
Balıkesir Kepsut L Tipi Kapalı Cezaevi’nde müebbetlik hasta tutuklu Burhan Babaoğlu, omurilik tümörü ameliyatı olmasından 3 gün sonra apar topar Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi. Henüz dikişleri açılmayan ve kendisini iyi hissetmediğini belirten Babaoğlu'nun Cezaevine gönderilmesinin ardından kendisi ile görüşmek isteyen ailesi ile de görüşmesine izin verilmedi. Yaşananlara tepki gösteren Baboğlu ailesi, tedavinin tamamlanmadan cezaevine götürülmesine tepki gösterdi.
26 yıldır cezaevinde
Farklı cezaevlerinde 26 yıldır kalan Babaoğlu'nun durumuna dikkat çeken kardeşi Cemal Babaoğlu, ağabeyinin 3 ile 5 yıl arasında farklı cezaevlerine sevk edildiğini belirtti. Ağabeyinin cezaevi koşulları ve tedavisinin yapılmaması nedeniyle gözünün birini yüzde 85 oranında kaybettiğini kaydeden Babaoğlu, son iki yıldır kardeşinin omuriliğinde tümör olduğunu ifade etti. Ağabeyinin ameliyatının başarılı geçmesinin ardından kendilerine hastanede bir süre kalacağının aktarıldığını belirten Babaoğlu, refakatçi olarak kalmalarının da kabul edildiğini söyledi. Ancak refakat etmek için Urfa'dan gelmesinin ardından sadece yarım saat ağabeyinin yanında kalabildiğini vurgulayan Babaoğlu, ağabeyinin hastane heyetinin onayı ile cezaevine geri gönderildiğini söyledi. Babaoğlu, talep etmelerine rağmen ne heyet raporunun ne de tedavi sürecinde konulan teşhis ve tanıya dair yazılı veya sözlü bir bilgi verilmediğini kaydetti.
Babaoğlu, ağabeyinin tam teşekküllü bir hastanede tedavi edilmesi için bir an önce serbest bırakılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Kanserli tutsağa ‘tedavi yok’
Adana'da 2009 yılında evine yapılan baskınla gözaltına alınan Hüseyin Güloğlu (67), "KCK üyesi olmak" gerekçesi ile tutuklandı. Ceyhan M Tipi Cezaevi'ne götürülen Güloğlu, 11 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Cezaevinde akciğer kanserine yakalanan Güloğlu, önce Afyon'a ardından 2 yıl önce Kocaeli Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi'ne sevk edildi. Tedavisi ertelenen Güloğlu, ailenin baskısı sonucu Kocaeli Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak ameliyat edildi. 8 gündür yoğum bakım ünitesinde tedavisine devam edilen Güloğlu, tedavisi tamamlanmadan tekrar cezaevine götürülmek isteniyor. Doktoru, Güloğlu'nun SEKA Kocaeli Devlet Hastanesi'ne sevkinin yapılması gerektiğini belirtirken, yoğun bakımda bulunan askeri komutanın ise, "Hastayı cezaevine götüreceğiz" ısrar ediyor.
Tedaviye izin yok
Babasının yalan ifade ile tutuklandığını ve ardından hüküm giydiğini belirten Ayhan Güloğlu, “Babam 67 yaşında 8 çocuk babası. Bir sabah hakkında şikayet olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı ve tutuklandı. İfade veren kişi daha sonra ifadesini baskı ve zorla verdiğini itiraf etti ama kimse dikkate almadı” diye belirtti. Babasının uzun süre tedavi edilmediğine dikkat çeken Güloğlu, “Babam 5 ay boyunca hastanelerde ‘mahkum odası yok, yer yok’ gerekçeleriyle tedavi edilmeden cezaevine geri gönderildi” dedi.
Kemoterapi tedavisi görmesi gerekiyor
Güloğlu, babasının kemoterapi tedavisi görmesi gerektiğini ancak cezaevi yönetiminin buna izin vermediğini söyledi. 10 gün boyunca yoğun bakımda kalması gereken Güloğlu’nun 8’inci günden itibaren asker baskısı ile cezaevine götürülmek istendiğini vurgulayan Güloğlu, “Babamın iyileşebilmesi için yoğun bakımda kalmaya devam etmesi gerekiyor. Doktorların bu yönde raporları var. Yoğun bakımdan çıktıktan sonra kemoterapi ve radyoterapi görmesi gereken babam, cezaevi yönetimin ve askerin baskısı ile tedavisi tamamlanmadan cezaevine götürülmek isteniyor. Babamın cezaevine götürülmesi demek 'cinayete teşebbüs etmek' demektir” ifadelerini kullandı.
Cezaevlerine özel harekâtçılar yerleşiyor
Afyon’da bulunan Dinar T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklulara havalandırmada sayım vermelerinin dayatıldığı ve bunu kabul etmeyenlerin şiddete uğradığı belirtildi. Geçtiğimiz hafta tutuklu bulunan Bawer Eye’nin açık görüşüne giden baba Abidin Eye, oğlunun kendisine, her görüş gününden birkaç gün önce kendilerine gardiyanların çeşitli gerekçelerle saldırdıklarını söylediğini belirtti.
