
Tabi ki, 8. Zilan Kadın Festivali’ni ne yazık ki, yağmurlu bir havada geçirdik. Yağmura rağmen kadınlar rengarenk giysileriyle festival alanına aktı.
Hazırlık çalışmaları son bir haftada yoğunluk kazanmıştı.
Genellikle festival arifesi, festivalden daha yoğundur. Bir gün önceden festival alanını süslemek, standları kurmak, kimin nerede yer alacağını belirlemek, tekniki ihtiyaçları tespit etmek ve en önemlisi de program akışını sağlıklı yürütebilmek için sanatçıların ve panelistlerin zamanında gelmesini sağlamak... Bakmayın benim öyle kolay sıraladığıma, emin olun çok zor işler. Tabi bir de güvenlik var. Bir gün öncesi işte tam böyle bir curcunaydı. Songül (Turhal) arkadaşla kafa kafaya verip, dağınık olan festival alanını nasıl derli toplu tutacağımızı düşündük durduk. Sonunda bize verilen festival alanının bir kısımını devre dışı bıraktık. Yerleri uygun olmayan çadırların ayaklarından tutup yürüttük. Amfi Tiyatrosu’nun basamaklarında yürüyen çadırlar, Duisburg standında yükselen müzik eşliğinde oynanan çepik, yağmur altında karınca gibi oradan oraya koşan görevlilerin çalışma şevki görülmeye değerdi. Tabi, bir de sahne vardı. Bir yandan pankartlar asılıyor, bir yandan salatalar doğranıyordu.
Panel ayakta dinlendi
Sabaha saatler kalmıştı. Düsseldorf çadırı, erken gelecek katılımcılar için mercimek çorbasını çoktan ocağa vermişti. Çorbayı göremeyenler için küçük bir dipnot düşeyim: Çorba sabaha doğru yanmıştı.
Alana ilk Stuttgart’taki kadınlar geldi. Ardından Fransa, Belçika, Hollanda, İsviçre’deki kadınlar alana akın etti. Kadınlar panel çadırını tıklım tıklım doldurdu. Oturacak yer kalmadığı için pek çok kadın paneli ayakta dinledi.
En güzel görüntü
Gidiş-gelişlerin yoğunluğu içerisinde koşturan çocuklar adeta özgürlüğün tadına vardı. Birbirini görüp kucaklaşanlar, akrabalarını kapıda bekleyenler, standlara akın edenler, yağmur altında müziğin zevkine varmaya çalışanlar... zıtların birlikteliği oluşmuştu. Sanatçı Rojan, Zelal ve Şehriban’ının sesiyle bir kat daha artan festival coşkusu görülmeye değerdi. Hele kadınların, hep birlikte halaya durması günün en güzel görüntüsüydü. Tabi bunun yanında faul görüntüler de yok değildi. Kapıda bileti olmayıp da ‘benim eşim almış, biz aileyiz’ deyip geçmeye çalışanları mı, ‘Hop heval, biletinizin üzerinde aile bileti yazıyor mu?’ diyen görevli mi, yanlış biletle kapıya dayananları mı?...Bunların hepsi anlaşılabilir, yutulabilir festival görüntüleri. Kimsenin gocunmaması gerekir. Ve tabi akşam biten festivalin ardından alana bakmak istemiyorum. O konudaki izlenimlerim de izninizle bende kalsın. Sadece şunu diyebilirim ki, alanın görüntüsü pek de şahane değildi...
Artılarıyla, eksileriyle festivalimiz coşkulu bir şekilde gerçekleşti. Festivalimize katkısı olan, büyük emek sarf eden herkese, özellikle Duisburg, Essen, Düsseldorf, Bonn ve Köln çalışanlarına teşekkür ediyoruz. Yine festivalimizi canlı olarak yayınlayan Stêrk ve Nûçe TV’ye, tüm emekçi basın ekibine de katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.
HALİME KURT