KCK Yürütme Konseyi Üyesi Rıza Altun, eğer Kürtler bunu stratejik ihtiyaç olan ulusal birliği başaramazsa; doğru bir ulusal bakış açısına sahip olup bu ulusal bakış açısını ortak bir güce dönüştüremezse ve bu güç de ortak bir siyaset üretemez duruma gelirse parçalı kazanımlarla statü kazanmanın mümkün olmadığını vurguladı. 

Rıza Altun, Arapça yayın yapan Awane gazetesine konuştu. ANF’de tam metni bölümler halinde yayınlanan söyleşinin özellikle Kürtlerin ulusal birliğiyle ilgili bölümlerini özetleyerek paylaşıyoruz.


Doğru havuzda toplanamadı

Tarih boyunca sürekli mücadele edip direniş içerisinde kendisi var eden bir halk olan Kürtlerin, birikim ve siyasal bilinçleriyle birlikte özgürlüğe kavuşamadığını kaydeden Altun, "Kürtlerin özgürlük mücadelesinin yaratmış olduğu bir siyasi birikim vardır ama bu siyasi birikim doğru bir havuzda toplanarak bir doğrultu kazanmamıştır" dedi.


Sömürgecilikten sıyrılmalıyız

Sömürgeciliğin derin izlerine ve bunun sürekli nüksetmesine işaret eden Altun, siyasi hareketlerin ulusal ve toplumsal bakış açılarındaki sakatlığın engelleyiciliğini vurguladı. Öncelikle bütün farklılıklara rağmen Kürtlerin, sorunun tanımı, teşhisi ve çözümü konusunda ulusal perspektif temelinde ulusal birliğe ulaşması gerektiğini ifade eden Altun, bunun yapılamadığını söyledi. Kürdistan’ı anlamak gibi bir zorunlulukla karşı karşıya olunduğunu dile getiren Altun, "Her şeyden önce Kürdistan’a bütünlüklü, tarihsel ve toplumsal perspektifle bakmamız lazım. Kürdistan’ı anlamak, tanımak gerekiyor. Kürdistan kesinlikle bir bütündür. Parçacılık, ulusal bakış açısını engelliyor. Sömürgeciliğin parçalama, bölme sistemini kendimizde bir zihniyet haline getiriyoruz. Kabul ediyoruz, bizi parçalayandan, bölenden kurtuluş umudu taşıyoruz, sorun buradan kaynaklanıyor. Yani sömürgeciliğin Kürdistan’da içseleştirilmesi büyük sorundur. 


Statü kazanmak bizim elimizde

Dünya sisteminin kriziyle Kürdistan’ı parçalayıp bölenlerin içinde bulunduğu krizin, Kürt düşmanlarının güçsüzlüğünü gösterdiğini belirten Rıza Altun, şöyle devam etti: "Kürtlerin yüzyıllık mücadelesi, bütün eksikliklerine rağmen oldukça ciddi birikimdir. Son beş yıllık Ortadoğu krizindeki kazanımlarla bunu yan yana getirdiğimiz zaman artılarla doludur. Mesela Güney’de federatif bir yapı ortaya çıkmıştır. Rojava’da federasyon talepleri dünya sisteminin masasında duruyor. Doğu dünya gündemindedir. Kuzey Kürdistan’da mevcut Türkiye rejiminin tartışılma düzeyiyle Kürt meselesinin gündem oluş biçimi ortadadır. Bunların hepsi kazanım. Bu kazanımları temsil eden siyasi güçler, siyasi güçlerin öncülüğü var. Bir de bunun arkasında ulusal bilince kavuşup politize olmuş bir toplum var. Eğer burada doğru bir yaklaşım içinde olunursa bu kazanımların hem Ortadoğu’da hem dünya sistemi içinde bir statü kazanmaması için hiçbir neden yoktur. Uluslararası bir güvenceye girerek bunlar bir kazanıma dönüştürülebilir. Bunun önünde ciddi bir engel yok."


Parçalı olanla statü olmaz

Eğer Kürtler bunu başaramazsa; doğru bir ulusal bakış açısına sahip olamazsa, bu ulusal bakış açısını ortak bir güce dönüştüremezse ve bu güç de ortak bir siyaset üretemez duruma gelirse parçalı kazanımlarla statü kazanmanın mümkün olmadığını vurgulayan Altun, "Geçici taktik kabuller görse de uzun vadede sürekli tehlikededir. O zaman bu kazanımları bir statüye dönüştürmek ne kadar mümkünse bütün kazanımları da bir günde kaybetmek de o kadar tehlikelidir" dedi.


