Licê’de binlerce asker ve özel hareket timlerinin ablukası sürerken, köylülere kontrol adı altında eziyet çektiriliyor. Barav köyünde yaşayan Çerkes Çiçek, “Bir kez daha 90’lı yıllarda ‘Köylerinizi yaktık şimdi de yıkarız’ mesajını veriyorlar. Ama bilinsin ki; başka memleketlerde hakarete uğrayıp perişan olacağımıza memleketimizde ölürüz” diye konuştu.
Amed’in Henê (Hani), Licê (Lice) ve Karaz (Kocaköy) ilçelerinde 19-20 Haziran tarihlerinde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı”nın ardından birçok alan Türk savaş uçakları ve top atışlarıyla bombalanıyor. Licê ilçe merkezinde gece boyunca yoğun helikopter hareketliği yaşanırken, yine zırhlı araçlar ilçede tur attı. Sabah 04.45-06.00 arasında ilçe merkezinde bulunan Yatılı Bölge Okulu (YİBO) Kışlası‘nda konuşlandırılan obüs toplarıyla Licê ve Çewlig (Bingöl) ilçesinin Dara Hênê (Genç) üçgeninde bulunan Dêrcimt (Yeşilburç), Mizag (Kılıçlı), Barav (Baharlar) arasındaki bölge bombalandı. Licê’ye binlerce asker sevkiyatı yapılırken, dün de Haci Huri Toprak Öğrenci Yurdu’na çok sayıda özel harekat timi yerleştirildi.

Giriş çıkışlar yasak
Licê’nin birçok noktasında asker, korucu ve özel hareket timlerinin ablukası devam ederken, operasyonların yapıldığı alanlara ise köylerde yaşayan kişilerin dışında giriş ve çıkışlara izin verilmiyor. Yasağın olmadığı bombalanan alanlara yakın köylere gitmek isteyen gazeteciler de özel harekatçılar tarafından engellendi.

Bombardıman sürüyor
Telefon üzerinden bilgi aldığımız Barav köyü sakini Çerkes Çiçek, sabah 05.00-07.00 saatleri arasında Qurmik, Hemzê, Xosor, Zengasor köyleri civarının defalarca savaş uçakları ve top atışlarıyla bombalandığını söyledi. Bombardımanın etkisinin çok şiddetli olduğunu dile getiren Çiçek, patlamayla büyük gürültü ve dumanın çıktığını aktardı.
Barav yolu ve Pasur (Kulp) yolu üzerinde Şexan (Gürbeyli), Melê (Yönlüce), Tutê (Yaprak), Xosar, Xincis alanlarına çok sayıda askerin indirildiğini anlatan Çiçek, Cum Boğazı’nın yüksek yerlerine de zırhlı araç ve tankların konuşlandırıldığını dile getirdi. Bölgeye getirilen özel harekat timlerinin kimisinin sakallı, uzun saçlı kişiler olduğunu ifade eden Çiçek, böyle kişilerin gelip burada halkı korkutmaya çalıştığını söyledi.

‘Köylerimizi bırakmayacağız’

Çiçek, şunları söyledi: “Bize bu baskı ve saldırılarla bir kez daha 90’lı yıllarda ‘Köylerinizi yaktık şimdi de yıkarız’ mesajını veriyorlar. Ama bilinsin ki başka memleketlerde hakarete uğrayıp perişan olacağımıza memleketimizde ölürüz. Devlet Sur’da insanları öldürüp mağdur etti. Sonra da yardım ediyoruz diye yalan atıyorlar. Köyümüzü kesinlikle bırakmayacağız. Hayvanlarımız var, yaşamımız var. Her şeyimiz burada. Bir insan her şeyini bırakıp gider mi?”

Her noktaya asker kulübesi
Bu kadar askerin gelmesinin tamamen Kürt halkını sindirme amaçlı olduğunu vurgulayan Çiçek, Licê-Pasur arasında bulunan Tutê köyüne kadar asker, korucu ve özel hareket timlerinin 3 kulübe kurup yerleştiğini ve halka rahatsızlık verdiğini anlattı. Çiçek, “Köyümüzde hastamızı Licê’ye götürmek istedik. Bu kulübelerin bulunduğu noktalarda saatlerce hastamızı beklettiler. Askerler hastaya bile ‘Neyin var? Niye doktora gidiyorsun?’ diye sorular soruyor. Hayvanlar için kepek almak bile sorun oluyor. ‘Asker istediğini yapar’ diyerek tehditlerde bulundu. Hayvanlar yaylaya götürüp otlatamıyoruz” diye konuştu.

