KCK Yürütme Konseyi Üyesi Rıza Altun Sterk TV’de önceki akşam yayınlanan özel programda, Mexmûr’un boşaltılması, Mexmûrlu mülteciler üzerindeki politikalara yönelik soruları yanıtladı.

Mexmûr Kampı üzerinde eskiden beri boşaltma, örgütlü halk gücünü dağıtmaya dönük politikalar olduğunu hatırlatarak, son IŞİD saldırısının aynı zamanda böyle bir planı içerdiğine vurgu yaptı. “KDP’nin nedensiz Mexmûr kampını bırakıp gitmesi, BM’nin 9 aydır erzağı kesmesi, IŞİD saldırısı ardından Türkiye’nin ‘münferit olarak gelebilirler’ açıklaması düşünüldüğünde Türkiye’nin parmağının olduğunu söylemek yanlış olmaz” diyen Altun, şöyle devam etti: ‘’Kampa yönelik saldırının kapsamına baktığımız zaman bu söylediğimiz biraz doğrulanıyor. Belirtilenlere göre; Mexmûr’a aslında başında çok yoğun bir saldırı yok. Saldırı olmadan önce KDP’nin güçlerini çektiği biçiminde bilgiler var. Yani daha IŞİD ortada yok iken, oradaki bütün güçlerini çektiğini, sonra Mexmûr’da bir panik yaratıldığını, sanki IŞİD gelmiş gibi bir hava yaratılarak kampın yerinden edilmesi ve dağıtılmasına yönelik bir takım gelişmelerin olduğu ortaya çıkıyor. Neticede de öyle oldu. Kamp aslında bir biçimiyle bu şekliyle dağıtıldı. Kampın dağıtılma sürecinde, Türkiye’nin bu işte parmağının olduğunu söylemek gerekiyor.’’

Amaç kampı dağıtmaktı
Uluslararası hukukta ve çözüm sürecinde Mexmûr’da 20 yıllık bir mağduriyetin bir karşılığı olması gerektiğini ve Türkiye’nin bu yükümlülükten kurtulmak istediğini belirten Altun, bu nedenle Mexmûr’a yönelik bu tutumun sadece bir IŞİD saldırısı olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Altun, ‘’Aslında hem IŞİD’in hem Türkiye’nin Mexmûr için öngördüğü politikaları çok gerçekleşmedi. Temel amaç kampı dağıtmaktı. Paramparça etmekti. Kontrolsüz kalmış halkı istedikleri gibi yönlendirerek Türkiye’ye götürmeyi sağlamaktı. Bu başarılamadı. Başarılamadığının en temel kanıtı, halkın Heciawa’da toplanması ve Türkiye’ye gidişlerinin olmamasıdır. Ve bunların birliğinden kopmamaları konusundaki kararlılık düzeyidir. Yani şu anda kamp, bir biçimiyle pozisyonunu koruyor. Eğer savaş pozisyonu, lehte çözülürse tekrar Mexmûr’a gitmek ve Mexmûr’da toplanmak gibi bir istemleri ortaya çıkabilir. Ancak güvenlik sorunları var. Musul, IŞİD’in elinde olduğu sürece yeni bir saldırı tehlikesinin olduğu bir dönemde halkın tekrar Mexmûr’a toplanması güvenlik açısından sakıncalıdır. Şu anda kendi kampını koruyor, sonuna kadar da koruyacak’’ dedi.

Acil çözüm bulunmalı

Halkın güvenliğinin sağlanması gerektiğini belirten Altun, bunun da başka bir yerde kamp kurulmasını zorunlu kıldığına dikkat çekti. Altun, yerel hükümet, YNK ve BM’nin kış mevsimine girilmeden göç eden Mexmûrluların barınma sorununa acil olarak çözüm bulmaları gerektiğini belirterek, ‘’Camilerde toplanmışlar, erzak sorunları var, sağlık sorunları var. Temizlik sorunları var. Çocuklar, yaşlılar kadınlar var hepsi üst üste yığın gibi yaşıyorlar. Şimdiye kadar çok ciddi bir destek sunulmadı. Bölgedeki halk destek sunuyor. Çok cüzi düzeyde YNK’nin katkıları var. Yerel hükümet ise böyle bir kampa değil ilgi göstermek, tam tersine kampın kendi imkanlarıyla ortaya çıkardığı bazı durumları bile engellemek gibi bir yaklaşımla kampı dağıtmak politikasına hala devam ediyor’’ diye belirtti.

