
Van'da imza standı
Aynı amaçla Van'da bulunan sivil toplum kuruluşları, Feqiyê Teyran Parkı'nda biraraya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamaya; çok sayıda yurttaşın yanı sıra BDP ve HDP yöneticileri, KURDÎ-DER, Eğitim Sen, Eğitim Destekevi, HDK, Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği (ÖVDER) üyeleri katıldı. Sivil toplum kuruluşları adına konuşan Eğitim Destekevi eğitmeni Bahattin Karaman, asimilasyoncu eğitim sistemine karşı Kürt halkının yıllardır direndiğini vurgulayarak, "Eğer Türkiye ve Kürdistan halklarının birlikte yaşamasını istiyorsanız, en başta Kürtçenin ve diğer dillerin resmi dil olması gerekir. İlkokuldan üniversiteye kadar anadilde eğitim olmadır" dedi. Açıklama oturma eylemiyle sona erdi.
Ardından anadilde eğitim talebiyle imza standı açılarak, kampanya için imza verildi. 4 gün boyunca açık olacak stantta toplanacak imzaların, Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne teslim edileceği belirtildi.
Kızıltepe'de hedef 50 bin
Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde KURDÎ-DER öncülüğünde anadilde eğitim talebiyle Özgürlük Meydanı'nda imza standı kuruldu. Halkın yoğun ilgi gösterdiği imza standında, 2 bin imza toplayan kurum temsilcileri, 10 Eylül'e kadar imza toplamaya devam edecek. Stantta açıklama yapan KURDÎ-DER Kızıltepe Şube Başkanı Halil Kuzu, 50 bin imza toplamayı hedeflediklerini belirtti. Kentin yüzde 90'ının Kürtçe konuştuğuna dikkat çeken Kuzu, "Bu nedenle okullarda çocuklarımızı farklı bir dil ile eğitilmesini istemiyoruz" dedi. Kuzu, topladıkları imzaları, Milli Eğitim Bakanlığı'na göndereceklerini ifade etti.
Anadil tartışılmaz haktır
Anadilde eğitimi değerlendiren Dr. Handan Çağlayan, anadilin insan kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Eğitim Sen Merkez Eğitim Sekreteri Betül Korkut da çocuğun ruhsal ve sosyal gelişimi için anadilin olmazsa olmaz olduğunu söyledi.
Anadilde eğitim talebiyle birçok il ve ilçede eylemler yapılırken, AKP hükümeti yetkilileri ise bu konuda herhangi bir düzenlemenin yapılmayacağı açıklamalarında bulundu. Dr. Handan Çağlayan, anadilin insan kişiliğine etkisini, Eğitim Sen Merkez Eğitim Sekreteri Betül Korkut da çocuğun ruhsal ve sosyal gelişimi için anadilin önemini anlattı. Dr. Handan Çağlayan, insanın kişilik gelişimin, ruhsal ve düşünsel gelişiminde anadilin oldukça önem taşıdığını ifade etti. Çağlayan, anadilin insan kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olduğuna vurgu yaparak, "Dil ile kişilik bileşimi birlikte oluyor. Doğal olan da budur. İnsanın kişiliğinin parçalanmaması, kopukluğun yaşanmaması için hayata hangi dil ile başlamışsa eğitimini de o dil ile yapması en temel doğal zorunluluktur" dedi.
En iyi ifade aracı
Kişinin doğduğu andan itibaren anadili ile hayata tutunmasının onun tek dilli olması anlamına gelmediğine vurgu yapan Çağlayan, şunları ifade etti: "Anadilini iyi öğrenen bir insan çok dilliliğe eğilimli oluyor. Daha fazla dil öğreniyor. Buna eğitim dilinde 'Arttırıcı çok dillilik' deniliyor. Bu kişinin eğitime kendi anadili ile başladıktan sonra başka diller öğrenmesinin ne kadar kolay olduğunu anlatıyor. Ama önce anadilini iyi bilmesi gerekiyor. Çocuk kendini en iyi anadiliyle ifade edebilir."
