Hollanda’nın Amsterdam kentinde bu sene 32. kez düzenlenen festivalde oldukça çarpıcı belgeseller gösteriliyor. Everything Must Fall belgeselinde, Güney Afrika’daki  öğrenci ayaklanmaları ele alınıyor. Yönetmenliğini Eyad Aljarod’un yaptığı The Greatest Sacrifice ise İdlib’e odaklanıyor. Kippur ve Serbest Bölge gibi filmleriyle öne çıkan İsrailli yönetmen Amos Gitai de festivalin bu yılki konuklarındandı.

ORKAN BAYRAM / AMSTERDAM

Uluslararası Belgesel Festivali IDFA 32. kez Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da düzenliyor. 25 Kasım’a kadar kentin farklı noktalarında gerçekleşen festival, yoğun izleyici katılımıyla çok zengin bir deneyim sunuyor.

Bu yılki festivalin önemli farklarından birisi yeni bir yönetimle düzenleniyor olması. Suriyeli festival yönetmeni Orwa Nyrabia açılış konuşmasında, sanatsal özgünlüğün manipülasyon ve yalana karşı en iyi panzehir olduğunu ifade etti. Festivalin gerçekleşmesi diğer festivalde olduğu gibi AB ve devlet fonlarının desteğiyle mümkün oluyor, bundan dolayı da ülkenin Kültür Bakanı festival açılışına katılarak bir konuşma yaptı. İzleyiciyle buluşmaya hazır, tamamlanmış filmlerin farklı ülkelerden alıcılarla buluşmasını sağlayan DocSale ve belgesel fikirlerini hayata geçirmeye çalışan yeni sinemacıları sektörle buluşturmayı amaçlayan IDFAcademy gibi önemli yan etkinlikler de festival kapsamında.

The Greatest Sacrifice (En Büyük Fedakârlık)

Yönetmen Eyad Aljarod’un ikinci belgesel film çalışması var 2011-2013 yılları arasında “Arap Baharı” diye adlandırılan ayaklanmaların İdlib’in doğusunda küçük bir Arap şehri olan Sarakeb’de yaşananları anlatıyor. Sivil itaatsizlik şeklinde başlayan ayaklanmaların Suriye rejiminin kanlı saldırıları sonucunda grupların silahlanmaya başlaması ve zaman içerisinde daha idealist ve “ılımlı” olan bireylerin yerini çok daha örgütlü İslamcı çete gruplarının almasını konu alıyor.

Everything Must Fall (Herşey Alaşağı Olmalı)

   

Güney Afrika’da 2015 yılında başlayan öğrenci ayaklanmalarını ele alıyor. Her yıl artan üniversite harçlarının nasıl siyah öğrencilerin üniversite okumasının önünde engel oluşturan ve açıkça ırkçı bir uygulama oluşunu ele alan film üniversite rektörünün akıl almaz tutumu ve farklı politik çevrelerin görüşlerine de yer vererek kararı izleyiciye bırakmayı tercih ediyor. Güney Afrika’da Apartheid rejiminin ardından nelerin vaat edildiği ama halkın özellikle de siyahların ne elde ettiğini açıkça ortaya koyuyor.

Bayit Film’i neden yasaklandı?

Kippur ve Serbest Bölge gibi filmleriyle öne çıkan İsrailli yönetmen Amos Gitai de festivalin bu yılki konuklarındandı. En son kısa filmi Gazze’deki Bir Dosta Mektup’u sunan yönetmen, eleştirmen Jean-Michel Frodon ile bir söyleşi gerçekleştirdi.

Artık İsrail’in geldiği noktanın tarihteki birçok dönemini geride bıraktığından bahseden İsrailli yönetmen kendisi için mimarlık kariyerinden ziyade yönetmenliği seçmenin nedenlerini anlattı. İsrail devlet televizyonu için çektiği “Bayit (Ev)” filminden bir parça göstererek konuşmasına başlayan yönetmen Filistin halkının uğradığı onca katliama ve içindeki intikam arzusuna rağmen kendini ifade etmekte İsrailli bir yerleşimciden ne kadar daha sofistike ve medeni olduğunu ortaya koydu. Filmin çekildikten sonra yasaklandığını söyleyen yönetmen kendisi için belirleyici olan şeyin filmi savunmak ve izlettirebilmek için yürüttüğü mücadele olduğunu söyledi. Manipülasyon ve yalanlardan ziyade hakikatleri göstermek için sinemanın nasıl bir araç olabileceğini söyleyen yönetmen, İsrail’in şu anki sansürün geldiği durumu anlattı. Eskiden çekme şansı bulduğu birçok filmi şu an çekme imkânlarının nasıl ortadan kalktığını anlatan yönetmen, sinemanın ancak belli bir anda ve zaman aralığındaki bir fırsatta gerçekleşebileceğini belirtti.

   

Merak uyandıran yapımlar

Özellikle “Luminous” isimli program karakter odaklı, hikâyeleriyle sürükleyen filmler barındırıyor. Sakawa filmi Ghana’daki internet dolandırıcılarını odağına alırken Sarah Kaskas’ın “Underdown” isimli filmi Beyrut’ta hayatta kalmaya çalışan üç kişiye odaklanıyor.

“Best of Fests (Festival En’leri)” programı da Filistin yapımı Mussolini’nin Kız Kardeşi (Mussolini’s Sister) ve “İçimdeki Deniz (Inland Sea)” gibi geçtiğimiz yıl dünya festivallerinde beğeni toplayan filmleri izleyiciye sunuyor.

DocLabs isimli program ise seyircilere farklı belgeleme ve bunların deneyimleri üzerine imkânlar sunuyor. 360 derece ve VR (Sanal Gerçeklik) ile hakikati buluşturmayı deneyen türler de bu program altında izlenebilir.