Geçen hafta Amed’de Kürtçe’nin durumuna dair iyiye giden değişimleri ve umut veren gelişmeleri ele almıştık. Ancak buna rağmen, dilsel açıdan genel resim hala çok parlak değil. 

Bir kere, Kürtçe’nin (hem Kurmancî hem de Kirmanckî/Zazakî için) gerçekte ne durumda olduğunu, ne kadar kullanıldığını gösteren yeterince kapsamlı bir araştırma şimdiye kadar yapılmış değil. Olsa, yıllara bakarak nasıl bir değişim olduğunu daha rahat görebilirdik. Bu alanda çalışma yürütecek, Kürtçe’nin standartlaştırma çalışmalarına yön verecek, Kürtçe’yi koruma ve geliştirme programları hazırlayıp uygulamaya koyacak, bu alanda akademik ve bilimsel eğitimler verecek kurum ve kuruluşlar da yok. Kısa zamanda olabilecek gibi de görünmüyor malesef. 

Hem örgütlü çevreler hem de ilgili kamuoyu, Kürtçe’nin geliştirilmesi ve görünürlüğünün arttırılması konusunu bu alandaki sınırlı sayıdaki sivil toplum kuruluşuna havale etmiş, kendi üzerine sorumluluk düşmüyor görüntüsü veriyor. Buna karşın Kürtçe’nin öğretilmesi ve kullanımı konusunda farkındalık çalışmaları yapan sivil toplum kuruluşlarının geniş kitleler üzerinde etkisi son derece sınırlı. Normalde en çok ilgi duymasını bekleyeceğimiz üniversite öğrencileri bile bu yöne kanalize edilebilmiş değil.

Kürtçe’nin önemi konusunda siyasi farkındalık başta siyasi çevre olmak üzere hayli fazla olsa da bu farkındalığın pratiğe döküldüğü alanlar sınırlı. Örneğin siyasi HDP, DBP, DTK, HDK gibi kurumların ve çoğunluk DBP belediyelerinin yayınları, websiteleri, etkinlikleri neredeyse tamamen Türkçe üzerinden yürüyor. Üstelik bu kurumlarımızın bazılarının İngilizce sitesi olmasına rağmen Kürtçeleri yok. KJA ve Amed Belediyesi bunun nadir istisnalarından.

Kürtçe bilmek onu kullanmak anlamına gelmiyor. Yaptığımız bir araştırmada belediye çalışanlarının yüzde 96’sı iyi veya yeterli düzeyde Kürtçe bildiğini söylemesine rağmen, aynı çalışanların sadece yüzde 36 kadarı Kürtçe’yi pratikte kullandığını söylüyor. Bu konuda henüz araştırmaya dayalı veri olmasa da, gözlemlerimiz aynı durumun hastane, alışveriş merkezi ve benzeri çeşitli işyerlerinde çalışan kişiler için de geçerli olduğuna dair ipuçları veriyor. Bu durum, dil farkındalığının bu alanlarda azlığını ve çalışmaların yetersizliğini gösteriyor.

Yazılı ve görsel alanda kullanılan Kürtçe ile gündelik Kürtçe arasında büyük bir uçurum var. Gündelik hayatında Kürtçe konuşan insanların çoğu kendi kullandığı Kürtçe’nin ‘akademik Kürtçe’ olmadığı için değersiz veya eksik olduğunu düşünebiliyor. Bu yüzden de kendi bildiği dile sahip çıkma konusunda utanıyor ve yeterince güçlü duramayabiliyor. Yazılı dil ve gündelik dil arasındaki ilişki konusunda sağlıklı bir ilişki ve doğal bir geçiş sağlamaya yönelik politikalar ve pratikler geliştirilmezse, bu utanma durumu daha da derinleşebilir ve başka türlü sonuçlar doğurabilir.

Amed’de işyerlerinin büyük bir çoğunluğunun isimleri hala sadece Türkçe. Yine trafik levhaları, sokak, mahalle, semt isimlerinin büyük bir çoğunluğu Türkçe. Şehit mezarlıklarını saymazsak, mezar taşları bile Türkçe. İşyerlerinin kullandığı yazılı ve görsel levhaların neredeyse tamamı sadece Türkçe. Örneğin emlakçıların ‘Kiralık-Satılık’ levhaları, restoranların menüleri, işyerlerinin vitrin yazıları hep Türkçe. Toplu taşıma araçları üzerindeki yazıların çoğunluğu sadece Türkçe. Tek istisna geçen yıl faaliyete başlayan 40 kadar yeni belediye otobüsleri. Semt pazarlarında kısmen Kürtçe konuşuluyor olabilir, ancak büyük avm’lerde, irili ufaklı işyerlerinde neredeyse tamamen Türkçe konuşuluyor. Oysa güvenlik görevlilerinden, kasiyerlere, garsonlardan, satış elemanlarına, mağaza müdürlerinden, temizlik personeline hemen herkes belli bir düzeyde Kürtçe biliyor. İsterseniz deneyin ve görün. 

Kürtçe öğrenmek, bildiği Kürtçe’yi geliştirmek isteyen insanlar için yeterince eğlenceli ve faydalı kaynak sayısı da son derece sınırlı. Zarok TV, çocuklara yönelik bu alandaki ihtiyacın bir kısmını gidermiş gibi görüyor. Ancak yetişkinlere yönelik farklı yöntem ve etkinlikler barındıran kitap, dergi, online kaynak sıkıntısı var. Kürtçe yayın yapan televizyon kanallarında kullanılan Kürtçe’nin etkisi ise hem sınırlı hem de yukarıda bahsettiğimiz ‘Akademik Kürtçe’ meselesinden dolayı çoğu zaman ters etki bile yapabiliyor.

Savaş, yoksulluk ve işsizlik gibi çok temel ve yakıcı meseleler varken Kürtçe dil mücadelesine sıra bile gelmiyor. Bir de üstüne devlet kaynaklı tehditler, engeller ve Kürtçe’nin altını boşaltan girişimler gelince durum daha da vahim bir hal alıyor.

Peki tüm bu olumsuzluklara karşı, Kürtçe’nin korunup geliştirilmesi için neler yapılması gerekiyor? Bu konuyu da haftaya ele alalım.