Yaşananların provokasyon olduğunu söyleyen baba Eye, gardiyanların “yanlış yürüyorsunuz, doğru yöne bakmıyorsunuz” gibi gerekçelerle tutuklulara saldırdıklarını ifade etti. Oğlunun gardiyanların değiştiğini kendisine ilettiğini belirten baba Eye şöyle devam etti; “Oğlum bana, 'Bunlar bizim eski gardiyanlar değil. Davranışları, tutumları gardiyan gibi değil, özel harekâtçıdır’ dedi. Şimdi cezaevi sabah erken saatlerde tutsakları koğuştan dışarıya çıkarıp, dışarı da sabahın soğuğunda sayım vermeleri dayatılıyor. Tutsaklar bu dayatmayı kabul etmedikleri için gardiyanların saldırısına maruz kalıyorlar" dedi.
156 gündür hücredeler
Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 156 gündür hücrede tutulan 16 tutuklu, 13 gündür açlık grevinde. Tutuklulara tuz ve şekerin de verilmediği belirtildi.
Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nden 17 Haziran'da Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi'ne sevk edilen 16 tutsak, 156 gündür hücrede tutuluyor. Hücrede tutulmalarına karşı 17 Ekim'de 2 günlük açlık grevine giren tutsaklar, şartlarının düzeltilmemesi üzerine 4 Kasım'da yeniden açlık grevine başladı.
Süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan tutukluların durumlarında şu ana kadar herhangi bir değişiklik olmazken, eylemlerinin 4'üncü gününde hücrelerine yapılan baskınla tuz ve şekerlerine de el konuldu.
Kadın tutsaklara askeri düzen dayatması
Hak ihlalleri ve işkence ile gündemden düşmeyen Elazığ T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar gönderdikleri mektuplarda yaşadıklarını anlattı. Kimlik taşıma uygulamasını insanlık dışı bir uygulama olarak tanımladıklarını ifade eden tutsaklar, bu uygulamayı kabul etmedikleri için son iki aydır tüm haklarının gasp edildiğine dikkat çekti.
Devlet mekanizmasının Elazığ Cezaevi’nde idarenin keyfi uygulaması ile işlediğini belirten kadınlar, “Bizler şu an tecrit altında tutuluyoruz. İnsanlık dışı uygulamalara maruz kalıyoruz. Cezaevi adeta bir sorunlar yumağına dönüştürülmüştür. Dayatılan uygulamalar insanlara alenen karşıt bir pozisyonda durmaya teşvik etmektedir” dedi.
İnsanlık dışı bir uygulama
Daha önce kendilerine verilen kimlikleri aldıklarının altını çizen kadınlar, koğuş dışına çıkınca kapıda personele verdiklerini, koğuşa girince ise personelden tekrar aldıklarını vurguladı. Son iki aydır cezaevi idaresinin kimlik taşımayı dayattığının altını çizen tutsaklar, “Bizi kendi hiyerarşi uygulamalarına dahil etmek istiyor. Askeri düzende emir komuta zinciri dahilinde uygulatmak isteniyor. İdare şunu söylüyor bize; ‘koridorda seni gören personel sana ‘mahkum sen kimsin?’ dediğinde sen kimliğini göstereceksin. Biz bu kimlik taşıma uygulamasını insanlık dışı buluyoruz. Onur kırıcı bir davranıştır. Bu durumu kabul etmediğimiz içinde tüm haklarımızdan mahrum edilmiş durumdayız. Son iki aydır tüm bu haklarımız gasp edilmiş durumdadır” şeklinde ifade etti.
Erkek gardiyanlardan alçakça uygulama
Kadın tutsaklar mektubun devamında şunları dile getirdi: “Onur kırıcı davranışlara maruz kalıyoruz. ‘Siz köpeksiniz’ ifadelerini kullanıyorlar. Koğuşa giren erkek personeller tarafından ahlak dışı tavırlara maruz kalıyoruz. Sayım esnasında da koğuşa erkek personel gelip sayım alıyor. Biz bir kadın koğuşuna erkek personel giremez dediğimizde ‘Siz kadın değilsiniz siz mahkumsunuz’ deniliyor.
Açlık grevi sürüyor
Son dönemlerde Adalet Bakanlığı’na, Cumhuriyet Başsavcılığı’na toplu olarak yazdığımız dilekçeler gönderilmedi. Bu uygulamadan kaynaklı sık sık açılan disiplin soruşturmalarına dahi toplu savunma yapamıyoruz. Tüm çabalarımıza rağmen sorunu çözmeyen cezaevi idaresi tüm diyalog yollarını kapattığı için açlık grevine başladık. Taleplerimizin karşılanmaması durumunda açlık grevini daha üst seviyeye taşıyacağız.
Defalarca görüşe çıkmak istememize rağmen çıkartılmadık. Bunun üzerine kapıya vurduk. Koğuşumuz 25-30 personel tarafından iki defa üst üste basıldı. İlk aşamada bütün kaşık, tabak ve karavanalarımıza el konuldu. İkincisinde bir saldırıya maruz kaldık. Bu saldırı karşısında kendimizi savunma pozisyonunda olmamıza rağmen biz saldırıyormuşuz gibi yansıtıldı ve yaklaşıldı. Eğer biz saldırmış olsaydı koğuşta unutulan gardiyana saldırırdık.”
HABER MERKEZİ