
Amed Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek hizmete açılan Cemil Paşa Konağı Kent Müzesi’nde sergilenen ve bundan sonra da sergilenecek tüm envanterler büyük özenle toplanmaya, arşivlenmeye ve onarılmaya devam ediyor.
Yakın zamanda Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediyesi tarafından hizmete açılan Kent Müzesi’nde, kentin kültür varlıklarını arşivleme ve toplama süreci büyük özenle devam ediyor. Toplanan eserler, titiz bir laboratuvar sürecinden sonra sergilenmeye uygun hale getiriliyor. Müze bünyesinde açılan laboratuvar da büyük bir eksiği tamamlamış oluyor. Kent müzesinde sergilenen bütün materyaller restoratör Aysel Aksüt’ün elinden geçiyor.
Profesyonel olarak 15 yıldan beri Türkiye’nin birçok müzesinde tarihi obje ve eserleri aslına uygun bir şeklide onaran ve korumasını sağlayan Aysek Aksüt, Cemil Paşa Konağı Diyarbakır Kent Müzesi’nin laboratuvarında, yüzyıllardır saklı kalmış tarihi belge ve envanteri onarıp gün yüzüne çıkarıyor. Konağın geniş avlusunda bulunan bir oda Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarı olarak kullanılıyor. Müzeye gelen organik malzeme kapsamına giren ahşap, tekstil, çömlek ve inorganik olarak sınıflandırılan demir, cam, metal bütün malzemelerin onarımını Aksüt burada yapıyor. Koruma işlemi için de müze bünyesinde ayrı bir bölümde mevcut.
1998’de mezun olduktan sonra, Topkapı Sarayı’nda Harem Dairesi ve Ayasofya Müzesi taban mozaikleri restorasyonunda üç yıl çalışan, ardından Zeugma kazılarına katılan Aksüt, Zeugma’yı hayatının dönüm noktası olarak tanımlıyor. Üniversitede restorasyonun bütün alanlarıyla ilgili eğitim gördüğünü belirten Aksüt, “Yabancı ekiplerle çalışmaya başlayınca aslında üniversitede hiç bir şey öğrenemediğimizi anladım” ifadesinde bulunuyor.
Kayıtlı bin 500 envanter var
Diyarbakır Kent Müzesi’ne gelen tarihi malzemenin bir bölümünün yurttaşlar tarafından hibe edildiğini bir bölümünü ise belediyenin satın alma yoluyla temin ettiğini belirten Aysel Aksüt, Diyarbakır’ın kültürüne ait her türlü malzemeyi kabul ettiklerini, çoğu Cemil Paşa ailesine ait olmak üzere şu an kayıtlı bin 500 envanterin olduğunu söylüyor.
Aksüt, “Ellerindeki tarihi malzemeyi bağışlama ya da satmaları konusunda insanları ikna etmeye çalışıyoruz. Başta tedirgin oluyorlar, malzemeyi koruyamayacağımızı düşünüyorlar, ama buraya gelip gördükten sonra rahatlıyorlar” diyor. Gazete ve tekstil malzemelerinin onarım ve korunmasının daha zahmetli olduğunu belirten Aksüt, çok çeşitli malzemeyle hassas bir şekilde tarihi belgeleri onarıyor.
Kent Müzesi’ndeki laboratuvar ortamının ve eline gelen malzemeleri onarmanın çok keyifli olduğunu söyleyen Aksüt, “Burada önüme gelen objelerin hikayelerini bilerek çalışmak çok daha önemli. Bu gazete, bu obje, bu belgeler, her şeyin burada bir duygusu var. Bu yüzden yaptığım iş benim için çok daha anlamlı” diyerek, dişçilerin kullandığı malzemelerle elindeki figürün üzerindeki pas ve lekeleri milim milim temizlemeye devam ediyor.
Bu tür laboratuvarların kurulmasının kültür varlıklarının korunması için çok önemli olduğunu ifade eden Aysel Aksüt, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin bu laboratuvarı açarak bir ilke imza attığını dile getiriyor.
DİHA/AMED