Uppsala Üniversitesi Professörü Carina Jahani İran’da, Kürt Öğretmen-Yazar Haydar Diljen de Türkiye’de azınlık hakları açısından anadilde eğitim hakkı önündeki engelleri gündeme getirdi. Anadil eğitiminin çocukların yaşamları ve geleceği üzerindeki etkilerini kendi yaşamından da somut örnekler vererek anlatan Diljen, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze kadar 92 yıl boyunca Kürt halkı ve diğer azınlık halkları, dillere ve kültürleri dışlayan ve inkar eden tutumunu ayrıntı bir biçimde ele aldı. Türk devletinin 1923 yılında ‘tek ulus’, ‘tek ülke’ ve ‘tek dil’ anlayışıyla kurulduğunu, 1926 yılında Kürtçe”nin yasaklandığını, 1928 yılında “Vatandaş, Türkçe konuş” kampanyasının başlatıldığını hatırlatan Diljen, 1933 yılında Mustafa Kemal’in Türk Dil Kurumu’nu kurduğunu ve bu kurumun tüm dillerin Türkçe’den geldiği yolunda ırkçı ve şoven tezleri savunmaya başladığını ifade etti. Daha sonraki yıllarda onbinlerce yerleşim biriminin Kürtçe adlarının Türkçe’yle değiştirildiğine ve milyonlarca Kürde Öztürk, Asiltürk, Aslantürk, Göktürk ve Bozkurt gibi soyadlarının verildiğini söyleyen Diljen, yasakçı ve ırkçı anlayışın günümüzde de sürdüğünü vurguladı. Diljen, salonda bulunan değişik partilere mensup milletvekillerine Türkiye’nin en temel insan hakkını, anadilde eğitim hakkını inkar eden bu tür uygulamalarını İsveç Parlamentosu’nun gündemine getirerek tartışmalarını ve Türk devletine baskı yapmalarını istedi. 


Vekiller tepki gösterdi

Kürtçe anadil eğitiminin ilk kez 1984 yılında Stockholm’un Tensta semtindeki bir anaokulda uygulanmaya başlandığını hatırlatan Diljen, Türk devletinin bu uygulamaya karşı çıktığını ve İsveç hükümetine başvurarak Kürtçe eğitimin yasaklanmasını talep ettiğini ancak bu talebin İsveçli kurum ve belediyeler tarafından tepki ile karşılanıp reddedildiğini aktardı.

Toplantıda bulunan milletvekilleri arasında yer alan Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh ve Çevre Partisi Yeşiller Milletvekilli Valter Mutt, anadilde eğitim hakkının en temel insan hakkı olduğuna vurgu yaptı. Türk devletinin bu hakkı Kürtler ve ülkede yaşayan diğer azınlık halklara tanımamak için uluslararası sözleşmelere muhalefet şerhi koymasının kabul edilemeyeceğini söylediler ve konuyu parlamentonun gündemine getireceklerini ifade ettiler.


MURAT KUSEYRİ/ANF/STOCKHOLM