
Kısa Film kategorisinde ise “Tornistan”la Jüri Özel Ödülü’nü Ayce Kartal aldı. Kartal, “Gezi Parkı olaylarında orantısız güce maruz kalmış, sakat kalmış hayatını kaybetmiş tüm insanlar adına alıyorum” derken, salondan “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları yükseldi. En İyi Kısa Film Ödülü’nü “Patika”yla paylaşan “Karpuz Cenneti”nin Yönetmeni Gülistan Acet de, ödülünü Musa Anter, Uğur Mumcu, Hrant Dink başta olmak üzere tüm faili meçhullere ve onların ailelerine ithaf etti. Jüri Özel Ödülü ses tasarımı ve özel efektleriyle “Meryem” filminin olurken, Behlül Dal Jüri Özel Ödülü ise “Mavi Ring” filmine layık görüldü. Jüri Özel Ödülü ise “Cennetten Kovulmak” filminin çocuk oyuncusu Rojin Tekin’e verildi. 1938 Dersim katliamını anlattığı belgeseli “Hav Way Zaman” isimli çalışmasıyla Nebil Özgentürk’ten Belgesel Jüri Özel Ödülü’nü alan Nezahat Gündoğan, belgeselini “köklerinden koparılan kayıp kızlara” adadı.
Rojava’daki mücadele benim de özgürlük mücadelemdir
Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “Cennetten Kovulmak” filmi ile layık görüldüğü en iyi film ödülünü Rojava devrimi ve Gezi direnişine adayan Yönetmen Ferit Karahan, “Rojavadaki özgürlük mücadelesi aynı zamanda benim de özgürlük mücadelemdir. Bizim özgürleşmemiz, oradaki Kürt halkının özgürleşmesine bağlıdır” dedi. “Cennetten Kovulmak” filmi ile 50. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En iyi film ödülü”nü “Kusursuzlar” filmi ile Yönetmen Ramin Martin ile birlikte layık görülen Yönetmen Ferit Karahan, ödülünü almak üzere çıktığı sahnede, ödülünü Rojava devrimi ve Gezi direnişine adadı. Karahan, festivalde alınan birçok ödülün toplumsal mesajlarla alınmasını ve ödülünü neden Rojava devrimine adadığını DİHA’ya değerlendirdi. Mesajının çok açık olduğunu belirten Karahan, mesajında Rojava’da çetelerin Kürtlere yönelik geliştirdiği baskıyı ve coğrafyayı işgal çabalarını kamuoyunda görünür kılmaya çalıştığını söyledi.
Yurt dışında lobi eksikliği
“En büyük eksiklerimizden bir tanesi yurt dışında ve dünya kamuoyunda çok lobi yapmamamız ve dünyayı ayağa kaldıramamamız” diyen Karahan, Gezi direnişinin bu kadar yankı bulmasının nedeninin yurt dışında geniş bir şekilde dillendirilmesi olduğunu söyledi. Karahan, “Kürt sorunu gibi hassas bir konunun dillendirilmemesinin nedeni yurt dışında lobimizin bulunmaması ve burada dillendiremememizdir. Ben bunu elimden geldiği kadar her yerde dillendireceğim. Bildiğiniz gibi diğer sanatçı arkadaşlarım da bunu dillendirmeye devam edecek. Zaten bir arkadaşım da yine kendi filmini Ape Musa’ya adadı” dedi. Sanatı ile Rojava direnişini her yerde dillendireceğinin altını çizen Karahan, “Rojava’daki özgürlük mücadelesi aynı zamanda benim de özgürlük mücadelemdir. Bizim özgürleşmemiz, oradaki Kürt halkının özgürleşmesine bağlıdır” değerlendirmesini yaptı. Son dönemde birçok ödül töreninde sanatçıların toplumsal mesajlar vermesine de değinen Karahan, “Sanat zaten sosyolojik bir durumdur. Yaşamda gördüğünüz her şey karşınıza sanat olarak çıkıyor. Günlük gazete okumalarınızdan tutun, bütün yaşam biçimi sanatın konusudur. Son dönemlerde de sanat toplumsal olaylarla özdeşleşti” dedi.
* Cennetten Kovulmak
İstanbul’da çoğunlukta Kürt işçilerin çalıştığı bir inşaatta elektrik mühendisi olarak çalışan Emine, askerdeki kardeşinin bir çatışmada öldürülmesinden sonra işçilere ve ona platonik aşk besleyen kaçak işçi Kürşat’a karşı düşman kesilir. Kürşat’ın iş kazası sonucu ölümünün ardından cesedi sahipsiz kalır. Emine, cesedi Kürşat’ın ailesine ulaştırmakta kararsızdır.
Ayşe ise Muş’un bir köyünde her şeyden habersiz öğretmeninden dinledikleri ve TV’de izlediklerinden dolayı İstanbul’a hayranlık duyan, kalabalık bir Kürt ailenin kızıdır. Ailesinin üzerindeki korucu baskısı ve abisi Mehmet’in Jitem tarafından öldürülmesinden sonra diğer abisiyle ablası gerillaya katılır. Ayşe, annesi ve babasıyla bir başına kalır. Çevresi ve vicdanı arasında sıkışıp kalan Emine ve daha önce hayallerini süsleyen İstanbul’a şimdi zorunlu göç edecek olan Ayşe’nin iç içe geçmiş hikayesidir.
* Fecîra
Belgeselde; artık kimsenin görmezden gelemeyeceği Dersim 1938’de yaşanan acıların sadece
kötü hatıralardan ibaret olmadığı; baskılar, barajlar, birbirinden uzakta
yaşamak zorunda kalan aile bireyleri ve yalnızlık ile günümüzde de bu acıların
baki olduğu gerçeğinin gösterilmesi amaçlanmaktadır. Doğanın devinimleri ve
mevsimlerin, kadınların hayatları içindeki şekillenişi anlatılmak istenmiştir.
* Karpuz Cenneti
90lı yıllarda Batman’da yaşayan Mizgin (7), din adına insan öldüren Hizbullah’ın cinayetlerinden ve arkadaşı Sümeyye’nin (7) ona anlattıklarından fazlasıyla etkilenmektedir. Sümeyye’den çocuk yaşta ölenlerin cennete gideceklerini ve cennette en sevdiği şeyleri yiyebileceğini öğrenen Mizgin, intihar girişimlerine başlar. Onun için cennet, huzurlu ve karpuzla dolu bir yerdir. Mizgin’in cennete gitme çabası, bölgenin korkunç atmosferiyle ironik bir şekilde anlatılır.
*Hay Hay Zaman
1938 Dersim Katliamında ailesi öldürüldüğünde Emoş Gülver 5-6 yaşlarındadır. Tesadüfen kurtulan Emoş’u harekâta katılan bir subay alır ve İstanbul’a götürür.
DİHA-İSTANBUL