- Cezaevinde iki kez kalp krizi geçiren hasta tutsak Mehmet Hüseyin Maral, ameliyat sırasında ırkçı müzikler açıldığını söyledi.
Türk cezaevlerinde hak ihlalleri, infaz yakma ve tahliye erteleme uygulamaları sürüyor. Özellikle hasta tutsaklar için yapılan tahliye başvurularına verilen olumsuz yanıtlar dikkat çekiyor. Burdur Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan hasta tutsak Mehmet Hüseyin Maral, cezaevinde geçirdiği kalp krizlerinin ardından hastane ve cezaevlerinde yaşadığı kötü muameleleri ve tedaviye erişimde karşılaştığı sorunları, bir mektupla anlattı. Maral, mektubunda cezaevinde geçirdiği kalp krizlerinin ardından hastanede müdahale için saatlerce bekletildiğini, sevk edildiği hastane ve cezaevlerinde kötü muameleye ve şiddete maruz kaldığını yazdı.
Bir hücreye kapattılar
Maral, 9 Ağustos'ta geçirdiği ilk kalp krizinin ardından Isparta Süleyman Demirel Hastanesi'ne kaldırıldığını, burada anjiyo ameliyatının ardından 24 saat yoğun bakım servisinde tutulduktan sonra taburcu edildiğini aktardı. Taburcu olduktan sonra Isparta E Tipi Kapalı Cezaevi'ne götürüldüğünü söyleyen Maral, "Beni burada bir hücreye kapattılar. Odada hiç pencere yoktu. Odaya geçtikten yarım saat sonra nefes darlığından dolayı fenalaştım ve beni Isparta Şehir Hastanesi'ne ambulansla acile kaldırdılar. Hastanede bazı tetkikler yapıldı ve tetkik sonuçları kötü çıktı. Bazı ilaç takviyeleri yaptılar. Yine beni cezaevine götürdüler. Kurum personellerine, 'Beni bu hücreye sokmayın. Yine kalp krizi geçiririm. Odada nefes alamıyorum' dememe rağmen bir şey yapamayacaklarını söylediler. Durumun ciddi olduğunu anladıklarında bir saat geçmeden beni hemen Burdur Cezaevi'ne yolladılar" dedi
Bir kez daha kalp krizi
Burdur Cezaevi'ne getirildikten sonra 14 Ağustos'ta bir kez daha kalp krizi geçirdiğini belirten Maral, yine Süleyman Demirel Hastanesi'ne götürüldüğünü, ancak burada hastane çalışanları ve doktorlar tarafından kötü muameleye maruz kaldığını belirtti. Maral, uzun süre tedavi edilmeden hastanede bekletildiğini rütbeli bir askerin hastane yetkilileriyle görüştükten kısa süre sonra, başhekim yardımcısının yanlarına gelerek ameliyata alınacağını söylediğini aktardı.
Kötü muameleye devam
Maral, ameliyat sırasında da doktorlar tarafından ırkçı müzikler açılarak kötü muamelenin devam ettirildiğini vurgulayarak, şunları aktardı: "Ameliyat odasında iki doktor vardı. İlk ameliyatımda yoktu bu doktorlar. Ameliyat başlamadan önce kadın doktor, müzik açtı. Açtığı müzik faşizm ve milliyetçilik kokan türdendi. Beni acılar içinde ameliyat masasında kıvranırken kadın doktorun 'Mehter Marşı' tarzı şarkılar açması beni şaşkınlık içinde bıraktı. Ameliyata mı giriyordu savaşa mı belli değildi. Ameliyatım bittikten sonra yoğun bakım servisine alındım. Aradan yarım saat geçmeden beni yoğun bakımdan çıkarttılar."
Yemek de vermediler
Yoğun bakımdan çıkarıldıktan sonra havalandırması olmayan bir odaya konulduğunu belirten Maral, şöyle devam etti: "Hastane ilaçlarının kaldığı yer soğuk hava deposu gibi bir yerdi. Odada hiç pencere yoktu. Beni oraya götürdüklerinde öğlen saat 12 civarıydı. Ertesi gün 12'ye kadar bulunduğum odada hiç kimse benimle ilgilenmedi. Bana hiçbir yemek verilmedi. Benim yanımda refakatçi bulunan bir gardiyan gidip kendi parasıyla yiyecek aldı. Kendisi de durumdan şikâyetçiydi. Bana yapılan zulme karşı odada, 'İnsanlık onuru işkenceyi yenecek' diye slogan atmaya başladım. Slogan attıktan sonra doktorlar hemen yanıma geldiler ve beni hemen taburcu edip yine Isparta E Tipi Cezaevi’ne gönderdiler. Cezaevinde yine tavuk kümesi gibi bir hücreye aldılar."
Kimse sesimi duymadı
Tutulduğu hücrede havasızlıktan kaynaklı fenalaştığını söyleyen Maral, "Bağırmaya başladım. Kimse sesimi duymadı. En sonunda bazı mahkumlar sesimi duydu. Durumumu kendilerine anlattım. Onlar da kapılara vurmaya başladılar ve hemen kurum müdürü yanıma geldi. Müdür, 'Kimseyle konuşma, seni birazdan göndereceğim' dedi. Kısa bir aradan sonra bir başgardiyan ve başka bir gardiyan beni odadan aldılar. Cezaevi çıkışına doğru götürürken başgardiyan bir anda kolumu tutup sıkıştırdı ve bana 'Sen dua et bu koridorda kamera var. Yoksa seni burada komaya sokardım. Her yerini kırardım' dedi. Başladı küfür etmeye. Yine kolumu sıktı. Zaten sıktığı yer morarmıştı. Avukatlarım da morarmış olan yerleri gördü" dedi.
Dalga geçer gibi
Sağlık sorunlarının devam ettiğini belirten Maral, mektubunda "Şu anki durumum iyidir diyemem. 3-4 günde bir hastaneye acile kaldırılıyorum. Sürekli kalp spazmı geçiriyorum. Yoğun bir tedavi süreci geçiriyorum. Eskisi gibi hareket edemiyorum. Doktorlar sürekli stresten uzak durmam gerektiğini söylüyor. Nerede kaldığımızı bilmiyorlarmış gibi sürekli bunun gibi telkinlerde bulunuyorlar. Kuyu tipi gibi bir hapishanede olup günün 23 saatini odada geçirip sonra da 'stres yapmayın' deniliyor. Resmen dalga geçiyorlar" ifadelerine yer verdi. BURDUR