HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, “Değişim ve özgürlük için sen de ayağı kalk” kampanyası çerçevesinde her ay bir gündemi ve tematik bir mesajı öne çıkaracaklarını, bu ay erkeği değiştirip dönüştürmeyi esas aldıklarını belirtti.

Öcalan’ın mesajının herkesi yeniden düşünmeye sevk ettiğini ifade eden Taşdemir, “Yapılarımızı gözden geçirdiğimiz bir süreçte Sayın Öcalan’ın tavsiyeleri güçlendirici oldu. Hangi hattan bakmak gerektiğini öğreten politik bir yaklaşım” dedi.

ARJİN DİLEK ÖNCEL / MA/AMED

Özgür Kadın Hareketi (TJA), “Değişim ve özgürlük için sen de ayağı kalk” şiarıyla kampanya başlattı. Kampanya kapsamında 6 aylık eylem ve etkinlik programı açıklanırken, eylemlerin startı trafikte “Mor Konvoy” oluşturarak verildi. TJA kampanyasını değerlendiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Agirî Milletvekili ve Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, kampanyanın asıl amacının erkeği değiştirip dönüştürmek olduğunu belirterek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukat görüşmesindeki mesajının herkesi yeniden düşünmeye sevk ettiğini söyledi.

AKP kadın düşmanı zihniyeti besledi 

AKP hükümetinin 17 yıldır izlediği kadın karşıtı politikanın değişmediğini ifade eden Taşdemir, İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırıları örnek verdi. AKP zihniyetinin kurumsallaştığı her yerde, kadınların birey olarak tanımlanmadığı bir siyasetin ortaya çıktığını söyleyen Taşdemir, AKP’nin kadın düşmanı siyasetinin toplumda erkek egemen zihniyeti de beslediğini dile getirdi.

Açığa çıkan bilinci hedef aldı

Bu zihniyete karşı kadınların da günden güne daha güçlü direniş sergilediklerini belirten Taşdemir, “AKP, kadınları mücadelede geri adım attırmaya çalışırken, bir yandan da açığa çıkan bilinci ve farkındalığı hedef aldı. Kadınların bu tarihsel deneyim ve yılların mücadelesini suni gündemler üzerinden, kadınları nasıl ikincilleştiririm, nasıl eve kapatırım girişiminde bulundu. Kadın mücadelesinin önüne set kurdu. Bu set ile elbette güçlenen erkek anlayışı oldu. Meclis’te ‘Sen kadınsın gülemezsin’ diyen, kadınları aşağılayan bir siyasal akıl var. Bunun yereldeki yansıması da elbette kadınlara şiddet olarak dönüyor. Her gün verdikleri siyasal mesajlarda özgür kadın mücadelesini nasıl şeytanlaştırdıklarını görüyoruz. Bu da kadınlara şiddet, baskı, yoksulluk ve militarizm olarak geri döndü” diye belirtti.

Yönelimler toplumsal çürümeye yol açtı

Kadına, doğaya ve çocuğa yönelimlerin toplumsal çürümeyi beraberinde getirdiğini hatırlatan Taşdemir, “Artan kadın cinayetleri, şiddet, taciz ve tecavüzler, yine ekolojik sorunlar, savaş meselesi, barış politikası, bütün bunlar aslında geldiğimiz aşamada artık bir vahşet boyutunda. Yaşananlar sıradan bir şiddet olarak değil vahşet olarak tanımlanmalı. Şort giydiği için minibüste bir kadın katledildi. Toplu taşıma araçlarında kadınlar şiddete maruz kaldı. Her gün aile içerisinde kadına yönelik şiddet vakaları yaşanıyor. Bu oran gittikçe artış gösteriyor. Gittikçe aslında gerginleşen, bir anlamda erkeklik kültürünü yücelten, bu anlayışa siyasetin kapılarını açan siyasal anlayış ve iktidar gerçekliği ile karşı karşıyayız. Tabii bunlar faşizmi de besleyen şeyler. Faşizmi yaşayan ülkelere baktığımızda, benzer aile, çocuk, gençlik politikalarını izlediğini görüyoruz. Son 4 yıldır tam da faşizmin kodlarına göre, şekillendirmeye çalışan bir toplumsal gerçeklik, kadın gerçekliği söz konusu” diye konuştu.

