Geçen hafta Amed’de Kürtçe ile ilgili riskler, eksiklikler, sıkıntıları ele almıştık. Bu hafta, Kürtçe’nin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için neler yapılması gerektiğine dair önerilerimizi sunalım. Tabi bu önerilerin bir kısmı diğer Kürdistan kentleri için de geçerli olacaktır.
Öncelikle, Kürtçe’nin durumuna dair araştırmalar yapacak, yıl yıl düzenli veri toplayacak ve karşılaştırmalar yapacak, toplanan verilere göre politika önerileri geliştirecek bir kuruma ihtiyaç var. Bu kurum, aynı zamanda Kürtçe’nin (hem Kurmancî hem de Kirmanckî/Zazakî için) standartlaştırma çalışmaları da yürütmeli. İnternet dünyası da dahil tüm formatları hesaba katan sözlükler, gramer kitapları, kelimelere odaklanan farklı türde materyaller, yazım ve imla kaynakları üretmeli. Dil alanında çalışan akademisyenleri, uzmanları, gönüllüleri ve aktivistleri bir araya getirip beraber çalışmalar yürütmelerine zemin hazırlamalı. Dil çalışmaları ile ilgili farklı eğitim programları veya süreli seminerler düzenlemeli. Yine bu kurum, kentte ve daha geniş çevrede Kürtçe kullanımı konusunda farkındalık, bilinçlendirme çalışmaları yapmalı. Bir diğer çalışma da, irili ufaklı işletmeler, kurumlar ve kuruluşların çalışmalarında Kürtçe kullanmalarını sağlamak için danışmanlık hizmeti verilebilir. Bu çalışmaların hiçbiri için Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok, sadece iyi bir planlama ve örgütlenmeye ihtiyaç var.
Birincisi, başta İstanbul Kürt Enstitüsü olmak üzere, Vate Grubu, Ehmedê Xanî Akademisi, Amed Kürt Enstitüsü, Kurdî-Der ve Kürt-Der gibi kurumlarımızın şimdiye kadar yaptığı çok değerli çalışmalar var. Ancak bu kurumların yeterince iyi bir şekilde kordineli çalışabildiklerini, birbirini tamamlar şekilde faaliyet gösterebildiklerini söylemek zor. Nihayetinde ayrı kurumlar, kendi kaynakları, yönetim biçimleri ve çalışma önceliklerine göre hareket ediyorlar. Ancak yapılması gereken işlerin hepsi, tek bir kurum çatısı altında yürütülebilir, yürütülebilmeli. Tek bir akademinin, gerçekten de akademi dünyasının teori, tartışma ve yöntemlerini kullanarak dil ile ilgili her alanda araştırmalar yapacak bir akademi. İkincisi bu akademinin başta Katalunya ve Bask Ülkesi’nde olmak üzere bu saydıklarımızın hepsini çok başarılı bir şekilde yapan kurumları model alması, organize ve üretken bir şekilde çalışması gerekiyor.
Diğer önemli bir sorumluluk belediyelere düşüyor. Tüm belediyelerimiz kendilerince dil konusunda bazı dönüşümler yaşıyor, eskiye göre Kürtçe’yi daha fazla alanda kullanıyorlar. Ancak bu dönüşümün belli bir program çerçevesinde ve sürdürülebilir olabilmesi için kurumsallaştırılması gerekiyor. Amed Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu Rêveberiya Parastin û Pêşvebirina Ziman (Dil Koruma ve Geliştirme Müdürlüğü) bu alanda atılmış iyi bir örnek. Hem Amed ilçe belediyelerinin hem de diğer kentlerimizdeki belediyelerin bu yönde atacakları adımlar, dil çalışmalarını kurumsallaştırma girişimleri çok önemli olacaktır. Bu sayede belediye hizmetlerinden tutun, websitesi, bülten, reklam afişleri ve benzeri yazılı görsel materyallerin Kürtçeleştirilmesine, çalışanlardan üretimlerine kadar her alanda Kürtçe çok daha görünür ve kullanılır hale getirilebilir.
Belediyelerin yapabileceği veya yapılmasına katkı sunabileceği önemli bir çalışma, işyerlerinin yazılı ve görsel dillerinin Kürtçeleştirilmesini sağlamak olacaktır. Gazi Caddesi, Ofis, Diclekent Bulvarı gibi merkezi mekanların tabelalarının ve vitrinlerinin, broşür, menü ve benzeri görünür malzemelerinin Kürtçeleştirilmesi için esnafla ortak bir çalışma yürütülmeli, esnafın alışverişinde Kürtçe’yi kullanmasını teşvik edici adımlar atmalı. Belediyelere düşen bir diğer sorumluluk da, birçok semte kreş ve gündüz bakımevleri kurarak buralara da çocuklarımızın anadillerini sağlam bir şekilde edinmelerine zemin hazırlamak. Amed Büyükşehir ve Kayapınar belediyelerimiz bu anlamda çok iyi modeller. Yine diğer tüm belediyelerimizin örnek alması gereken çalışmalar.
Dibistanên Azad deneyimi kendi başına bu alanda bir devrim zaten. Yapılması gereken işin nitelik boyutunu güçlendirmek. Bu konuda hem bu okulların yönetimlerine hem de destek olması gereken kurum ve kişilere çok iş düşüyor.
Kürtçe için yapılması gereken çalışmalar elbette belli kişi ve kurumların işiymiş gibi düşünülmemeli. Başta büyük alışveriş merkezleri ve özel hastaneler olmak üzere kentteki tüm işyerlerinin Kürtçe konusunda kendi üzerlerine düşeni yapmalı. DESOP, DTSO, GÜNSİAD, GÜNGİAD ve benzeri ticaret ve sanayi birliklerinin ortaklaşarak dil konusunda bir planlama yapmaları ve kendilerine bağlı işyerlerinde uygulanması için gerekli adımları atmalı. Prestijli özel okullar ve kolejler de buna dahil. Nihayetinde bu kolejlerin sahipleri ve yöneticilerinin çoğu Kürt, çocuklarını bu okullara gönderen ebeveynlerin de büyük bir kısmı Kürt. Ve muhtemelen hiçbiri çocuklarının en azından seçmeli olarak da olsa Kürtçe dersi almasına karşı olacaklarını sanmıyorum. Belki de bazı ebeveynlerin bu konuda öncülük etmesi gerekiyor.
Bir de valilik ve kaymakamlık gibi devleti temsil eden kurumlar var. Ve aynı şekilde Dicle Üniversitesi. Bir tarafımız “gölge etmesinler başka ihsan istemez” diyor olabilir. Ancak uzun vadeli düşünüldüğünde ve mesele Kürtçe’nin her yerde ve her şekilde yaygınlaştırılması ise daha geniş düşünmek gerekebilir.