
Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin Dünya Kültür Mirası listesine girmesiyle birlikte, kentin tarihsel ve kültürel birikiminin geleceğe taşınması imkanları daha da arttı. Zorlu bir sürecin ardından Diyarbakır'ın listeye alındığına işaret eden Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Fırat Anlı, Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin UNESCO listesine alınmasının başka bir anlamı daha olduğuna işaret ederek, DAİŞ'in Ortadoğu'daki saldırılarda insanları katletmesinin yanında dünya kültürel mirasına da saldırılar yaptığını bu anlamda Diyarbakır'ın listeye alınmasının bir mesaj olduğunu belirterek, 'Sonuna kadar insani değerlere insanlık mirasına tarihsel değerlerine sahip çıkacağız' dedi. "Yüz yıl önce Suriçi'nde insanlar nasıl yaşıyordu?" sorusundan hareket eden Eşbaşkan Gültan Kışanak ise, Diyarbakır'ın maddi kültürel mirasının yanı sıra manevi kültürel mirasının da açığa çıkarılması için projeler geliştireceklerini dile getirdi.
Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin UNESCO koruma listesine alınması, Kürdistan ve Diyarbakır'ın tarihi ve kültürel mirasının koruma altına alınması ve geleceğe taşınması bakımından önemli bir karar olarak tarihe geçti. Zorlu bir sürecin ardından listeye giren Diyarbakır Surları, ilk olarak 1972 yılında tescillenerek kayıt altına alınıp, 1988 yılında ise Sur içi bölgesi kentsel 'sit' alanı olarak kabul edilse de, Kürt siyasi geleneğinden yerel yönetimler sürecine kadar ciddi bir çalışma başlatılmıyor. 1999 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin HADEP'e geçmesi ile birlikte, surların etrafı boşaltılarak ilk kez görünür burası görünür kılınıyor. 2011 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Cumhurbaşkanı ve bakanlıklarla görüşmeler yaparak UNESCO sürecini başlatıyor. 2014 yılında yapılan resmi başvuru tarihinden listeye alınmasına kadar geçen süre boyunca önemli virajlardan geçilirken, bölgenin yapısını bozacak birçok yapılaşma ve faaliyet yargı süreçleriyle durduruldu. UNESCO'nun 39. Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin Dünya Kültür Mirası listesine girmesi kararına tanıklık eden ve bu sürecin başarıyla sonuçlanmasında önemli katkıları olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı, yaşanan süreci ve yürütülecek çalışmaları anlattılar.
'Bilgi birikimine sahibiz'
UNESCO listesine girmenin önemine işaret eden Anlı, elde edilen başarının aynı zamanda tecrübe oluşturduğuna değinerek, "Sadece Diyarbakır'da yaşayanlar için değil bölgedeki birçok tarihi tescilli yapımızın, kültürel yapımızın bundan sonra izlemesi gereken yolda çok büyük bir tecrübeye önemli bir bilgi birikimine sahiptir" dedi.
UNESCO'nun kültür mirası listesine alınmanın kültürel değerlerin korunmasına sunacağı katkılara dikkat çeken Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak ise, "UNESCO'nun kültür mirası listesine olmak aslında bir koruma şemsiyesi altında olmak anlamına geliyor. Artık kimse yanlış yapamayacak yani yapılan her yanlışın karşısına sadece yerel dinamikler değil aynı zamanda evrensel kültür mirasını koruyan komiteler karşı çıkacak" diye konuştu.
'Suriçi'nde nasıl yaşanıyordu?'
Aslında Suriçi'ni de UNESCO korumasına almayı istediklerini ancak bölgede çok fazla tahribat olduğu için şuan sadece tampon bölge kapsamında çalışmalara başlayarak listeye dahil edilmesini sağlayacaklarını ifade eden Kışanak, "Suriçi'ni de bir bütün olarak çarpık yapılaşmalardan, tahribattan korumak ve aslına uygun bir dokuyu açığa çıkarmak için çalışmalarımızı sürdürmemiz gerekiyor. Dünyanın beklentisi, bu bir somut kültürel miras ama, bunun arkasında somut olmayan kültürel miras var, bunun açığa çıkarılması gerekir. Yani bu insanlar nasıl yaşadı, gelenekleri, şarkıları neydi, ninnileri neydi, tüketimleri neydi, üretim biçimleri neydi, el sanatları neydi yani somut olmayan kültürel mirası da ortaya çıkarmamız lazım. Bununla ilgili çalışmamız gerekiyor. Yani yüzyıl önce Sur içinde insanlar nasıl yaşıyordu? Kültürleri, gelenekleri, şarkıları nedir? Yani bütün olarak soyut kültürel miras samut olmayan kültürel mirası burada görmek istiyorlar. Bu önümüzdeki dönemin programı. Yani Sur içinde biz çarpıklaşmayı önleyip, tarihsel dokuyu açığa çıkarıp o tarihsel doku içerisinde geleneksel sanatları, kültürü, şarkısı, ninnisi, ipek böcekçiliğini, sosyal yaşamını canlandırabilirsek insanlar bunu görmek istiyor ve bunu bilmek istiyor, burada yaşayan Kürdü bir bütün olarak tanımak istiyor. Asıl büyük kazanımımız o zaman olacak" şeklinde konuştu.
DAİŞ'in karşısında Diyarbakır Surları
Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin UNESCO listesine alınmasının başka bir anlamı olduğuna işaret eden Eşbaşkan Anlı, DAİŞ'in Ortadoğu'daki saldırılarda insanları katletmesinin yanında dünya kültürel mirasına da saldırılar yaptığını bu anlamda Diyarbakır'ın bu listeye alınmasının bir mesaj olduğunu, kararın alınmasında Diyarbakır Surları'nın DAİŞ'e karşı duruşunun etkili olduğunu ifade etti. Bu direnişin önemli bir direniş olduğunu ifade eden Anlı, "Sonuna kadar insani değerlere insanlık mirasına tarihsel değerlerine sahip çıkacağız. Bu konuda artık daha açık düşünüyoruz, hem uluslararası kurumlara ulaşmada hem insanların koruma bilincini geliştirmesinde yerel yönetim olarak bundan sonra projeler yapma noktasında son derece elverişli fırsatlara sahip olduğumuzu düşünüyoruz" dedi.