‘PKK’liler olarak Filistin’de kamplarda kalıyorduk. Kampların etrafında da meyve bahçeleri vardı. Bu bahçelerde yere düşen meyvelerden toplayıp yemiyorduk. Tabii bu duruma hem bahçe sahipleri hem de bizimle aynı bölgede kalan devrimciler şaşırıyorlardı. Bahçe sahipleri bize ısrarla soruyordu. Siz kimsiniz? Niye bu bahçelerden yemiyorsunuz? Bize ait olmayan bir şeyi izinsiz yemeyiz dedik. Bunun üzerine bahçe sahipleri torbalarla bize meyve göndermeye başladı.” diye söyledi Amaralı’nın yoldaşı.

Fırat ve Dicle nehirlerinin kendisiyiz. Anayız. Mezopotamya havzasını bir baştan diğer başa geçer,karışırız büyük okyanuslara. Toprak ile buluşur, damla damla emilir, başka ceninde hayat buluruz. Can olur, topraktan fışkırır birer ırmak olup tekrar Fırat ve Dicle ile buluşuruz. Bu buluşma her döngüde devam eder. Adem ile Hava’dan başlar hikayemiz. Direnişimiz. Yasaklanan ağaçtan kopardık elmayı. ‘... Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.’ denmişti.

Bu sözün başka bir versiyonu Kürt’e söyleniyordu. ‘Siz her şey olabilirsiniz ama Kürt olamazsınız.’ Dik durduk. Eğmedik bize bahşedilen başı. Yaratılışımızın hikayesi direniş kokar. Işıktan yaratılanlar dize gelmişti bizim için. İlk kavga o gün bu gündür devam ediyor Mezopotamya’nın kutsal topraklarında.

Bizi dağlara metfun etmek istediler. Yüksek dağlarımızın en tepesine gömülü olduğumuzu taşa kazıdılar. İsyan etmiş, direnmiş fakat yenilmiştik, ama baş eğmemiştik. Ne güzel söylemişti ak sakallı Pîr, ‘Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun’. O taşları Fırat ve Dicle’nin damlalarıyla hayat bulan ceninler söküp attı. Her karış toprakta Can’a dönüşen cenin, doğu, batı, kuzey, güney demeden Ortadoğu’dan, Latin Amerika, Afrika ve Avrupa’nın en ucra köşelerine kadar ışık oldu. Işık sözmelerinin önüne set olmak isteyenlerin, Ağrı dağının en tepesine metfun olmaları yakındır şimdi. Artık ok yaydan çıktı ve yaydan çıkan bu ok en büyük temsilini kadında buldu.

Tarihte bildiğimiz bilmediğimiz partilerin çoğu erkekler tarafından kurulmuş ve erkekler tarafından yıkılmıştır. Partilerin kuruluşu, erk üzerinden şekillenmiştir. Erk üzerinde şekillenen partilerde de kadının esamesi okunmamıştır. Sadece bir figüran olarak kullanılmaya çalışılmıştır. Yaşadığımız Mezopotamya coğrafyasında da var olan ulusal devletlerin partileri en kaba haliyle erkeği temsil eder. Buradaki partiler de, erkek ve ulusalcılığın ete-kemiğe bürünmüş hali gözler önündedir. Parti demek diktatörlük demekle eşdeğerdir. Parti deyince insanın aklına çoğu zaman erkek gelir. Parti demek güç demek oldu her zaman. Gücün simgesi ise hep erkek olarak gözlerimizin önünde şekillendi. Kadın karakterlere sadece mitolojilerde rastladık. Gerçek hayatla kadının bağı böylece koparılmış oldu.

Birçok alanda hala 42. kuruluş kutlaması yapılan PKK’de sadece erkekler partisi olarak yoluna devam etseydi, o da her iktidar partisi gibi kendine yabancılaşırdı. Erkekleşen parti özgürlük ve inanç dışında her şeyi vaat eder duruma gelmiş olurdu. Dolayısıyla her 27 Kasım’a sadece bir partinin kuruluş yıl dönümü olarak yaklaşmak, onu öyle ele alıp değerlendirmek oldukça yetersiz kalır. Bu hareketin PKK ismiyle ortaya çıkardığı değerler, inanç, kararlılık, moral ve özgürlük ısrarı Kürdistan’daki tüm direnişleri temsil eder.

“Benim için kadın özgürlüğü her şeyden daha önemlidir. En güzel kadın hayatı özgür yaşayan kadındır… Hiçbir birlik ve bütünlük özgür kadınla ve tahakkümü yenmiş erkeklikle yaşamaktan daha değerli güzel ve doğru olamaz.”der Amaralı. İşte PKK demek tam da bu demektir. 27 Kasımlar demek kadının özgürlük serüvenine yön vermesi demektir. Kadın yaşamının, düşüncesinin, dokunuşunun ve söyleminin anlam bulması demektir. Bu üç harfte anlamlaşan kadın hayatın kendisi oldu. Dünün söz söyleneni bu günün söz söyleyeni oldu. Zarife, Leyla Qasım, Zilan ve Arîn Mîrkan ile bütünleşen, Qazî Muhammed, Seyîd Riza, Hakiler, Mazlumlar, Çiyagerler ve Helmetlerin ruhu bütünleşen özgürlük arayışlarıdır. Bu arayışlardır PKK’yi yenilmez kılan. Bu arayışlardır PKK’yi dünyanın dört bir yanında ilham kaynağı yapan.