Şebekeler kesik elektrik yok

Telefonla konuştuğumuz sırada telefon defalarca kapanırken, Çiçek telefon şebekelerinin sık sık kesildiğini dile getirdi. Köyde elektriklerin de belli saatlerde geldiğini aktaran Çiçek, tüm bunların kendilerini sindirmek amaçlı olduğunu anlattı. Çiçek, “Buğday biçme zamanıdır ama hasadımızı kaldıramıyoruz. Oruç olduğu için insanlar serinde tarlalarda çalışıyor ama bombardımandan dolayı çıkamıyoruz. Akfidan (Güney) mezrasında evler yok ama buğday tarlalarımız var. Bombardıman olacak diye oraya gidemiyoruz bile. Tüm bunları bile bile bize yapıyorlar” diye konuştu.

‘Biz buraya öldürmeye geldik’
Licê’nin Qerehesen köyüne bağlı Til mezrasının girişinde arama noktası kuran özel harekat timleri durdurdukları köy minibüsündeki yaklaşık 15 kişiyi araçtan indirerek cep telefonlarını aldı. Köylülere ait telefonlardaki fotoğraf ve müziklere bakan askerler, içinde Kürtçe müzik olan ya da kaybettikleri yakınlarının fotoğrafları olan telefon sahiplerine hakaret etti. Özel harekat timleri, köylüleri “Biz buraya öldürmeye geldik. Tek işimiz budur” diyerek tehditte bulundu. Yaklaşık bir saat köy arabasını bekleten özel harekatçılar daha sonra aracın geçişine izin verdi.

Hasta darp edildi
Yine özel hareket timlerinin bu uygulamasına karşı çıkan H.A. adındaki yurttaş da özel harekat timleri tarafından darp edildi. H.A. özel harekat timlerine hasta ve raporunun olduğunu aktarmasına rağmen, kendisini çalılar arasına götürüp şiddet uyguladığını aktardı.

Köylerine döndüler
Yasağın hasat dönemine denk gelmesi nedeniyle geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sağlayan köylüler mağdur edilirken, Amed merkezde ikamet eden yurttaşlar ise yasak ve bombardıman nedeniyle can güvenliklerinin olmadığı köylerine dönerek tepkilerini ortaya koyuyor. Çok sayıda yurttaş uzun süren yol kontrolleri ardından köylerine ulaşırken, köyde yaşamlarını sürdürenler ise topraklarını terk etmeyeceklerini ifade ediyor.
1993 yılında devlet tarafından yakılan Cumate köyüne bağlı Hindesê mezrasından Amed’e göç etmek zorunda kalan İpek İkincisoy, yasakların başladığı gün çocuklarıyla birlikte köyüne döndü. Yasağa tepki gösteren İkincisoy, “Onlar yasak koydukça, bombaladıkça biz daha çok köye geleceğiz” dedi.

‘Yakmalarına izin vermeyeceğiz’
“Buralar bizim topraklarımız, yaşam alanlarımızı bize yasaklıyorlar” diyen İkincisoy, yasakları dinlemeyeceğini vurguladı. Daha 6 yaşındayken yakılan köyünden göç etmek zorunda kaldığını hatırlatan İkincisoy, şunları aktardı: “Çocukluk anılarımın eksik geçtiği köyümün hasretiyle büyüdüm her zaman. Tek hayalim çocuklarımla birlikte bir gün temelli köye dönmek. Bir kere yaktılar yıktılar. Bu kez buna izin vermeyeceğiz.”

Her ne kadar doğduğu köyde yaşamasa da köyünü hiç bir zaman unutmadığını dile getiren ikincisoy, “Yasağın ilan edildiğini duyar duymaz köye geldim. Hayallerimi, yaşayamadığım çocukluğuma dair anılarımı korumak için geldim. Metropollere göç etmek zorunda kalan herkes köylerini, arazilerini, topraklarını korumak için köylerine dönsün. Bir kere yaşatılan vahşet ikinci kez yaşatılmasın” diye konuştu. n

DİHA/AMED