21 Mart Newroz sabahı Amed… Kaldığımız evden Ofis semtindeki DİHA merkezine doğru geçiyoruz. Yol üzerinde insanlar sabahın bu erken saatlerinde geleneksel ve her türden renkli giysileri ile yollarda belli ki araç bekliyor. Belediye otobüsleri, halk minibüsleri ve birçok gönüllü ticari taksici, Newroz alanına ücretsiz insanları götürüyor.

Yolumuz Diyarbakır E-Tipi Cezaevi’nden geçiyor. Kapı önünde insan karabalığı, analar ellerinde dolu dolu poşet ve çantalar ile sıraya girmiş, yakınlarını ziyaret edecekler. Kim bilir, hangisinin oğlu, hangisinin kardeşi, hangisinin eşi şimdi bu bayram ziyaretine sevinecek… BDP il binasına geçtiğimizde, insanların coşkulu bir şekilde birbirini kutladığını görüyoruz.
Yoğun bir trafiğin ardından Newroz alanına gittiğimizde başı sonu görünmeyen bir insan selinin alana aktığını görüyoruz.
Herkes sevinçli, herkes bayram havasında. Herkes slogan ile Kürtçe müzikler eşliğinde alana doğru gidiyor. Kürdistan’ın değişik yörelerine ait elbiseler de göz kamaştırıyor.
Alana doğru yaklaşıyoruz. Alana her yönden insan seli akıyor. Bir anamız, Hakkari yöresi giysilerini hem kendisi giymiş hem de yanında ellerinden sıkıca tuttuğu iki çocuğuna giydirmiş, alana doğru hızlı şekilde yürüyor. Sanki bir saniyeyi bile kaçırmamak için “aman yetişeyim” dercesine hızlı bir şekilde ilerliyor.
Arabadan indiğimiz yerde çok sayıda özel araç, dolmuş, taksi park etmiş ve içerlerinden çıkanlar kimi battaniye, kimi yastık, kimi küçük sandalyeleri çıkarıyor, araçların önünde eşyaları adeta piknik kurarcasına diziyor.
Bağlar Belediyesi Newroz Parkı’ında kuşbaşı, çiğ köfte, döner ve közde balık kokusu etrafı sarmış, gözleme, simit, poğuça, çay, muz, çilek, yeşil badem, salatalık, çerez, sunulan akla gelen her türlü yemeklerin yanı sıra el zanaatı ürünleri küpe, tespih, boncuk, kolye, puşi, sarı-kırmızı- yeşil başlık ve yöresel kıyafetleri sergileyen standlar yan yana dizilmişti. Bu standlar etkinliğe daha özel bir anlam katıyordu.

10 ton odun

Yanımızda Amed’in yerlisi bir arkadaşımız şunları söylüyor: “Taaa, Erzurum’dan gelenler var. Gece bizim parti il merkezinde sabahlamışlar. Karacadağ atlı şövalyeleri de atları ile gelmişler, alan etrafında cirit atacaklar. İlerideki odun yığınına bakın. Tam 10 ton odun, Newroz ateşi için getirdiler.”
Tertip komitesi alani ikiye ayırmış. Halkın Newrozu rahatlıkla kutlaması için büyük bir alanın yanı sıra basın ve misafirler için de protokol tribünü var. Sahnenin arkasında insanların bir kısmı yerde otururken, ön kısmında ise 2 milyona yakın kişi ayakta, dev bokslardan yankılanan konuşmaları dinliyor, kah alkışlıyor, kah müziğe de halaylarla karşılık veriyordu.
Sahne yanı ve ön kısmı onlarca kamera yerleştirilmiş. Tertip komitesinin bilgilerine göre 500 basın çalışanı akredite olmuş. Ülke içi, Avrupa ve dünyanın farklı yerlerinden çok sayıda basın mensubu Amed’e gelmiş. Tanıdık ve tanınmadık her bir basın kurumu çalışanları hazır bir pozisyonda her kareyi çekmeye, işlemeye çalışıyor.
Aniden bir hareketlilik… Kameramanlar, tripotlarını ellerine alıp, protokol tribününe doğru hızlanıyor. Belediye başkanları, milletvekilleri gelmişler, halkı selamlayarak tel tek yerlerini alıyorlar. Farklı yerlerden gelmiş 1200 misafirin olduğu protokol alanına, bir anda halk hareket ediyor. Aradaki demir korumalara insanlar yaklaşıyor. İzdiham nedeniyle, ön taraftakiler sıkışmaya başlıyor ve hayati bir tehlike atlatanlar oluyor. Bu yılki Newroz’da görev alan 5 bin kişi hummalı bir çalışmayla insanları sakinleştirmeye ve alan ile sahne arasındaki demirlerden uzak tutmaya çalışıyor.
Bir kere halkın vekilleri gelmiş, illahi insanlar kendi vekillerinin ellerinden tutacak… Gençler, birbirlerinin sırtlarına binerek, demir barikatlar üzerinden ön kısma atlamaya çalışıyor.