Birlik olmazsa olmazdır

Bunun yolunun, öncelikle doğru ulusal bakış açısı, Kürdistan’ın dört parçasında ulusal birlikten geçtiğini kaydeden Altun, şunları söyledi: "Birlik mevcut kazanımları koruyup statüye dönüştürmenin kilit noktasıdır. Olmazsa olmazıdır. Hiç kimse bunun dışında hiçbir kazanım elde edemez. Hiçbir siyasi güç veya parça tek başına sorunu çözemez. Kürdistan’daki tüm siyasi güçlerin, Kürdistan’a bütünlüklü bakmaları gerekiyor. Kürdistan ile sömürgecilik, sömürgecilik ile dünya sistemi arasındaki bağları çok iyi görmesi gerekiyor. Parçayı esas alarak bütünü oluşturamazsın. Yapmazsan Güney Kürdistan’daki gibi olur."


Güney’de yanlışlar toplamı

Rıza Altun’un Güney’deki iktidar anlayışının yaklaşımı konusunda şunları dile getirdi: "Mevcut dünya sistemini okuma biçimi yanlış, dünyanın krizini okuma biçimi yanlış, bölgeyi ve bölgenin krizini okuma biçimi yanlış. Kürtlerin ulusal mücadelesinin dört parçadaki birikimlerinin gerçek sahiplerini görmesi yanlış. Bütün bu yanlışlardan hareketle referandum süreci başlatıldı. Dev gibi uluslararası meşruiyeti olmasına, uluslararası hukukta yeri olmasına, federal bir anayasada koruma altında olmasına rağmen bir gün içerisinde her şeyi kaybetti. Yanlış bir referandum siyaseti, yanlış bir dönemde bağımsızlık talebi siyaseti, bütün kazanımları kaybetme noktasına getirdi. Düşmanların ortak saldırısı karşısında ortak bir direniş ortaya konulmadığı için kazanımlar bir günde tuzla buz oldu. 


Her şey geçmiş değil

Her şey kaybedilmiş değildir. Doğru bir noktaya gelinirse bu kaybettiklerimizi yeniden eskisinden çok daha fazla kazanca dönüştürebiliriz. İşte bunun için Kürt Ulusal Kongresi, önemli bir projedir. Kürtler için temel ihtiyaçtır. Kürtler arasında birlik sorunu temel bir sorundur. Bu sorun çözülmeden, Kürtlerin başarı kazanması mümkün değildir. 

Kürdistan’ın dört sömürgeci güç tarafından parçalanması ve her gün o sömürgeci güçlerin Kürdistan’ın zihninde, bedeninde parçalaya parçalaya yok etmesi gibi bir uygulamanın altındadır Kürtler. Her gün parçalayarak yok edebiliyor. Kürtler parçalanmadan yok edilemezler. Bunun panzehiri, parçalanmışlığın önüne geçmektir. Kürt Ulusal Kongresi çok stratejik bir ihtiyaç olarak karşımızdadır. 

Birlik sağlanırsa kazanımları yeterli güce dönüştürür. Güce dönüştükten sonra her parça kendisini özgürce ifade edebilir. Referanduma da gidebilir, bağımsızlık da ilan edebilir, bu artık her parçadaki siyasal güçlerin talepleri ve halkın bu talepleri kabul etmesiyle orantılı bir şeydir. 


Kürdistan’ın tamamına zarar

Ulusal kongrenin kurumlaşmasının Kürtler için hayati olduğunu, ulusal kongrenin temel çalışmasının ulusal birlik olduğunu halen anlayamayacaksak bu tarih boyunca aldığımız yenilgilerde nasıl ders çıkarmadıysak bundan da ders çıkarmayan bir sonuçla karşı karşıyayız. Bu da sadece bu siyasetin sahiplerine zarar vermiyor, Kürdistan’ın bütün özgürlük mücadelesine zarar veriyor. Toplumun tümüne zarar veriyor, kazanımların kaybına yol açıyor. Onun için bizce ulusal kongreye katılmak çok ulvi bir görevdir." 


HABER MERKEZİ