21 Mart 2013 tarihli deklarasyon hükümete ve demokratik güçlere sürecin çözümü yönünde önemli fırsatlar sunuyordu.
Çözüm sürecinin iki tarafı vardı. Öcalan ve O’nun öncülüğünü yaptığı Kürt siyasal hareketi ile Erdoğan ve AKP Hükümeti.
Barış ve çözüm üç aşamalı gerçekleşecekti. İlk aşamada silahlar susacaktı.
Bu aşamada KCK ateşkes ilan etti ve silahlı güçlerin bir bölümünü sınır dışına çekti. Ardından elindeki esir askerleri serbest bıraktı. Sürecin devamı ve başarılı geçmesi için bir dizi deklarasyon yayımladı. Kürt demokrasi hareketi bütün kurumlarını bunun için seferber etti. Bu süreçte hükümet ateşkese bağlı kaldı ve Öcalan ile yapılan görüşmeleri kabul etti. İlk kez bir Türk hükümeti ateşkesi ve Öcalan ile yapılan görüşmeleri kabul ediyordu. Yine Öcalan’ın önerisi ile “akil insanlar” heyetinin oluşturulmasına yardımcı oldu. İkinci aşamada ise problemin çözümü için hükümet ve Kürt tarafı müzakelere başlayacaktı. Müzakeler için yol temizliği yapılacaktı. Bu süreçte müzakerelerin yasal alt yapısı yapılacak ve sorunun çözümü yönünde demokratikleşme paketleri çıkartılacaktı. Hükümet müzakerelerden kaçtı ve Öcalan ile yapılan görüşmeleri MİT’e havale ederek yasal alt yapısını oluşturmadı. Çıkartılan demokratikleşme paketlerinde normalleşme adına bir şey yoktu. Üçüncü aşamada ise sorunun çözümü yönünde anayasal değişiklikler yapılacak ve HPG silahsızlandırılacaktı.
Erdoğan ve hükümeti üzerine düşeni yapmadığı için ne ikinci aşama başladı ne de sorunun çözümü için üçüncü aşamaya geçilebildi.
Türkiye’de yaşanan bir kaostur. Bu kaos durumu Kürt sorununda çözümsüzlüğü ve yeni bir çatışmayı kaldıracak durumda değildir.
Öcalan ve Kürt hareketi 17 Aralık ile yaratılan kaosa “benzin taşımadı” ve hükümete kaostan çıkışın yolunu gösterdi.
Erdoğan ise kendini kurtarma derdi ile otoriterleşerek çıkmaz bir sokağa doğru hızla ilerliyor.
Erdoğan aklını başına almazsa bu çıkmaz sokaktan çıkış bulamaz ve onunla birlikte Türkiye de kaybeder.
Erdoğan ve hükümeti sorumsuz ve önceki hükümetler gibi problemi çözmek yerine sürece yayan bir yaklaşım içinde.
Gelinen noktada AKP hükmetme zeminini ve muhataplık pozisyonunu kaybetmiştir.
Peki muhatap kimdir?
CHP ve MHP zihniyet ve program olarak sorunu çözmekten uzaklar. Aksine bunlar iktidar olduğunda bugünkü durumdan daha geri bir yaklaşımın gelişeceği anlaşılıyor. Kürt sorununun çözümü hususunda AKP’den de geriler.
Sorunun çözümü için tek muhatap Türkiye demokrasi güçleri kalıyor. Ancak demokrasi güçlerinin gücü yoktur. Örgütlenme olarak yetersizdirler ve sürece yanıt verecek vizyonları eksik.
Bu vizyon ve örgütlenmeyi Öcalan ve Kürt hareketi oluşturmaya çalışıyor. Bunun için HDP oluşturuldu ve geliştirilmeye çalışılıyor.
Öcalan çözüm sürecinin birinci yılında sürecin başlatıldığı yerde (Amed Newroz Meydanı’nda) süreci değerlendirecek.
Öcalan bugün yapacağı deklarasyon ile Erdoğan hükümeti ile tüm ipleri koparmayacak ancak hükümetin cesaretsizliğini ve vizyonsuzluğunu değerlendirilecek ve uyarılar yapacaktır.
Öcalan, ulusal ve uluslararası engelleri görerek ve göstererek tek başına da olsa barış ve çözüm yürüyüşüne “devam” diyecektir.
Çünkü Türkiye halklarının kaybetmemesi ve demokratik değerlerin güçlenmesi için barış ve çözüm sürecinin başarısından başka şans yok.
Bu bakımdan bugün Amed Newroz’unda açıklanacak olan deklarasyon tarihidir.
Dolayısıyla herkesin gözü ve kulağı Amed Newroz Meydanı’nda ve Öcalan’ın yapacağı açıklamalarda olacaktır.
Amed Newrozu’nda Öcalan
Öcalan barış ve çözüm için tarihi deklarasyonunu geçen yıl bugün Amed Newroz alanında halkın referandumuna sunmuştu. Kürt halkı ve KCK, barış ve çözüm deklarasyonuna sahip çıktı.