Bu ilgisizlik neden?

Mexmûrluların yeni bir kamp kurulması yönündeki taleplerinin YNK tarafından kabul gördüğünü ve yer tespitinin yapıldığı bilgisini veren Altun, kampın yapımı için BM’nin de onay vermesi, ödenek sorununun ise yerel hükümetle çözülmesi gerektiğini ifade ederek, bu arayışların henüz sonuç vermediğini kaydetti. BM ve yerel hükümetin tutumunu eleştiren Altun şu soruları yöneltti. ‘’BM’nin yaklaşımı sorun içeriyor. BM yaklaşık bir aydır ne yaptı? Erzak olarak ne yaptı? Barınma olarak ne yaptı? Aynı biçimde yerel hükümet ne yaptı? 5-6 bin insan Heciawa’da nasıl yaşıyor? Bunun sorumluluğu kime ait? Eğer ilgisizlik yer yapımına kadar da yansıyorsa başında belirttiğimiz planın bir parçası olarak değerlendirmek gerekecek. Eğer bu halkın dağılmasını bekliyorlarsa bu, beyhude bir çabadır. 20 yıldır bu halkın neler yaşadıklarını neler yaptıklarını göz önünde bulundururlarsa, bundan sonra da neler yapabileceklerini tahmin ederek, ona göre yaklaşımlarını düzeltmeleri gerekiyor. Halkın bu durum karşısında sessiz kalmayacağını bilmeleri gerekiyor.’’

Dönüş için resmi koşullar hazırlanmalı
Altun, Mexmûrluların dönüşünün çözüm süreci ve mülteci sorununun çözümüne bağlı olduğuna dikkat çekti. Mexmûrluların maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiğini belirten Altun, şu hususlara vurgu yaptı: ‘’20 yıl önce evlerini terk edip çıkanların hiçbir şey olmamış gibi evlerine dönmeleri mümkün değil. Bu insanların hiçbir şey olmamış gibi dönmesi, ya da Türkiye’nin hiçbir şey olmamış gibi davranması tartışılamaz. Öncelikle bu halkın zarar ziyanının karşılanması ve 20 yıllık direnişinin meşru sayılması temelinde olabilir. Tazminat ödenmesi gerekiyor. Köylerinin yeniden imar edilmesi gerekiyor. İş vb. sorunlarının çözümü gerekiyor. Güvenlik sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Biz çözüm süreci deyince bunu anlıyoruz. Başka türlüsünü de kabul edemezler. Ağır bir siyasi durum teşkil ettiği için Türkiye bu kampı dağıtmak istiyor. Bu halk da buna karşı direniyor. Camilerde kalarak buna direniyor. Başka yerlere de gidenlerin her gün Heciawa’ya gelip ziyaret etmesi buna direnmeyi gösteriyor. Mexmûrluların dönüşü bir çözüm içermek durumundadır. Bu da öyle basit bir çözüm değildir.’’

Mexmûr göz ardı edilemez
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Rıza Altun Şengal ve Mexmûr’daki göçün tüm Kürt halkı üzerinde etkide bulunduğunu belirterek, Kürt halkının buna karşı gösterdiği duyarlılık ve fedakarlığın sürmesi gerektiğini kaydetti. ‘’Özellikle de Kuzey Kürdistan için Mexmûr ciddi bir konudur, siyasi bir durumdur. Göz ardı edemeyiz’’ diyen Altun, şöyle devam etti: ‘’Mexmûr, Kuzey Kürdistan’da 40 yıldır yürütülen siyasi mücadelenin sonuçlarıdır. Ve bunun için Kuzey’de burasıyla ilgili özel gündemlerin oluşturulması, belli baskıların oluşturulması, kampa yönelik destek çalışmalarının yürütülmesi gerekiyor. Ne olursa olsun dağılmaması, toplu olarak birarada kalmalarının sağlanması ve tüm mağduriyetlerin ortadan kaldırılması gerekir.
Diğer mülteciler bir yana, onlar bir yana gibi bir yaklaşımımız yok. Genelde de bir sahiplenme olmalıdır. Ama bu genel sahiplenme içinde Mexmûr boğuntuya getirilmemeli. Bu konuda Avrupa’da da Kuzey’de de, Güney’de de çok şey yapılabilir.’’ n HABER MERKEZİ