Her ay bir gündem, bir mesaj

TJA’nin başlattığı kampanyanın sadece Kürdistan’da değil Türkiye’de de karşılık bulduğunu sözlerine ekleyen Taşdemir, şöyle devam etti: “Bir kez daha kadınları mücadeleye, örgütlülüğe davet eden, bu konuda erkeklerin de rol ve sorumluluğunu gören bir yerden, bir kampanya başlatma ihtiyacı hissettik. Türkiye ve Kürdistan’da yıl sonuna kadar süren bir kampanya olacak. Her ayın bir gündemi ve tematik öne çıkardığı bir mesajı var. Mesela bu ay daha çok kampanyayı tanıtma, bu anlamda erkeklerin toplumsal dönüşümü ve değişimini esas alacağız. Sonraki aylarda anadil, kültür, ekoloji, savaş meselesi, kadın haklarıyla ilgili bir kampanya yürütmeyi düşünüyoruz. HDP Kadın Meclisi olarak Kürdistan’da TJA’nın başlattığı bir kampanya ile paralel bir mücadele yürütme kararı aldık. Türkiye’de değişim, açlık, yoksulluk temalı başlatılan bir kampanya var. Orada da Kadın Meclisimiz onlarla paralel bir mücadele yürütecek. HDP Kadın Meclisi olarak tüm bu sorunların kaynağı olarak örgütsüzlüğü görüyoruz. Kadınları siyasal alana davet etme, politik alanı bir özgürleştirme alanı görüp, kadınların bu alanda sözünü söyleme çağrısı ve bunun alanını açma hazırlıklarımız var.”

Öcalan’ın tavsiyeleri güçlendirici

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın son avukat görüşmesinde çocuk gelinler ve kadınların yaşadıkları şiddete dikkati çektiğini anımsatan Taşdemir, faşizmin en derin yaşandığı yerde Öcalan’ın kadınların yaşadığı sorunu toplumsal bir sorun olarak görüp değerlendirmesi, bu sorunu bir demokrasi meselesi olarak görmesinin, bir kez daha herkesi düşünmeye sevk ettiğini dile getirdi. “Maalesef bu durum sadece sistem partilerinde var olan bir sorun değil. Bizim devrimci hareket içinde de kadın meselesini ikinci planda gören, barışla bağını kurmayan kimi yanılgılı yaklaşımlar oluyor” diyen Taşdemir, şunları söyledi: “Sayın Öcalan, bir kez daha kadın meselesinin aslında toplumsal bir mesele olduğunu gösteriyor. Kısacık avukat görüşmelerinde mutlaka yer ayırması, bu anlamda gerçekten, bizi güçlendiren ve sorgulatan bir yaklaşım. Biz Sayın Öcalan’ın kendi mücadelesini, bir kadın mücadelesi olarak tanımladığını görüyoruz. Bir yandan Kürdistan büyük sorunlar yaşanıyor. Türkiye’nin saldırıları mevcut. Bir yandan barış meselesi, 20 yıllık tecrit ama siz 10 dakikalık bir görüşme sağlıyorsunuz, bu kısa görüşmede kadın meselesi üzerine konuşmak, yapılarımızı da yeniden düşünmeye sevk etti. Hangi hattan bakmak gerektiğini öğreten politik bir yaklaşım.Yapılarımızı gözden geçirdiğimiz bir süreçte Sayın Öcalan’ın bu mesajı ve tavsiyeleri güçlendirici oldu.”

 
 

Öcalan: Çocuk gelin sorunu on devrim gerekçesidir

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 12 Haziran 2019 tarihinde avukatlarıyla yaptığı görüşmede güncel, politik ve toplumsal sorunlara dair gözlem ve düşüncelerini belirtirken, Özgecan’ın katledilmesi, çocuk yaşta evlilikler ve kadın erkek ilişkilerine de değinmişti. Avukatlar, Öcalan’ın kadın konusuyla ilgili düşüncelerini şu ifadelerle aktarmıştı: “(Öcalan) Neolitik dönemden bu yana on beş bin yıldır mutlak kölelik biçimi olan kadın köleliğinin toplumsal genetiğe işlediğinin altını çizmiştir. Bu açıdan kadına dönük katliamların aynı zihniyetin ürünü olduğunu, bu sebeple kadınların hemcinslerine yapılan yönelimi kendilerine yapılmış kabul ederek, bu bilinçle hareket etmelerinin gerekliliğine vurgu yapmıştır. Kadın cinayetleri, toplumsal, ekonomik ve sosyolojik sorunların her birinin varlığını başlı başına bir devrim konusu olarak değerlendirerek yalnızca çocuk gelin sorununun varlığını bile on devrim gerekçesi olarak gördüğünü ifade etmiştir. Bu sorunlara çözüm olabilecek bir siyasetin yokluğunu da temel eleştiri konusu olarak ele almıştır.”