Atlamaktan bıkmıyor

Aralarından bir genç tam 7 kez, koruma bariyerleri üzerinden protokolün olduğu alana atlıyor. Ancak, demirlerin bu tarafında bir araya gelen görevliler tekrar genci diğer tarafa, yani dışarıdaki topluluğun üzerine atıyor. Bu sahne tam bir veleybol maçı gibi tam 7 kez devam ediyor. Belli ki genç sonuna kadar kararlı ve nihayetine başarıyor, özel koruma alanına ayağını basıyor ve ilk yaptığı hareket, sanki hiç bir şey yokmuş gibi sakin şekilde sahneye doğru yaklaşıyor ve yine aynı sakinlikte programı izlemeye başlıyor. Hayretler içinde bu gençlerimizi izliyoruz.
Yanımıza gelen Van BDP Basın Sözcüsü, bize kamerası ile yakaladığı bir fotoğraf karesini gösteriyor. Gencin biri, topluluğun içinde diğer insanların omuzuna çıkmış, üzerindeki gömleğini yırtmış, elindeki jilet ile göğsünün tam ortasına çizerek ‘Apo’ yazıyor. Gencin bedeni kan içinde, fakat yüzünde bir gülümsemeyle etrafına bakıyor, elleri ile zafer işaretleri yapıyor.
BDP vekiller topluca sahne alıyorlar. Kısa selamlamanın ardından, günlerdir beklenen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajını Milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder tarafından okunuyor. Buldan mesajı, kendince gazete okur gibi heyecansız okurken, Önder’in okuma tarzı, zaman zaman alkışlar alıyor.

Gençler mesajı dikkatle dinliyor

Kürt Halk Önderi Öcalan’ın mesajını sessizce dinleyen halkı, sahnenin yan tarafından izliyoruz. Babalar, çocuklarını omuzlarına almış, elleri ile milletvekillerini gösterip, bir şeyler anlatıyorlar. Belli ki, okunan mesajın kim yazdığını, ne dediğini çocuklarına sevinç ile aktarmaya çalışıyorlar.
Diğer yandan daha önce ön alana hücum eden gençlik, şimdi sessizce ve ciddi bakışlar ile iki dilde okunan mesajı dinliyor. Gençlerdeki bir taraftan delidolu canlılık bir anda disiplin ve sakinliğe geçmesi bizleri de şaşırtıyor.

Engelliler için özel alan

Mesajlar ardından gelen yoğun zılgıtların arasından sahneden ayrılıyoruz, halkın içine dalıyoruz. Her taraf insanlarla tıklım tıklım, aralardan geçilemez derecede bir kalabalık. Zorlaya zorlaya ilerleyebiliyoruz. Arada ya alandaki darlıktan ya da bunaltıcı sıcaklıktan bayılmış insanlar taşınıyor.
Aklımıza, sahnenin sol tarafında bendensel engelliler için ayrılmış özel alan geliyor. Kimisi ayakta zor duruyor, kimisi tekerlekli sandalyede sahnenin yan tarafında halkı ve gelişmeleri sevinç ve bir o kadar şaşkınlıklar içinde izliyor. Hemen yanlarında 3 kadın battaniye üzerinde oturmuş, mercimek köftesi yoğruyor, su ve ayran ile tek tek onlara ikramda bulunuyor. Yanlarından geçtiğimiz esnada sahnede çalınan hareketli müziğe tekerlekli sandalyelerini sağa sola çevirerek eşlik ediyor.
Sahne arkasında özel bir odada ‘kayıp çocuklar’ bölümünden geçiyoruz. Ordan görevli kadın arkadaş “Şu ana kadar 97 çocuk kayıp” diyor, hemen ardından “Ama merak etmeyin. Bizim insanlar çok farklı, alışıklar buna. Hızlı bir şekilde veliler bize geliyor, kayıp çocuklarına kavuşuyorlar. Amed’de alıştık bunlara” diyor.  


Tempo düşmüyor
Alanda ANF’nin Berlin muhabiri Perwer ile karşılaşıyoruz. Sahne arkasında vekiller yaptıkları konuşmaların ardından tek tek araçlara binip alandan uzaklaşırken, ANF muhabiri arkadaşımızın yanına 7-9 yaş arası bir grup çocuk yaklaşıyor. Pantolonlarının cepler şişmiş halde, arkadaşımıza gülümsüyorlar, arkadaşımız çocuklar ile kısa sohbet ediyor.  Belli ki, sohbetti beğenmişler, birden ceplerinden avuç dolusu tespihleri çıkarıyorlar, her biri sarı yeşil kırmızı boncunklu, güneşin etkisi altında canlı canlı renkleri ile parlıyorlar. Arkadaşın ‘nereden aldınız’ şeklinde sorması üzerine çocuklardan biri “Abi, biz bunları hepsini çaldık, istersen sana vereyim” diyor. Şaşkınlık içinde birbirimize bakıyoruz.
Yine halkın içindeyiz. Genci, yaşlısı, kadını, erkeği ile her biri seslendirilen Kürtçe eserlere adeta bir koro halinde eşlik ediyor ve Lazca okunan eserlere akşamın geç saatlerine kadar hiç ama hiç yorulmadan tempo tutuyorlar. Amed böylesi bir Newroz görmedi. Bu yıl ki Newroz başka.
Barış, eşitlik ve özgürlük umudunun çok yoğun bir şekilde yaşandığı son süreçte bu Newroz halka ve dünyaya çok anlamlı bir mesaj veriyor...
Newroz Pîroz Be...


NİHAL BAYRAM/RIZA AYDOÐDU - AMED