Tartışmasız bir hak
Çağlayan, çocukların anadil dışında farklı bir dille eğitime başlamalarının yol açtığı sorunlara da dikkat çekti. Bunun eğitim dilinde "Azaltıcı çok dillilik" olarak tanımlandığına vurgu yapan Çağlayan, "Çocuk başka bir dile aniden geçtiğinde kendi ana dilini kıymetsiz, değersiz görmeye başlıyor. Ya da bu ona hissettiriliyor. Çocuk ondan sonra başka dilleri iyi öğrenemiyor. Gelişim bütünlüğü kesintiye uğruyor'' dedi. Çocuğun düşünce dünyasının gelişmeye başladığı yaşlarda bilmediği bir dil ile eğitime başlamasının düşünsel gelişimi sekteye uğrattığına işaret eden Çağlayan, bu durumun kişilik gelişimini bir bütünen olumsuz etkilediğini vurguladı. Çağlayan, anadilde eğitimin tartışmasız bir hak olduğunu ifade ederek, şunları ekledi: "Eğitimin amacı, çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal açıdan güçlenmesi ve içinde bulunduğu toplumu, dünyayı değerlendirebilecek, eleştirebilecek donanım kazanması ise çocuğun hem okula dayalı bilgiyi, hem de kültürel kimliklerini güvenli bir şekilde taşımaları önemlidir. Çocukların kimliklerinin ve kişiliklerinin bir parçası olarak anadillerinin değersizleştirilmesi ise, özgüvenlerini ve özsaygılarını olumsuz etkiler."
'Sosyal, zihinsel gelişimi etkiliyor'
Eğitim Sen Merkez Eğitim Sekreteri Betül Korkut, anadilde eğitimin çocukların hem sosyal, hem zihinsel gelişimi açısından olmazsa olmazlardan olduğunu vurgulayarak, bunun çocuğun tüm yaşamını etkilediğini söyledi. Anadilde eğitim hakkının, Türkiye'de güvenlik sorunu ekseninde tartışılmasının yanlış olduğunu dile getiren Korkut, bunun temel bir hak olduğuna işaret etti. Korkut, ''Bugün Ankara'da anadilde eğitim gören bir çocuğun özgüveni ile Hakkari'de anadili Kürtçe olan bir çocuğun özgüveni arasında çok büyük farklar var. Yıllardır iktidarlar bunu görmek istemediler. Özellikle Kürt halkının mücadelesiyle beraber anadilde eğitim Türkiye halklarına kendi meşruluğunu kabul ettiriyor'' dedi.
'Seçmeli ders kabul edilmez'
"Anadilinde eğitim bizi bölmez. Bizi birbirimize daha çok yakınlaştırır" diyen Korkut, hükümetin anadil hakkı konusunda oyalamacı bir yaklaşım sergilediğini söyledi. Korkut, anadilinde eğitim talebine karşılık seçmeli ders yaklaşımının da kabul edilmez olduğunu vurgulayarak, şu hususlara dikkat çekti: ''Çocukların zaten bildikleri anadillerini öğretecek seçmeli derslere değil, anadillerinde eğitim yapmaya, eğitimde anadillerine yer verilmesine, bütün dillere eşit değer verilmesine ihtiyacı bulunmaktadır. Bu nedenle biz sendika olarak, anadilinde eğitim konusunda bu oyalamacı yaklaşımı doğru ve sorun çözücü bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Olması gereken anadilinde eğitimin bir hak olduğunun açıkça kabul edilmesi ve bunun için gerekli altyapı çalışmalarına vakit geçirilmeden başlanmasıdır. Bütün diller eşit değerdedir. Anadili insanın ayrılmaz bir parçasıdır. Hiçbir devlet politikası, insanı bu ayrılmaz parçasından koparmayı haklı ve meşru kılamaz."
EREN DİNÇ / NAGİHAN AKARSEL/DİHA/ANKARA