EREM KANSOY


Türk devleti ve basını, QSD’nin Reqa hamlesini gölgelemeye yönelik içi boş ve yalan haberleri yayma yarışına girmişti. Koalisyon güçlerinin QSD’ye desteğinin de gündeme gelmesiyle Reqa’da kazanılan mevzileri sanki Amerika kazanmış gibi göstermeleri çaresizliklerinin yansımasıydı. İçi boş algı operasyonlarının boşa çıktığını Reqa şehir merkezinde dikilen YPG/PJ bağrağı tüm dünyaya gösterdi.

Amerika’nın silah yardımları, askeri desteği, koalisyon güçlerinin Reqa hamlesi gibi başlıklarla yürütülen algı operasyonlarına QSD güçleri inancın ve keleşin zaferi ile cevap verdi. Gerçek şu ki; bölgede koalisyon güçleri, sadece QSD’lilerin belirlediği koordinatlar doğrultusunda hava saldırıları ve seyrek aralıklarla da havan atışları yapıyor. 

Reqa’daki zafer havuz medyasının yazdığının aksine Amerika’nın son model silahları ile değil, Kürt, Arap, Êzîdî ve dünyanın çeşitli bölgelerinden YPG-YPJ güçlerine katılan genç savaşçıların omuz omuza mevzilerde savaşıyla kazanılıyor. Yüreğinde inanç, omuzlarında tozlu keleş ve ayaklarında terliklerle savaşçıların kazandığı bir zafer var. 


Reqa’da terlikle savaşılır. Kimi savaşçılar giyecek bir çift ayakkabıdan mahrum halde Reqa’nın özgürleştirilmesi için canını feda etti. Zorlu zemin koşulları, taşlı topraklı Reqa sokaklarında ellerinde keleşler ve ayaklarında terlikleriyle DAİŞ’in sonunu hazırladılar. Bu yönüyle Reqa, inancın zaferi olarak tarihe geçti.