Adım adım ilerleyen faşizmin ayak sesleri son olarak 25 Ekim akşamı Amed Büyükşehir Belediyesi’nin kapısına dayandı. Sadece dayanmakla kalmadı, akşam saatlerinde güvenlik görevlileri dışında kimsenin olmadığı bir saatte ani bir baskınla tüm kapıları kırarak ortalığı tarumar etti. Aynı saatlerde, Ankara’da darbe komisyonunda “iblisin iblisliğini yüzüne vuran” konuşmasından dönen Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak’ı korumaları ile birlikte havaalanından, Fırat Anlı’yı ise evinden gözaltına aldılar. Eşbaşkanların evlerine yapılan baskında ise avukatlarına haber verilmesini engelledir. Aynı şekilde, belediye binasında süren barbarca arama/dağıtma sırasında avukatların bulunmasına önce izin vermediler, sonra da topu topu 3 avukata izin verildi. Onlar da ancak eşbaşkanların odalarının aramasına yetişebildi. Bu sırada tüm belediye binası polis ablukasına alındı, toplanan insanlara her zamanki yöntemleri ile saldırıldı. 

Belediye binasında arama/dağıtma faaliyetleri devam ederken savcılığın açıklaması geldi. Gözaltı ve arama gerekçeleri olarak eşbaşkanların farklı yer ve zamanlarda kamuya açık gösteri ve toplantılarda yaptıkları açıklamalar veya açılışlar gösteriliyordu. Oysa AKP zoruyla ve baskısıyla 2 yıldır belediyede süren müfetiş inceleme ve denetlemeleri vardı ve sonuncusu önceki Cuma günü bitmişti. Müfettiş incelemelerinden “sıfır usulsüzlük” çıkınca, başka faktörlerin de etkisi ile AKP/Erdoğan düğmeye bastı ve kendi sonunu da getirebilecek olan baskı ve zulüm sürecinin çok kritik bir köşesi böylece dönülmüş oldu.

Faşizm medyası ise çok önceden başlatmış oldukları yalan ve iftira operasyonlarına hız verdiler. Diğer birçok barbarlıklarının aksine belediye baskını gizlenmedi, faşizm medyası canlı yayın yaptı. Onca laf kalabalığı içinde bir defa olsun müfettiş raporu, isnat ettikleri iftiraların kanıtı olarak gösterilebilecek bir tek belge paylaşmadılar. Gerçekleri paylaşacak özgür ve demokrat basının kapılarına çoktan mühür vurulmuştu zaten. 

Peki müfettişlerin iki sene süren incelemesinin sonuçlarına bakan ne bulur? Biraz anlatalım. 

Tüm belediyelerde olduğu gibi Amed Büyükşehir Belediyesi’nde de Sayıştay ve Mülkiye müfettişleri tarafından rutin inceleme ve denetleme çalışması yapılmaktadır. Sayıştay denetimleri daha çok mali konular ile ilgili iken, Mülkiye denetimi ise idari konuları kapsamaktadır. Daha önceki yıllarda ve diğer belediyelerde bu rutin denetleme genelde 3 yılda 1 defa ve 1 ile 3 ay arasında sürecek şekilde yapılmış. Ve yine genel uygulama olarak, bu iki denetim aynı anda yapılmıyor.

Amed Büyükşehir Belediyesi’nde ise iki senedir kesintisiz denetim yapılıyordu. Her türlü belge, karar, iş, görevlendirme didik didik tarandı, defalarca incelendi. Normalde, müfettişler tarafından yapılan denetim ve incelemelerde eksiklik tespit edilirse ve bu eksiklik kısa süre içinde giderilebilecekse, soruşturmaya gerek kalmadan eksiklik gideriliyor. Ciddi bir usulsüzlük söz konusu ise savcılık tarafından derhal soruşturma başlatılıyor. Amed Büyükşehir Belediyesi’nde son iki yılda yapılan Sayıştay ve mülkiye denetim ve incelemelerinde herhangi bir usulsüzlüğe rastlanılmamış; savcılık tarafından başlatılmış bir soruşturma yok. Ancak iki konuda müfettişler itilafa düşmüş ve konuyu Danıştay’a havale etmiş. 

Bunlardan bir tanesi kent yoksullarına yiyecek, temizlik ve giyecek yardımı yapan, valiliğin dernekler masasına kayıtlı Sarmaşık Derneği’ne belediye işçileri tarafından yapılan 20 TL miktarındaki bağışla ilgili. Söz konusu bağış, belediye işçilerinin üyesi olduğu Genel-İş Sendikası ile yapılan toplu iş sözleşmesi gereği, işçi hesaplarından otomatik olarak alınıyor. Diğer dava ise Amed Sportif Faaliyetler Kulübüne belediye çalışan memurlar tarafından ödenen aylık 5 TL tutarındaki bağış. Bu bağış, yine belediye çalışanı memurların bağlı bulunduğu TÜM-BELSEN Sendikası ile yapılan toplu iş sözleşmesi gereği yapılıyor. Her iki durumda da bağışlar banka yolu ile yapılıyor; işçiler ve memurlar isterlerse bankaya talimat vererek bağışı durdurabiliyor Yani, her iki durumda da belediye çalışanlarının rızası ile yapılan bir bağış söz konusu. Bu ve benzeri bağışlar diğer partiler tarafından yönetilen birçok belediyede de yapılan bir uygulama. Bu nedenle her iki soruşturmadan da beraat kararı çıkmış zaten. 

Hükümet ve faşizm medyası, bu tür çalışmaları terörize ediyor ve belediye kaynaklarının “örgüt” için kullanıldığını söylüyor. Gösterecekleri tek bir belge olmadan. Aksine, incelemeleri yapan müfettişler, Türkiye’deki belediyelerde yapılan denetimlerle kıyaslandığında en az eksikliğin Amed Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan incelemelerde ortaya çıktığını belirtmiş ve bundan dolayı kuruma teşekkür etmiş.

Peki AKP ve Erdoğan tüm bunlarla nereye varmak istiyor? Öyle görünüyor ki önce Amed Büyükşehir Belediyesi’ne ve kısa süre sonra Van ve Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne de el koyarak tüm Kürdistan belediyelerini kontrol altına almak istiyor. Sonrasında tüm belediye seçimlerini kaldırarak yetkileri kendi atadıkları valilere devretmek gelecek. Sultanlık (başkanlık kesmez) sistemini getirmek ise ya bir önceki ya bir sonraki adımı olacak. En azından hedefledikleri şey bu gibi. Peki istediklerini elde edebilir mi? Şanslar tam ortada galiba.