Hafız Ahmet TURHALLI Son dönemlerde İslami STK’lar adı altında, kurumlaştırılan istihbarat yapılanmaları, tekrardan Kürtlere karşı açıktan kullanılmaya başlandılar. Kemalizmin yeşil rengini AKP şahsında iktidara taşıyarak, Kemalizmi elitlikten çıkararak, toplumu Türk İslam sentezi ile kemalizmin hizmetine koydular. İslam adına ucube bir ideoloji piyasaya sürerek toplumu iğdiş ettiler. Şekil olarak şahıs kendini müslüman görsede, davranışı, yaşamı, anlayışı ve mefkuresi tamamen İslam ve insanlık karşıtlığıdır. Bu ideolojik devlet yapılanmasının ana hedef kitlesi ise Kürtlerdir. Kürt toplumu doğası gereği dindardır. Kürdistan ise birçok semavi dinin merkezidir. Kürdistan’ın ve Kürt milletinin Semavi dinlerle ilişkisi, çok kadimdir. Kürdistan bir dinler, mezhepler ve tarikatlar bahçesidir. Bunu bilen sömürgeci zalimler, bu damarı kurutmak istediler, Kemalizmin ilk yıllarında Tekke ve Zaviye kanunları ile Kürdün din bilincini katlettiler, ortadan kaldırdılar. Bunun yerine Türk İslam sentezini inşa ettiler. Türk İslam sentezi ise türkçülük ve dinciliktir. Toplum ve şahıs gerçek dinden koparılarak, din adı altında türkçülük, şahsa enjekte edilir. Din adına kişi İslam ve insanlık düşmanı olarak şekillenir. Bu dinde Allah’a ve Kur’an’a atıfta bulunulur. Ama Allah ve Kur’an karşıtlığı bir hayat tarzıdır. Kuran sorgulamayı bir ilke olarak önümüze koyar, burda ise sorgulamak dinsizliktir. Allah Rahmandır merhametlidir, bunlar ise zalimdir, müstekbirdir ve merhametten uzaktırlar. Bu sözde İslami Cemaat ve Cemiyetler mutlak anlamda Türk İslam sentezine bağlıdırlar ve onu yaşarlar. Türk İslam sentezi, yurt içindeki çalışmalarını büyük bir titizlikle yürütmüş ve başarı sağlamıştır. Bunun yurtdışı ayağınıda tamamlamak için, büyük paralar dökmekte ve ithal düşünce şekli olarak yayılmacılığına zemin hazırlamaktadır. Kürt toplumu içerisinde ise bu sentezi yaymayı, korku, para ve makamla idame ettirmektedirler. Son zamanlarda Amed’de, sözde bazı İslam isimli devlet STK’ları, Amed Büyükşehir Belediyesine karşı protesto gösterilerinde bulundular. 1990’larda Hizbiler adına evlerde camilerde örgütlenme çalışmalarını yürütenlerin, büyük çoğunluğu istihbarat elemanları, polis teşkilatı üyeleri ve askerlerin ailelerinden oluşmaktaydı. Parktaki Cami meselesi için Belediyeyi protesto edenlerinde, bir tezgah etrafında birleştikleri ve devletin hazır kıtaları oldukları tartışılmazdır. Cami yapımını durdurdukları için, hemen sokağa çıkanlar, Zalim ve müstekbir devletin yıkım ve zulümlerine karşı neden ses çıkarmadılar? Amed’de Kurşunlu Camii tank ve helikopterlerle yakılıp yıkılırken nerdeydiler? Heci Hemit, Dört Ayaklı Minare, Kot Minare camileri tanklarla yıkılırken bu STK’lar nedeydiler? Kimse bunlardan tek bir kelime olsun duydu mu? Amed, Gever, Cizre, Şırnak, Hêzex, Nusaybin, Silopi’de Camilerde namaz kılmak yasaklanmışken, Ezanlar susturulmuşken, Hutbeler okunmuyorken bunlar nerdeydi? Kadınlar öldürülüp çıplak bedenleri teşir edilirken, yaşlı annelerin kurşunlanmış bedenleri günlerce caddelerde çürümeye terk edilmişken, bunlar neredeydi? Anne ve Babalar katledilmiş çocuklarının cansız bedenlerini buzdolaplarında saklıyorlarken bunlar nerdeydi? Kürdistan’da Kabristanlar yıkılıp, kemiklerden dahi intikam alınıyorken bunlar nerdeydi? Yüzlerce İnsan haksız yere katl edilirken ve binlercesi cezaevlerine atılırken bunlar nerdeydi? Kürdistan bütün tabiatı ile yakılıyorken bunlar nerdeydi? İsrail ile kucak kucağa olan Türk İslamcılar, Marmara gemisinde öldürülen gençlerin kanını akıtıp, kan parasını afiyetle yerken, bunlar nerdeydi? İslamın Münker saydığı, Hırsızlık, İftira, Çocuklara tecavüz, Faiz ve Tefecilik, her köşede bir alkol fabrikası açılırken, umumhaneler, kumarhaneler hayatın sıradan bir parçası haline gelmişken bunlar neredeydi? Kürdistan’da Türk İslam devletinin yönetici ve memurlarının eli ile, fuhuş ve uyuşturucu yaygınlaştırılırken bunlar ne yaptı/yapıyor? Allah’ın halifem dediği insan hergün acımasızca katledilirken bunlar nerdeydi?  Allah’ın ayeti olan, diller ve kimlikler zulüm ve asimilasyonla yok edilirken bunlar nerdeydi? Türk İslam sentezcileri ve onların peşinden gidenler, İslamı yok etmekle kalmadılar, İnsanların bu dini terk etmelerine de sebep oldular. İslam’da ibadet ve toplumsal mekanlar kutsaldır. Ama bu mekanlar zulüm ve iktidar için kullanılıyorlarsa, bu mekanlardan ehli iman olanlar uzak durmalıdırlar. Mescitler adalet, özgürlük, eşitlik ve toplumsal yardımlaşmaların olduğu mekanlar olmak zorundadırlar. “Kesinlikle mescitler Allah’ındır. Öyleyse hiçbir kimseyi Allah’la birlikte çağırmayın.” (Cin 18) “Allah’ın mescitlerini, yalnızca Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekâtı veren, Allah’tan başkasından korkmayan kişiler onarabilir.” (Tevbe 18) Bu mescitler Allah’ın mescitleri değiller: Türk İslam sentezinin mescitleridirler. Burda Allah‘ın Kelamı değil, Türk devlet kelamı ve söylevi geçerlidir. “Müminler arasında zarar, küfür, tefrika (çıkarmak) için; daha önceden Allah ve Resulü ile savaşan kişileri gözetlemek için; “Biz güzellikten başkasını istemedik” diye yemin ederek mescit edinen kişiler vardır. Allah kesinlikle onların yalan söylediklerine şahitlik eder. Ebediyen onun içinde durma.”/Tevbe107.108) Türk İslam sentezinin mescitleri dırar mescitleridirler. Bunlardan uzak durmak Allah’ın emridir. Yukarıdaki ayetin mealinde gördüğümüz gibi. Durum bu olunca, Allah’ın dinini terk edenler, Dırar Mescitlerinin inşası ve yaygınlaşması ile uğraşırlar. İslam bir yaşam inancıdır, zalimlerin iktidar gücüne terk edilemez. Dürüst Müslümanlar bu girdaptan kurtulmanın, Mescitlerini inşa etmeliler.