Bir zamanlar, dar sokaklarında leylak ve dut ağaçların altında neşe dolu Süryani, Ermeni, Kürt ve Arapların kahkaha dolu sohbetlerine tanıklık eden Amed'in bazalt taşlı konakları uzun yıllardır , buraları terk edenlerin feryat dolu akisleriyle yankılanıyordu.

Bu evlerden birisi de, sinemanın usta oyuncularından olan ve Zeki Müren'e şarkı sözü yazan Sami Hazinses'e  (Samuel Garo Uluçyan) ait… Sami Hazinses'in doğup büyüdüğü konakta çok kimlikli Amed kültürünü sanat atölyesi ile canlandıran Ayten Ekici, "Şimdi yok olmaya yüz tutmuş kültürümüzü yaşatma zamanı. Komşuluk ilişkileriyle, zanaatlarıyla ve hoşgörülü insanlarıyla var olan Amed'i tekrar yaşamsallaştırmalıyız" dedi.

Dağılan nar taneleri

Sami Hazinses'in bir zamanlar doğup büyüdüğü Amed konağını Amed El Sanatları Atölyesi olarak canlandıran Ayten Ekici, "Kelaynak kuşları gibi, artık Amed'in de yerlileri pek kalmadı" diyerek, konuşmasına başladı. Ekici, zamanında Amed'in sokaklarında koşturan farklı inançlara mensup insanların nar tanesi gibi dağıldığını söyledi. Ekici, "60 yıl önce Amed'de çok acı günler yaşandı ve son 30 yılda Amed'in yaşamadığı acı kalmadı. Son barış süreciyle beraber Amed'de bir canlılık yaşandı. İnsanlar rahat nefes alabiliyor. Bu sevindiricidir. Umarım bundan sonra eski acılar yaşanmaz " dedi. Eski Amed geleneğinin yok olmaya yüz tuttuğunu dile getiren Ekici, "Yaşanan değişimden çok rahatsızım. Artık burası eski Amed değil.  Dilimizi unuttuk. Ermenice, Kürtçe, Süryanice ve Arapça'yı unuttuk artık. Dilimizi ve kardeşçe yaşamayı unuttuk. Eskiden babaannem birçok dil bilirdi. Komşularının çoğu farklı etnik kökene mensuptu ve sıkı komşuluk ilişkileri bunu gerektiriyordu. Her inancın geleneklerini ve hassasiyetini bilmek zorundaydı. Komşular birbirini incitmemek için kültür özelliklerini çok iyi bilir ve ona göre hareket ederlerdi.  Ne yazık ki şimdi bunu göremiyoruz" şeklinde konuştu.

Amed kültürü
"Amacım, Amed kültürünü yaşatmaktı" diyen Ekici,  aileden miraslarının erkek anlayışının baskın olduğu toplumlarda erkek malı gibi görüldüğünü ve bu nedenle ailesinden kalan tarihi konağı kaybettiğini söyledi. Ekici, "Benim doğduğum ev yedi odalı, avlusunda leylak ve dut ağacının bulunduğu, top reyhanların ve zahterlerin yetiştiği tarihi bir konaktı. Ama ne yazık ki miras erkeklere kaldı ve ben sahip çıkamadım. Yıllar sonra emekliliğimi aldıktan sonra aşık olduğum bazalt taşlı bir evde böyle bir kültürü yeniden yaşatmak istedim. Yıllar sonra ninemden Ermeni olduğumu öğrendim. Bu sanat atölyesini açarak, eski Amed kültürünü tekrar canlandırmak adına meftune, kibe mumbar ve likörüyle  konuklarımı kültürümüzün kaybolmaması için birer Amed konuğu olarak ağırlamayı istedim" diye belirtti.

ZEHRA DOÐAN/JINHA/AMED