaşmanın yanı sıra yoksulluğun getirdiği zorlukları karşılaştırıyor. Keskin psikolojik ivmelerin hakim olduğu filmde, demokratik ve baskı rejimlerinin arasındaki fark, bürokrasinin katı kurallarıyla gösteriliyor.
Panahi de şansa sahip
Bu filmler dışında, Jafar Panahi'nin "Parde", Gus Van Sant'ın "Promised Land", Thomas Aslan'ın "Gold" filmi de "Altın Ayı" için şansa sahip filmler arasında gösteriliyor. Ancak bu tür festivallerde, jürinin her zaman eleştirmenlerin tahminlerini bir yana bırakarak, sürpriz filmlere ödül verdiği de altı çizilmesi gereken bir gerçek.
ALİ GÜLER/BERLİN